8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2013/7917 E. , 2013/7480 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 24.06.2011 gün ve 185/437 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 104 ada 12, 109 ada 19, 48, 58; 110 ada 41, 111 ada 6, 124 ada 18, 22 ve 24 nolu parsellerin ortak miras bırakandan kaldığını, kadastro geçerken davalılar adına yazıldığını açıklayarak anılan parsellerin tapu kayıtlarının iptaliyle miras bırakanın mirasçıları adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... keşifteki beyanıyla davayı kabul ettiğini, talep konusu taşınmazların annesinin babası olan ...'dan kaldığını beyan etmiştir. Davalı ... ve ... davanın reddini savunmuşlardır. Davalı ... ise talep konusu 104 ada 12 ve 109 ada 48 parsel sayılı taşınmazları diğer davalı ...'dan satın aldığını, ...'ın ise dava dışı mirasçılardan satın alarak yaklaşık 20 yıldan fazla kullandığını, satın aldıktan sonra da kendisinin kullandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece 104 ada 12 ve 109 ada 48 nolu parsellerin iyi niyetli 3.kişi olan davalı ... tarafından satın alınması sebebiyle bu parseller yönünden davanın reddine, 109 ada 19 ve 58 nolu parseller ile 110 ada 41, 111 ada 6, 124 ada 18, 22 ve 24 nolu parseller bakımından ise davanın kabulüyle tapu kayıtlarının iptaline, muris ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hükmü davacı vekili reddine karar verilen 109 ada 48 parsel yönünden süresinde temyiz etmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; 109 ada 48 parsel sayılı taşınmazın, 27954.72 m2 olarak “tarla” vasfıyla, senetsizden,...'ın 20 yılı aşkın zamandan beri nizasız, fasılasız malik sıfatıyla zilyetliğinde iken oğlu 1993 yılında oğlu ...'nın hibe ettiği gerekçesiyle 10.04.2008 tarihinde ... adına tespit edilmiş, itirazsız kesinleşmesi üzerine 08.07.2008 tarihinde tapuya tescil edilmiş ve 02.12.2009 tarihinde ise tapuda ...'a satılmıştır. Mahallinde 13.06.2011 tarihinde keşif icra edilmiştir. Keşifte dinlenilen yerel bilirkişi ve davacı tanığı; 109 ada 48 nolu parselin muris ...'a aitken (intikal şeklini açıklamadan) oğlu ...'e 50 yıl önce geçtiğini, onun da davalı ...'a sattığını, ...'ın ise yaklaşık 20 yıl kullandıktan sonra tapuda ...'a sattığını, diğer dava konusu taşınmazların ise ortak muris ...'a ait olduğunu ve ölümüyle çocuklarına kaldığını beyan etmişlerdir. Dinlenilen yerel bilirkişi ve tanıklar murisin mirasının taksim edilip edilmediği hakkında bir açıklama yapmamışlardır. Davalı ...'un mirasçı olmadığına, 109 ada 48 parsel sayılı taşınmazı tapuda satın ve devraldığına göre TMK.nun 1023.maddesi hükmü uyarınca araştırma ve inceleme yapılması gerekir. Anılan maddede de, tapu kütüğündeki tescile iyi niyete dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak iktisap eden kimsenin bu iktisabı korunur. Anılan bu hüküm karşısında davalının iyi niyetli olduğu yönünde kanuni bir karine mevcuttur. Ancak, 11.11.1991 gün, 4/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere tapuda kayıtlı bir taşınmaz malı kazanan kimseye karşı MK.nun 931 (TMK.1023) maddesinde öngörülen iyi niyet kurallarına aykırılık nedeniyle açılan tapu iptali davalarında dava açılma iradesinin iktisabın kötü niyete dayalı olduğu iddiasını da taşıdığına; kaldı ki, öyle olmasa bile kötü niyet iddiasının hukuki mahiyeti itibariyle itiraz niteliğinde bulunduğu, bu nedenle, yargılama sona erinceye kadar her zaman ileri sürülebileceği belirtilmiştir. Somut olayda, anılan hüküm ve İçtihadı Birleştirme Kararı karşısında, davalının kötü niyetle kazanımda bulunduğu araştırılmadan ve bu husus kanıtlanmadan yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Davalının satın almasında kötü niyetli olduğu yolunda davacının, davalı ... da karşı delil gösterdiği taktirde onun da delilleri birlikte toplanarak muris ... 'dan kaldığı sabit olan, çekişmeli taşınmazın taksim edilip edilmediği, taksim edilmiş ise hangi mirasçıya intikal ettiği hususları da açıklığa kavuşturularak, tarafların tüm delilleri toplanarak, bir bütün halinde değerlendirip hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, maddi olay, hukuki niteleme ve delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır. Bundan ayrı hakimin bir diğer görevide doğru sicil kaydı oluşturmaktır. Muris ... 01.01.1965 tarihinde ölüdür. Ölü kişi hakkında Kadastro Mahkemesi ve Kadastro Komisyonları haricinde genel mahkemelerdeki davalarda kayıt oluşturulamaz. Esasen davacıda murisin mirasçıları adına iptal ve tescil istemiştir. Açıklanan durum kamu düzeniyle doğrudan ilgilidir. Öyle ise murisin adına tescil kararı verilmesi de isabetsizdir. Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 118,80 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 20.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.