Esas No
E. 2012/13761
Karar No
K. 2013/17274
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2012/13761 E.  ,  2013/17274 K.

"İçtihat Metni".....

Hazine ile ......aralarındaki elatmanın önlenmesi davasının reddine dair ..... Mahkemesi'nden verilen 04.06.2012 gün ve 632/305 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı Hazine vekili, dava dilekçesiyle Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan 1061 parsel sayılı taşınmaz üzerinde, davalı şirket tarafından 868 m2'lik bölüme sahil bar ve oturma alanı, 13,5 m2'lik bölüme wc ve duş kabini, 1500 m2'lik bölüme şezlong ve gölgelik alanı oluşturulmak suretiyle müdahelede bulunulduğunu, uyuşmazlık konusu taşınmaza davalı şirketin müdahalesinin önlenmesine, tüm yapıların kal’ine, eski hale getirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davaya konu alanının özel koruma bölgeleri kapsamında bulunduğu ve bu yer ile ilgili bütün hakların ........ ait olduğunu, davacının dava açmada hukuki menfaati bulunmadığını, taşınmaz üzerindeki taşınır malların Kıyı Kanunu'na uygun bulunduğunu belirtmiş, 30.11.2010 tarihli duruşmadaki beyanında dava konusu taşınmazı Manavgat Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği'nden kiraladıklarını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davalının ........vasıtasıyla taşınmazı kiraladığı, bu haliyle davalı tarafın taşınmazı haksız olarak elinde bulundurduğundan bahsedilemeyeceği belirtilerek davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davanın, husumet yönünden reddine dair önceki hüküm davacı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 08.03.2010 tarih, 2010/883 Esas, 2525 Karar sayılı ilamıyla özet olarak “ ...Oysa, kayıt sicilden terkin edilse bile, kıyı kenar çizgisi içinde kalan taşınmazlar devletin hüküm ve tasarrufu altında ve kamu malı niteliğinde özel mülkiyete konu olamayacak yerlerden (Anayasanın 43, 3402 Sayılı Yasanın 16/c maddesi gereğince) olup arzın tabii malikinin Hazine olduğu kuşkusuzdur. Somut olayda, anılan ...... Başkanlığın isteğiyle Hazine tarafından yapılmış bir tahsis olmadığı gibi, davalı tarafından Hazineye ecrimisil ödeniyor olması karşısında anılan maddede sözü edilen bir ilişkinin kurulmadığı sabittir. Öyle ise, davacı Hazinenin davada, dava açma ehliyetine haiz olmadığını söyleyebilme olanağı yoktur. Hal böyle olunca, davanın esasına girilerek, taraf delillerinin toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine işaret edilmek suretiyle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak, yukarıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dava konusu 1061 sayılı parsele ait tapulama tutanağının ve tapu kaydının incelenmesinde; Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kumluk olarak bulunduğu muhtar ve bilirkişilerin müşterek beyan ve ifadelerinden anlaşıldığı belirtilmek suretiyle 1965 tarihinde yapılan tapulama çalışmaları sırasında, 24.5900 m2 yüzölçümü ile belgesizden, kumluk niteliğiyle Hazine adına tespitinin yapıldığı ve tutanağının itirazsız olarak kesinleşmesi ile 20.04.1965 tarihinde tapuya tescil edildiği, 08.09.2006 tarihinde.........11.07.2006 tarih ve 45 sayılı kararı ile tamamı .......içerisinde kaldığından sicilinden terk edildiği görülmüştür. Mahkemece 27.06.2011 tarihinde yapılan keşfe katılan fen bilirkişi raporunda, davalı işletmenin kullandığı iddia edilen şezlong, gölgelikleri ile büfelerin dava konusu kıyıya terki yapılan 1061 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığı belirtilmiştir. Gerçektende, davalı Şirketin, niteliği kıyı olduğu belirlenen yere şezlong, gölgelik, büfe ve wc kurmak suretiyle tasarrufunda bulundurduğu sabittir. Hemen belirtilmelidir ki; kıyıda ne gibi muhtesatların yapılacağı ve prosedörü 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 6. maddesinde düzenlenmiştir. Yasada belirlenen prosedürün dışında..... tarafından dava konusu yerin kiralanması, davalı Şirketin kıyıya şezlong, gölgelik, büfe ve wc yapmasını haklı kılması mümkün değildir. Müdahaleye konu yerin 3621 sayılı Kıyı Kanunu uyarınca kıyı kenar çizgisi kapsamında kaldığı ve davalı şirketin bu alana şezlong, gölgelik, büfe ve wc suretiyle müdahale edildiği belirlendiğine göre, davacının davasının kabulüne karar vermek gerekirken yazılı şekilde red kararı verilmesi doğru olmamıştır. Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. .......

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.