8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2013/13087 E. , 2013/16975 K.
"İçtihat Metni"......
... ile ...... aralarındaki menkul mal için tescil ve alacak davasının reddine dair.... verilen 29.12.2011 gün ve 382/1057 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul ve Kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 21,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 3,15 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 19.11.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (Muhalif) KARŞI OY Dava, TMK’nun 202, 218, 219, 229, 230, 231, 232, 235 ve 236. maddeleri gereğince açılan edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mahkemece, “…uyuşmazlık konusu edinilmiş mal olan .......plakalı aracın bedelinin davacı tarafından karşılandığı, davalının bedeli ödediğine ilişkin savunmasını kanıtlayamadığı, davacı tarafından araç bedeli olarak davalı yerine ödenen paranın davalıya yapılan bağış niteliğinde bulunduğu, davacı tarafından açılan bağıştan rücu davasının ....... bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine …” karar verilmesi üzerine, davacı vekili tarafından temyiz edilen hüküm Daire çoğunluğunca onanmasına karar verilmiştir.
Davacı, boşanma davasıyla birlikte aynı zamanda mal rejiminden kaynaklanan alacak isteğinde bulunduğunu.......plakalı aracın trafik kaydının tam pay olarak iptaline olmazsa ½’sinin iptali ile adına trafiğe tesciline, bu da olmadığı taktirde fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 10.000 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Bu isteğini 05.07.2010 ve 09.07.2010 havale tarihli dilekçelerde açıkça belirtmiş olup, Mahkemece, verilen süre üzerine, nispi tamamlama harcı da yatırılmıştır.
Uyuşmazlık konusu ......plakalı araç....... 24.06.2013 tarih ve .....(Konu: Araç satış bilgileri) sayılı karşılık yazılarında, ........ düzenlenen 02.02.2010 tarihli satış sözleşmesiyle, söz konusu aracın davalı .. adına alınıp trafiğe kayıt edildiği, boşanma davasının açıldığı ve mal rejiminin sona erdiği 05.07.2010 tarihinden sonra 05.11.2010 tarihinde dava dışı üçüncü şahsa aracın satıldığı ve dosyadaki bilgilere göre, bu satıştan davalının 17.000 TL aldığı belirlenmiştir.
Davacı vekili başlangıçta, 12.000 TL kredi çektiğini ve üzerine para eklemek suretiyle aracın vekil edeni tarafından alındığını ileri sürmüş, 29.03.2011 tarihli dilekçesinin beşinci sayfasının 17 nolu bendinde ise; “…vekil edeni tarafından alınan ve iyi niyetle trafik kaydı davalı üzerine yapılan aracın davalı tarafından götürüldüğünü, Mahkemece araç üzerindeki tedbirin kaldırılmasıyla davalının aracı elden çıkardığını, vekil edeninin bu aracı ... isimli şahıstan kendi aracını takas etmek ve üzerine de para eklemek suretiyle aldığını, buna ilişkin vekil edeni ile ... arasında imzalanan sözleşmenin Mahkemeye sunulduğunu, bu şahsın Mahkemede tanık olarak dinlendiğini…” bildirmiştir. Görüldüğü gibi, dava dilekçesindeki krediyle alındığı savunması yerine bu sefer bir aracın takas edilmesi sonucu söz konusu edinildiği açıklanmıştır. Takas konusu yapılan.....plakalı aracın trafik kaydı istenilmesine karşın böyle bir aracın kaydına rastlanılmadığı ve bizzat davacı veya vekili tarafından da savunmalarına dayanak yapılan bu araç kaydı getirtilip dosya arasına konulmamıştır. Dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler ile yapılan açıklamalar karşısında taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen .....plakalı aracın kişisel malla alındığı hususu davacı tarafından kanıtlanamamıştır. 12.000 TL’lık üç yıl vadeli kredinin ise, satışın yapıldığı 02.02.2010 tarihinden sonra ilk taksitin 16.03.2010 tarihinde yatırılmasının öngörüldüğü dosya içerisindeki Banka yazısıyla tespit edilmiştir. Yani aracın alımından sonra kredinin alındığı ve bu kredinin araca harcandığı da kanıtlanamamıştır.
Davalı vekilinin dosyaya sunduğu 03.09.2010 tarihli cevap dilekçesiyle, yargılama sırasındaki beyanları ve dilekçeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde,..... plakalı aracın davalı tarafından da kişisel malıyla alındığı hususu ispat edilememiştir.
Şu halde, TMK’nun 222/1. fıkrası uyarınca, belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse iddiasını ispat etmekle yükümlüdür, denildiğine göre her iki tarafında söz konusu aracın kişisel mallarıyla aldıkları hususu belirtilen ispat karinesi gereğince ispatlayamamışlardır. Aynı maddenin 2. fıkrasına göre ise, “..bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir..” denilmek suretiyle edinilmiş mal karinesine yer verilmiştir. Bu durum karşısında iki taraf da bu fıkranın aksini kanıtlamadıklarına göre aracın edinilmiş mal olduğunun kabulü gerekir.
Edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen ve edinilmiş mal sayılan aracın bedeli kişisel malla alındığı taraflarca kanıtlanmadıkça bedel ister davacı eş ya da isterse davalı eş tarafından ödenmiş olsun, her birinin bu araç üzerinde TMK’nun 236/1. maddesi gereğince yarısı oranında katılma alacağı hakkı söz konusudur. Davacıda bağış irade ve kastı bulunmamaktadır. Hiç şüphesiz evlilik birliği içerisinde edinilen malların ..... bedeli hangi eş tarafından ödenmiş olursa olsun, her ikisi adına kayıt oluşabileceği gibi sadece biri adına da kaydın oluşması hayatın olağan akışına uygun bir durumdur. Bedeli davacı eş ödediğine ve davalı adına trafiğe kayıt edildiğine göre bedelin davacı tarafından davalıya yapılan bağış olarak değerlendirilmesi hakkaniyet ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkeleriyle mal rejimi kurallarına uygun düşmemektedir. Bağıştan rücu isteği ayrı bir dava konusu olup, Aile Mahkemeleri’nde bakılmaz. Bu konuda Genel Mahkemeler görevli olup, bağıştan rücu davasının açılıp açılmaması davacının taktirine bağlıdır. Bu davayla bir ilgisi bulunmamaktadır.
O halde, aracın edinilmiş mal olduğu, davacıda bağış, irade ve kastı bulunmadığı gözetilerek davacının katılma alacağının hesaplanıp hüküm altına alınması için bozma sevk edilmesi gerekirken, bağış (gizli bağış) olduğu görüşünden hareketle Yerel Mahkeme hükmünün onanması biçiminde gerçekleşen değerli çoğunluğun görüşlerine açıklanan nedenlerle katılmıyorum. 19.11.2013 ....