8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2012/11022 E. , 2013/5089 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 13.03.1989 gün ve 325/92 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan... ve müşterekleri taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... 27.04.1984 tarihli dilekçesinde, 413,414 ve 415 sayılı parsellerin kadastro çalışmaları sırasında davalılar adına payları oranında tespit ve tescil edildiklerini, aslında bu yerlerin ortak miras bırakan babaları öldükten sonra rızai taksim yaptıklarını, dava dilekçesinde belirttiği taşınmazların davalılara düştüğünü, 413,414 ve 415 sayılı parsellerin ise taksimde kendisine verildiğini açıklayarak anılan parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılar davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Mahkemece; “.. davalılar adına yemin etmeleri için meşruhatlı yemin davetiyesi çıkartıldığını, meşruhatlı yemin davetiyeye bir kısım davalıların uymadığını, davalılardan (....) meşruhatlı davetiye üzerine duruşmaya gelerek yemin ettiklerini ve taşınmazlarda kendilerinin miras payının bulunduğunu açıkladıklarını, diğer davalıların buna uymadığını gerekçe göstermek suretiyle davalılardan ...’nın payları bakımından davanın kabulüne, ... mirasçıları bakımından ise reddine..” karar verilmesi üzerine hüküm davalılardan ... tarafından 19.04.1993 tarihinde temyiz edilmiştir. Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik, ortak miras bırakandan intikal ve eklemeli zilyetlik hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK' nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır. Yerel Mahkemece verilen davanın reddine ilişkin 27.07.1985 tarih 1983/114 Esas ve 1985/277 Karar sayılı kararının davacı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 02.02.1987 tarih ... Esas ve 1987/787 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma ilamında; “..dava konusu taşınmazları tarafların ortak miras bırakanları ... adına olan 19.03.1956 tarihinde ve 11 sıra numaralı tapu kaydının kapsamında kaldığı bilirkişi tarafından ifade edildiği, tapulama tutanağında miras bırakanların ölümünden sonra iştirak halindeki mülkiyetin hissedarlık esasına dönüştürüldüğü açıklanmak suretiyle mirasçılar adına yazıldığı, daha önce mirasçılar arasında haricen bir taksim yapılmış ise 766 sayılı Tapulama Kanunun 34. maddesi hükmüne göre bu taksim geçerli olacağından taşınmazların taksime göre isabet eden kimseler adına tescil edilmesi gerektiği, dinlenen davacı tanığı taşınmazların taksim edildiğini ve dava konusu yerlerin davacıya isabet ettiğini bildirdikleri, bu iddiaya karşı davalılarında savunmalarının sorulup tespit edilmesi, tanık gösterildiği takdirde bunların HUMK' nun 259. maddesi hükmü uyarınca taşınmaz başında dinlenilmeleri ve bundan sonra uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekirken olay ile ilgisi olmayan hukuki sebeplerden söz edilerek davanın reddinin doğru olmadığına işaret edilmiştir…” Temyiz dilekçesi ve dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler ile bozma ilamı kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; mahkemece, 17.02.1988 tarihli ara kararı ile bozma ilamına uyulmasına karar verildiği, 23.03.1988 tarihli yargılama tutanağı kapsamı ve ara kararı ile de mahkemenin sorusu üzerine davacının davalılara yemin teklif edebileceğini bildirmesi ile davalılara ara kararı gereğince meşruhatlı yemin davetiyesinin gönderildiği, davalı durumunda bulunan Kemal mirasçılarından ... yargılama oturumuna gelerek dava konusu parsellerde kendilerinin de miras paylarının bulunduğunu açıkladıkları, diğer davalıların ise, yeminli meşruhatlı davetiyeye uymadıkları ve yargılama oturumuna gelmedikleri gerekçesiyle mahkemece gelmeyen ve hükmü temyiz eden davalılar bakımından iddiayı kabul ettikleri görüşüyle davanın kabulüne ... mirasçıları bakımından ise davanın reddine karar verilmiştir. Kural olarak, mahkemece, bozma ilamına uyulduğuna göre bozma ilamı çerçevesinde araştırma ve inceleme yapmak zorunluluğu doğmaktadır. Bozma ilamına uyulmakla taraf yararına usuli kazanılmış hak doğar. Bu nedenle bozma ilamı dışına çıkılarak gerek olmadığı halde doğrudan yemin deliline dayanılarak davalılar adına meşruhatlı yemin davetiyesinin gönderilmesi ile davanın sonuçlandırılması usul ve kanuna aykırıdır. İlke olarak hiçbir delil bulunmadığı ve somut olayının çözümsüz kaldığı hallerde yemin deliline başvurulabilir. Daire bozma ilamında açıkça mahkemenin ne şekilde olayı çözeceği ve hangi yöntemlere başvuracağı hususunu bozma ilamında bildirmiştir. Şu halde mahkemece yapılacak iş Dairenin 02.02.1987 tarih ve ... Esas 1987/787 Karar sayılı bozma ilamı kapsamı göz önünde bulundurularak ve bu doğrultuda gerekli araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yemin davetiyesine uymadıkları gerekçesiyle hükmü temyiz eden davalılar bakımından davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Davalılar ... ile ... ve ...’nın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK' nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4 (HMK'nun m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 04.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.