Esas No
E. 2013/606
Karar No
K. 2013/18580
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2013/606 E.  ,  2013/18580 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 26.09.2012 gün ve 140/406 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı, 08.06.2011 havale tarihli harcı ikmal edilen dava dilekçesinde özetle: kadastro çalışmaları sırasında dava konusu 114 ada 100 nolu parselin hatalı olarak ... adına tespit ve tescil edildiğini, oysa, bu yerin miras bırakan babası Hamdi'ye ait iken onun ölümü sonucunda mirasçılar arasında yapılan harici taksimde kendisine intikal ettiğini, zilyetliğin kendisinde bulunduğunu açıklayarak davalı adına olan tapu kaydının iptali ile kendi adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ..., kadastro tespitinin doğru olduğunu, zilyetlikle edinme koşullarının davacı yararına gerçekleşmediğini, taksim yapılıp yapılmadığının bilinmediğini açıklayarak davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabul ve kısmen reddine, fen bilirkişinin raporunda A harfiyle gösterilen 9585,82m2 lik kısmın 114 ada 100 nolu parselde ifraz edilerek davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı krokide B harfiyle gösterilen 3527 m2 lik yere ilişkin davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içerisinde davalı temsilcisi tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle kararın bozulması için temyiz edilmiştir. Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; dava konusu 114 ada 100 nolu parsele ilişkin kadastro tutanağının tüm sayfalarının onaylı fotokopisi getirilmiştir. Senetsizden, ham toprak niteliği ile 74 hektar 9946,18 m2 olarak 08.11.2002 tarihinde ... adına tespit görmüş, itirazsız olarak 21.01.2003 tarihinde kesinleşmiştir. 08.06.2012 tarihinde keşif yapılmıştır. 1936 ve 1937 doğumlu yerel bilirkişiler müşterek beyanlarında; dava konusu yerde davacı ve miras bırakanının eklemeli zilyetliğinin en az 20-30 yıldan beri davacı tarafında olduğunu, mirasçılar arasında rızai taksim yapılmadığını, buranın arpa buğdağ ekilmek suretiyle kullanıldığını söylemişlerdir. Keşif heyetine dahil edilen ziraatçi bilirkişi 25.09.2012 havale tarihli raporunda özetle: dava konusu yerin %8-15 eğimli olduğu, toprak kalınlığının 50 cm civarında bulunduğunu, üçüncü sınıf tarım arazisi niteliğindeki yerlerden olduğunu, fen bilirkişinin raporunda A harfiyle gösterilen kısmın kuru tarım arazisi vasfında aynı raporda B harfiyle işaretli kısmın ise yüksek eğimli ve taşlı siltli yapıya sahip olması nedeniyle tarımsal üretime uygun olmadığı belirtilmiştir. Fen bilirkişinin krokili raporu dosya içerisindedir. Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenin kabulündedir. Uyuşmazlık, kadastroda "ham toprak" niteliğiyle tespit harici bırakılan öyle bir yerin imar ihya ve zilyetlik yoluyla kazanıp kazanılamayacağında toplanmaktadır. Bilindiği üzere ve kural olarak; bir arazinin kullanım süresi ve niteliği ile üzerinde imar-ihya işlemlerinin ve ondan sonra kazandırıcı zaman aşımı yoluyla iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Bu hava fotoğraflarının kadastrodan önceki geçmiş yıllara ait en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir. Bu durumda, sağlıklı bir yargıya ulaşmak için dava konusu yerlerin tespit tarihi olan 2002 yılından geriye doğru en az 20-30 yıl öncesine ait (1972-1982 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan, ayrı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise İl Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilerek dosya arasına konulması mahallinde yapılacak keşifte ... mühendisi kadastro fen elemanı, jeodezi ve fotogrametri uzmanı, mühendisinden oluşacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu marifetiyle söz konusu hava fotoğraflarının zemine uygulamasının yapılarak dava konusu özellikle kabul kararı verilen kısmın niteliğinin ve kullanım süresinin hangi tarihte başladığının net bir şekilde belirlenmeye çalışılması, davacı taraf dava dilekçesinde tanık deliline de dayandığında göre davacıya tanıklarını liste halinde bildirmek üzere süre ve imkan tanınması ondan sonra mahalli bilirkişile davacı tanıklarının HMK.nun 243,244,259 ve 290/2. maddeleri gereğince mümkün olduğunda keşif mahalline çağrılarak kabul kararı verilen taşınmazla ilgili bölümde dinlenilerek bu yerle ilgili olarak imar ihya ve zilyetlik konularında kapsamlı beyanlarının alınması, anlatımlar arasında çelişki bulunduğunda HMK.nun 261. maddesi uyarınca giderilmeye çalışılması, uzman bilirkişilerden uygulanan hava fotoğrafları ile ilgili olarak özellikle bu yerde imar -ihya işlemlerinin başlandığı, tamamlandığı ve tarımsal amaçlı zilyetlik başlangıç tarihinin mümkün olduğunda ayrı ayrı belirlendikten sonra tüm bu bilgi ve delillerin bir bütün halinde değerlendirilerek temyize konu edilen bölümle ilgili olarak bir hüküm kurulması gerekirken noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere ve özellikle temyize konu bölümle ilgili olarak kabul kararı verilmesi isabetli olmamıştır. Davalı ... temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 09.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Gayrimenkul Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu K6100 md.3 K1086 md.428
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog