Esas No
E. 2013/10403
Karar No
K. 2013/10215
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2013/10403 E.  ,  2013/10215 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 25.02.2011 gün ve 124/57 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili, dava konusu 275 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davacının babasından miras yoluyla intikal ettiği ve davalı annesinin taşınmazda hakkı bulunmadığı halde, kadastro sırasında nizalı taşınmazda ½ payın davalı adına tespit ve tescil edildiğini açıklayarak, dava konusu taşınmazdaki nizalı ½ payın iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı, dava konusu taşınmazın ölen ilk eşi ...'ın annesi olan ... miras yoluyla intikal ettiği, dava dışı başka taşınmazlardan kendisine ölen ilk eşinden dolayı miras payı verilmediğini, dava konusu taşınmazda ½ payın bu nedenle kendisine verildiğini, nizalı taşınmazın 40 yıla yakın zamandır malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduğunu açıklayarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, ispat edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 275 ada 2 parsel sayılı taşınmazda davalı adına kayıtlı bulunan ½ payın iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından, Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki; dava konusu 275 ada 2 sayılı parsele ait kadastro tutanağının ve tapu kaydının incelenmesinde; taşınmazın davacı ve davalının cedlerinden intikalen ve taksimen geldiği ve yirmi yılı aşkın süredir ½ paylı olarak müşterek mülkiyetli olarak tasarruf ettikleri muhtar ve bilirkişilerin müşterek beyan ve ifadelerinden anlaşıldığı belirtilmek suretiyle 17.07.2006 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında belgesizden, 1/2 paylı olarak davacı ve davalı adına tespitinin yapıldığı ve tutanağının itirazsız olarak kesinleşmesi ile 11.12.2006 tarihinde tapuya tescil edildiği görülmüştür. Davacı dava konusu taşınmazın, babası ...'dan, davalı ise ölen ilk eşi ...'ın annesi olan ...'dan miras yoluyla intikal ettiğini ileri sürmüştür. Davacı taraf, taşınmazın ...'a nasıl intikal ettiğini açıklamamıştır. Dosya arasında bulunan mirasçılık belgeleri ve nüfus kayıtlarının incelenmesinde; davacının babası ve davalının ilk eşi ...'ın 1949, ...'ın babası ... 1954, annesi ... ise 1926 yılında vefat ettikleri belirlenmiştir. Mahkemece, 17.10.2008 tarihinde yapılan keşfe katılan yerel bilirkişiler ortak beyanlarında, nizalı taşınmazın davacının babası ... annesi ... babası, aynı zamanda davalının babası ... babası olan ... miras yoluyla intikal ettiğini belirttikten sonra, önce kızı ...'a, onun ölümü ile kardeşi ... ve ... 'a (... 1955 yılında vefat etmiştir. Davacı ise, 1949 doğumludur.) intikal ettiğini, anılan kişiler arasında yapılan anlaşma ile ...'a isabet ettiğini, ... ile davacının babasının kardeş olduklarını (dosya arasında bulunan nüfus kaydına göre kardeş olmadıkları anlaşılmaktadır), ...'un, davacının babasından sonra vefat etmesi nedeniyle davacının babasına geçmesi gereken taşınmazın doğrudan davacıya intikal ettiğini beyan etmişlerdir. Davacı tanığı ... 03.06.2009 tarihli yargılama oturumunda, dava konusu taşınmazda davalının hakkının bulunmadığını bildirmekle birlikte, taşınmazın ilk kimden intikal ettiğini açıklamamıştır. Davacı tanığı ..., aynı tarihli yargılama oturumunda, dava konusu taşınmazın davacının babası ... babası ... intikal ettiğini beyan etmiştir. 04.08.2010 tarihli yargılama oturumunda, davalı tanığı ..., dava konusu taşınmazın öncesinde kime ait olduğunu bilmediğini, diğer davalı tanığı ... ise, taşınmazın öncesinde davacının babası ...'a ait olduğunu beyan etmiş ancak ... nasıl intikal ettiğini açıklamamıştır. Bu kapsamda, yerel bilirkişilerin ve taraf tanıklarının beyanları, taşınmazın intikal bilgileri bakımından yetersiz ve birbirleri ile çelişkilidir. Öte yandan, 17.10.2008 tarihli keşif sırasında mahalli bilirkişiler birlikte dinlenmiştir. Keşif sırasında yerel bilirkişilerin birlikte dinlenilmesi de usul ve kanuna aykırıdır. Tanıklar hakkındaki hükümler aynı zamanda yerel bilirkişiler hakkında da uygulanır. Bu nedenle, HUMK'nun 265 (HMK.m.261) maddesi gereğince, tanıklar gibi yerel bilirkişilerin de ayrı ayrı huzura alınıp dinlenilmeleri gerekmektedir. Hal böyle olunca, belirlenen yerel bilirkişi listesinde yer alan kişiler ile taraf tanıklarının HMK.nun 240, 243 ve 259. maddeleri uyarınca davetiye ile keşif yerine çağrılarak, aynı Kanunun 259/2 ve 290/2. (HUMK 259) maddeleri hükümleri uyarınca ve mümkün olduğunca taşınmaz başında yapılacak keşifte dinlenilmeleri, yerel bilirkişi ve tanıkların ayrı ayrı beyanlarının alınması, dava konusu taşınmazın ilk kime ait olduğu, kime ne şekilde ( miras, taksim, bağış vs.) intikal ettiğinin denetime olanak verecek şekilde belirlenmeye çalışılması, beyanları arasında aykırılık çıktığı takdirde aynı Kanunun 261/1. (HUMK m. 265) maddesi hükmü gözönünde tutularak çelişkinin giderilmesine çalışılması, ondan sonra iddia ve savunma çerçevesinde tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm tesisi gerekir. Açıklanan nedenle davalı ...'ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 18,40 TL peşin harcın istek halinde davalıya iadesine, 27.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Gayrimenkul Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu K6100 md.3 K1086 md.428
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog