9. Hukuk Dairesi
9. Hukuk Dairesi 2012/16266 E. , 2013/22993 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti, kısa çalışma ödeneği ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili müvekkilinin 18.07.2006 tarihinde davalı işyerinde taşlama işçisi olarak çalışmaya başladığını, 20.08.2009 tarihinden geriye doğru 4 aylık maaşının müvekkilinin ısrarlı taleplerine rağmen davalı tarafından ödenmediğini, bunun üzerine müvekkilinin iş akdinin davalı işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak 20.08.2009 tarihinde fesih edildiğini, 4 aylık ücretinin ödenmediğini, ayrıca işverenin kısa çalışma ödeneğinden yararlandığını ancak müvekkilinin sürekli çalıştığını, bu hususun Türkiye İş Kurumu tarafından tespit edildiğini ve davalının kusuru sebebi ile müvekkilinin Türkiye İş Kurumu’na 386,28 TL ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin çalıştığı süre boyunca sürekli gece vardiyasında çalıştığını, milli bayramlarda çalıştığını, yıllık ücretli izinlerini kullanmadığı gibi ücretlerinin de ödenmediğini iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücret alacağı, milli bayram tatili ücret alacağı, yıllık ücretli izin alacağı, ödenmeyen 4 aylık ücret alacağı, çalışma ödeneği alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş akdini kendisinin fesih ettiğini, davacının 03.08.2009-04.08.2009-05.08.2009 tarihlerindeki devamsızlığı nedeni ile davacıya ihtarname ile işe devam etmesinin, meşru mazeretini bildirmesinin, aksi takdirde iş akdinin fesih edileceğinin bildirildiğini, davacının buna rağmen işe gelmediğini, daha sonra 20.08.2009 tarihinde işe gelerek 20.08.2009 tarihli istifa dilekçesi ile iş akdinin sona erdirdiğini, ihbar tazminatı ile ilgili hiç bir alacağı kalmadığını beyan ettiğini, davacının iş akdinin feshinin sebebinin ücretlerinin ödenmemesi değil davacının başka bir işyerinde iş bulması nedeni ile istifa etmesi olduğunu, davacıya işten ayrıldıktan sonra bir takım ödemeler yapıldığını, ihbar ve kıdem tazminatı talep etmesinin istifa etmesi nedeniyle hukuka aykırı olduğunu, kriz nedeniyle normal çalışma dahi yapılmadığını, fazla çalışmanın mümkün olmadığını, davacının izinlerini kullandığını, davacının işyerinde çalışıp ücretini aldığı halde kısa çalışma ödeneği aldığını bu nedenlerle haksız açılan davanın reddine karar verilmesini istediğini beyan etmişlerdir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı yasal süresi içinde taraflar temyiz etmiştir. E) Gerekçe:
1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Taraflar arasında davacının tespit edilen hizmet süresi hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı; davalı işyerinde 18.07.2006-20.08.2009 tarihleri arasında çalıştığını iddia etmiştir. Davalı ise davacının 03.08.2009 tarihinden beri işe gelmediğini, noter ihtarı ile işe davet edilip iş akdinin feshedileceğine dair fesih ihtarı gönderildiğini, davacının 20.08.2009 tarihinde gelip istifa dilekçesi verdiğini, bunun üzerine çıkışının 20.08.2009 tarihinde bildirildiğini savunmuştur.
İşten ayrılış bildirgesinde ayrılış tarihi 20.08.2009 olarak bildirilmiştir. Davacı Bölge Çalışma Müfettişliği ’ne şikâyet başvurusunda işten çıkış tarihini 03.08.2009 tarihi olarak bildirmiştir. Bu nedenle her ne kadar davacının 20.08.2009 tarihine kadar çalıştığı iddia edilse de davacının Bölge Çalışma Müfettişliği ‘ne verdiği beyanının davacıyı bağlayacağı ve işten ayrılış tarihinin fiilen Bölge Çalışma Müfettişliği ‘ne şikâyet tarihi olan 03.08.2009 tarihi olarak kabul edilmesi gerekirken eksik inceleme ile davacının 18.07.2006-20.08.2009 tarihleri arasında çalıştığının kabul edilmesi hatalıdır.
3.Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı, ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma karşılığı ücretlere hak kazanıp kazanmadığı hususları taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 47 nci maddesinde, Kanunun kapsamındaki işyerleri bakımından, ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışma karşılığı olmaksızın o günün ücretinin ödeneceği, tatil yapılmayarak çalışıldığında ise, ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücretin ödenmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde ise, resmi ve dini bayram günleriyle yılbaşı gününün genel tatil günleri olduğu açıklanmıştır.
Buna göre; genel tatil günleri, 1 Ocak, 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos günleri ile Arife günü saat 13.00’da başlanan üçbuçuk günlük Ramazan Bayramı ve Arife günü saat 13.00’de başlayan dörtbuçuk günlük Kurban Bayramı günlerinden oluşur. Ulusal bayram günü 28 Ekim saat 13.00 ten itibaren başlayan 29 Ekim günü de devam eden birbuçuk gündür. 2429 sayılı Yasanın, 5892 sayılı Yasayla değişik 2 nci maddesi uyarınca da, 1 Mayıs genel tatil günüdür. İşçinin ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıp çalışmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmesiyle kararlaştırabilir
Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan bayram ve genel tatil ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde işçi, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını her türlü delille ispat edebilir.
Ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bununla birlikte, işyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
İmzalı ücret bordrolarından, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından daha fazla çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde bir ihtirazi kaydının bulunması halinde, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıt taşımaması durumunda dahi, işçinin bordroda yazılı olanın dışında ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının yapıldığını yazılı delille kanıtlaması imkân dâhilindedir.
Somut olayda davacı fazla mesai yaptığı ve ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığı iddiası ile alacak talebinde bulunmuştur. Davalı ise davacının fazla mesai yapmadığını, ulusal bayram ve genel tatillerde çalışmadığını savunmuştur.
Davalı tarafından davacının çalıştığı döneme ilişkin olarak dosyaya bordro sunulmamıştır. Mahkemece; davacı tanıklarının davalı işyeri aleyhine dava açmaları nedeniyle davacı lehine ifade verme olasılıkları bulunduğundan davacı tarafın fazla çalışma ve genel tatil çalışma alacağı talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı tanıklarının aynı işveren aleyhine davalarının bulunması tek başına beyanlarının doğru olmayacağı ihtimalini doğurmamaktadır. Kaldı ki davacı işçi Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ... Bölge Müdürlüğü’ne yaptığı şikâyet başvurusunda feshe bağlı haklarını talep ettiği gibi ücretlerinin ve yanı sıra fazla mesai ücretlerinin de ödenmediğini belirtmiştir. Davacı tanığı ...’a ait alacak dosyasında fazla mesai alacağına ilişkin kısım bozma dışında bırakılmıştır. Davacı tanıklarının beyanları değerlendirilerek davacı işçinin fazla mesai ve ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının hüküm altına alınması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 18.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.