Esas No
E. 2013/4852
Karar No
K. 2013/9379
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2013/4852 E.  ,  2013/9379 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

... ile Hazine ve ... aralarındaki tapu iptali tescil davasının reddine dair ... . Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 09.10. 2012 gün ve 144/354 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 18.06.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden gelmedi. Davalı Hazine vekili Avukat ... geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR

Davacı ... vekili, ... ili ... ilçesi ... Köyü ... mevkiinde idari yoldan tapuya tescil edilen 955 parselin doğu tarafındaki kısmına maliki ... tarafından 35 yıl önce besi ahırı yapıldığını, önündeki kısmın besi avlusu olarak kullanıldığını, üzerinde en az 25 yaşında narenciye ve değişik cinste meyve ağaçları bulunduğunu, davacı tarafından komşu 946 parselle birlikte satın alındığında tapu kütüğüne bunların muhtesat olarak yazılmadığını açıklayarak muhtesat aidiyetinin tespiti ile tapu kütüğünün beyanlar hanesine tesciline, 05.01.2001 tarihinde idari yoldan tapuya tescil edilen 955 parselin tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, muarazanın menine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... vekili, davacının dava açmakta hukuki yararı olmadığını, talep edilen hususlarla ilgili daha önce ... .Asliye Hukuk Mahkemesi'ne iki tane dava açtığını, her iki davanın da reddedildiğini, davacının kadastro tespitinden sonra çaplı taşınmazı satın aldığını, önceki malikin zilyetliğini devrettiğine ilişkin herhangi bir delil bulunmadığını, taşınmazın 2001 yılında ihdasen Hazine adına tescil edildiğini, daha sonra 2002 yılında Belediye tarafından satın alınan yere ağaçların ve besi ahırının bilinçli olarak dikilip, yapıldığını, besi ahırının 52,56 m2’sinin davacı parselde, 820,44 m2’sinin Belediyeye ait parselde bulunduğunu, 955 parselin 16.5.2005 tarihinde İmar Kanununun 16. maddesi gereği ifraz uygulaması sonunda 137 ada 1 ve 2 parsel olduğunu, dava konusu ahır ve ağaçların 137 ada 1 parselde kaldığını, Belediye tarafından bir bedel ödenmesinin mümkün olmadığını açıklayarak açılan davanın reddini savunmuştur.

İhbar edilen davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın 1961 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşlık ve pırnarlık olduğu için tapulama harici bırakıldığını, 05.01.2001 tarihinde Hazine adına tapuya tescil edildiğini, davacının çocukları ... ve ... tarafından satın almak için ...

Emlak Müdürlüğüne başvurduklarını, ihale ile satışına karar verildiğini, davacının oğullarına satış günü ve şartları tebliğ edilmesine rağmen katılmadıklarını ve ... Belediyesi'nin 2886 sayılı Kanunun 45. maddesine göre 955 parseli açık artırmada satın aldığını, davacının oğullarının aynı hususla ilgili ... .Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/99 Esas sayılı dosyasında tapu iptali ve tescil için dava açtıklarını, yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiğini, halen temyiz aşamasında olduğunu, derdestlik itirazında bulunduklarını, davacının idare adına bu tescilden haberdar olmasına rağmen 2011 yılında bu davayı açtığını, 3402 Sayılı Yasanın 12/son maddesi gereğince 10 yıllık hak düşürücü sürenin de dolduğunu, taşınmaz artık İdarenin mülkiyetinde olmadığından açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, davacının davasının 10 yıllık hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava konusu edilen, tapu kaydının iptali ile muhdesatın beyanlar hanesinde tescil edilmesi istenen ... köyü 955 parselin öncesinde 1961 yılında yapılan tapulama çalışmalarında taşlık ve pırnarlık olarak kadastro harici bırakılmış iken 5.1.2001 tarihinde idari yoldan ihdasen Hazine adına 955 parsel numarası ile tapuya tescil edildiği, 26.3.2002 tarihinde de Hazine tarafından yapılan açık artırma sonunda taşınmazı ... Belediyesinin (daha sonra ... Belediyesi) satın aldığı anlaşılmaktadır. 955 parsel ... Belediyesi'nin 16.5.2005 tarih 22 karar sayılı Encümen Kararı sonunda İmar Kanunu'nun 16.maddesi gereği ifraz görmüş ve 137 ada 1 ve 2 parseller oluşmuştur. Dosya arasında bulunan teknik bilirkişi krokisinden aidiyeti ve beyanlar hanesine tescili istenen muhdesatın 137 ada 1 parsel içinde kaldığı görülmektedir.

Öncelikle dava 955 parselle ilgili tapu iptali tescil ve muhtesat aidiyetinin tespiti ile tapu kütüğünün beyanlar hanesine tesciline ilişkin olup davanın kayıt malikine, kayıt maliki ölmüş ise mirasçılarına karşı açılması gerekir. Davanın açıldığı tarihte gerek dava konusu 955 gerekse ifrazı sonunda oluşan 137 ada 1 ve 2 parseller tapuda ... Belediyesi adına kayıtlı bulunmaktadır.

Davacı tarafından da dava, doğru olarak kayıt maliki ... Belediyesi aleyhine açılmıştır. Belediye vekilinin talebine değer verilerek Mahkemenin 26.4.2011 tarihli yargılama oturumunda verdiği ara kararı üzerine davaya dahil edilen Hazinenin davada taraf sıfatı bulunmamaktadır. Hazine yönünden husumet sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu hususun gözden kaçırılması doğru değildir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi hükmüne göre, kadastro ile oluşan tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. Bu maddenin uygulanabilmesi için kadastro ile oluşan bir tutanağın bulunması gereklidir. Tespit dışı bırakma işlemi bir kadastro işlemi olmakla birlikte böyle bir yer hakkında tespit ve sınırlandırmaya dayalı kadastro tutanağı düzenlenmediği için 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanması mümkün olmaz. Mahkemece dava konusu 955 parselin öncesinin kadastro çalışmalarında taşlık ve pırnarlık olarak tesbit harici bırakıldığı dikkate alınarak iddia ve savunma doğrultusunda taraf delilleri toplanıp değerlendirilmesi, toplanan diğer deliller de gözetilerek sonucuna göre işin esasına ilişkin olumlu olumsuz bir hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hak düşürücü süreden davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

Açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, Yerel Mahkeme hükmünün belirtilen nedenlerle sınırlı olarak 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre işin esasına yönelen temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 990,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davalı ... Belediyesi'nden alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine ve 21,15 TL peşin harcın davacıya iadesine 18.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog