Esas No
E. 2016/22043
Karar No
K. 2018/9814
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Aile Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

2. Hukuk Dairesi

E. 2016/22043 K. 2018/9814 T.
Karar Sonucu ONANMASINA
Resmî Atıf Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/22043, K. 2018/9814, T. 24.09.2018
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2016/22043
Karar No
2018/9814
Karar Tarihi
24.09.2018
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Aile Hukuku
Karar Sonucu
ONANMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

2. Hukuk Dairesi         2016/22043 E.  ,  2018/9814 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından davalı-karşı davacı erkeğin kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakalar yönünden; davalı-karşı davacı erkek tarafından ise davacı-karşı davalı kadının kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakaların miktarı ile velayet düzenlemesi yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 24.09.2018 günü duruşmalı temyiz eden davacı-karşı davalı ... vekili Av..... ve karşı taraf duruşmalı temyiz eden davalı-karşı davacı ... ile vekili Av. ... geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2.Mahkemece, boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-karşı davalı kadının ağır kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davalı-karşı davacı erkeğin eşine ağır hakaretler ettiği, aşırı derecede kıskanç ve baskıcı tutum ve davranışlar gösterdiği, buna karşılık davacı-karşı davalı kadının da güven sarsıcı davranışlar sergilediği anlaşılmaktadır. Tarafların gerçekleşen bu kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebep olan olaylarda aynı oranda kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Mahkemece, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde kusur belirlemesi yapılması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

3.Türk Medeni Kanunu'nun 174/1-2 maddesinde düzenlenen maddi-manevi tazminat istemlerinin kabul edilmesi için öncelikle istem sahibinin kusursuz veya az kusurlu, karşı tarafın ise kusurlu bulunması gerekir. Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere; evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda taraflar eşit kusurlu olup davalı-karşı davacı erkek yararına maddi ve manevi tazminat koşulları oluşmamıştır. O halde, davalı-karşı davacı erkeğin maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

4.Mahkemece yaşları nedeniyle idrak çağında bulunan ortak çocukların velayetleri konusunda görüşlerine başvurulmadan karar verilmiştir.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Söleşmesinin 12. maddesi ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına Dair Avrupa Sözleşmesinin 3 ve 6. maddeleri iç hukuk tarafından yeterli idrake sahip olduğu kabul edilen çocuklara, kendilerini ilgilendiren davalarda görüşlerini ifade etmeye olanak tanınmasını ve görüşlerine gereken önemin verilmesi gerektiğini öngörmektedir. Bu sebeple ortak çocukların idrak çağına ulaştığı dikkate alınarak bizzat ya da istinabe yoluyla; eğitim, kültür, yaşam olanakları bakımından nerede yaşamak istedikleri konusunda bilgilendirilerek, velayet hakkındaki tercihlerinin hakim tarafından kendilerinden sorulması (Yargıtay HGK 16.03.2012 tarih 2011/2-884 Esas-2012/197 Karar ile 22.01.2014 tarih 2013/2-2085 Esas-2014/30 Karar sayılı kararları) ve gerektiğinde yeniden psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı niteliğindeki uzman veya uzmanlardan (4787 sayılı Kanun m.5) ortak çocukların anne ve baba yanındaki barınma ve yaşama koşullarını da değerlendirir içerikte sosyal inceleme raporu alınması ve tüm deliller birlikte değerlendirilip, ebeveynlerinden hangisi yanında kalmalarının çocukların menfaatine olacağı tespit edilip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli bulunmamıştır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2., 3. ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, 4 nolu bette gösterilen bozma sebebine göre ortak çocuklar yararına hükmolunan iştirak nafakalarına ve kişisel ilişki düzenlemesine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, hükmün bozma kapsamı dışında kalan diğer bölümlerinin ise 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 1.630 TL vekalet ücretinin Ebru'dan alınarak Yıldırım'a verilmesine, 1.630 TL vekalet ücretinin Yıldırım'dan alınarak Ebru'ya verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 24.09.2018 (Pzt.)

İlgili Mevzuat & Etiketler
ONANMASINA Yargıtay Hukuk Aile Hukuku
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog