Esas No
E. 2013/639
Karar No
K. 2013/19170
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2013/639 E.  ,  2013/19170 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 30.05.2012 gün ve 116/115 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan ... tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı dava dilekçesinde, 118 ada 3 sayılı parselin kadastro çalışmaları sırasında tespit ve tescil edildiğini, bu taşınmazın babasından kaldığını, rizai taksim sonucu kendisine düştüğünü, 3 nolu parselle birlikte kullandığı 8 dönümlük bir yerin davalılara ait 118 ada 2 parsel içerisinde bırakılmak suretiyle adlarına tespit ve tescil edildiğini açıklayarak isteği doğrultusunda tapu kaydının iptali ile kısmen adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılardan ... ve ... davanın reddine karar verilmesini istemişler, diğer davalılara dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın, yargılama oturumlarına katılmamışlardır. Mahkemece, davalılar adına tapuda kayıtlı bulunan 118 ada 2 sayılı parselin tapu kaydının iptali ile krokide A harfiyle gösterilen 8534,29 m2’lik yerin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine hüküm davalılardan ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK’nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı dava dilekçesinde, yaklaşık veya tahminen ibarelerini kullanmadan sadece 8 dönümlük yer istediği halde, istek aşılarak HMK’nun 26. maddesine aykırı olacak biçimde 8534,29 m2’nin kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Hakim, istekle bağlı olup, ondan fazlasına ve başka bir şeye karar veremez. Bundan ayrı, yargılama tutanakları üzerinde yapılan incelemede, tarafların tanık ve delillerini bildirmeleri konusunda herhangi bir süre ve imkan tanınmadığı gibi, 21.12.2011 ve 28.3.2012 tarihli yargılama oturumu ara kararlarıyla keşif günü belirlenmesine karşın yerel bilirkişi ve tanıkların ne şekilde dinleneceği konusunda hiçbir açıklamaya yer verilmemiştir. Bu haliyle verilen keşif ara kararlarının yöntemine uygun olarak verildiğinin kabulüne olanak bulunmamaktadır. Davalılardan ..., tanıklarının dinlenmediği şeklinde savunmada bulunmuştur. Her ne kadar, hüküm sadece davalılardan ... tarafından temyiz edilmiş ise de, tapu kaydı gözetildiğinde 118 ada 2 sayılı parselin elbirliği mülkiyet halinde davalılar adına tapuda kayıtlı bulunduğu saptanmıştır. Elbirliği mülkiyetine tabi bir taşınmaz bakımından taraf teşkili sağlandıktan sonra sadece mirasçılardan birinin davayı takip etmesi yeterli olup, bir kişinin yaptığı temyizden de aynı biçimde diğer maliklerde yararlanmaktadır. Bu elbirliği mülkiyetinin bir gereğidir. Bu nedenle davalı ... tarafından yapılan temyizin hukuki sonuçlarından diğer mirasçılarda yararlanmaktadır. O halde mahkemece yapılacak iş; tarafların tanık ve delillerini bildirmeleri için kendilerine süre ve imkan tanınması, yerel bilirkişilerin mahkemece belirlenmesi, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK’nun 243 ve 244. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, beyanlar arasında çelişki bulunduğu taktirde HMK’nun 261. maddesi gereğince aykırılığın giderilmesi, dava konusu 118 ada 2 ve dava dışı davacı tarafa ait aynı ada 3 sayılı parsellerin belgesizden tespit ve tescil edildikleri anlaşıldığından taraflar arasındaki ortak sınırın yerel bilirkişi ve tanıklara sorular yöneltilmek suretiyle saptanması, bunun mümkün bulunmaması halinde uyuşmazlık konusu olan bölümün tarafların tapu kayıtlarındaki miktarlar gözetilerek oranlama yapılmak suretiyle sonuca ulaşılması, davacının sadece 8.000 m2 yer istediği hususunun HMK’nun 26. maddesi uyarınca göz önünde bulundurulması, ondan sonra istek konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, istek aşılarak ve ayrıca eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır. Davalı ...’in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 222,75 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'e iadesine 16.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog