Esas No
E. 2011/41089
Karar No
K. 2013/29522
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İş Hukuku

9. Hukuk Dairesi         2011/41089 E.  ,  2013/29522 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA: Davacı vekili, davacı işçinin kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret, yıllık ücretli izin, fazla mesai ve tatil çalışmalarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, davacının davalı ... Şirketinin sahibi bulunduğu ... ... adresince mevcut olan ...otelinin inşaat döneminde Finansman ve planlama müdürü olarak Ağustos 2003 te işe başladığını, davacının yönetici personel olarak işletmeciliğinde görev aldığını, otelin 15/11/2003 tarihli sözleşme ile 10 yıllığına fiğerr davalı ... Spot Şirketine kiralandığını, kira sözleşmesi uyarınca yapılan personel devri nedeni ile Finansman ve Planlama Müdürü sıfatı ile görevine devam ettiğini, kira sözleşmesi kapsamında personelin büyük bir kısmi davacı da dahil ... ne devredildiğini, 13.09.2004 tarihinde görevine devam eden davacıya görevi gereği belirlenen 2.000 TL aylık ücretinden herhangi bir ödeme yapılmadığını herhangi bir gerekçe gösterilmeden ve yazılı bildirimde bulunulmadan işine son verildiğini belirterek, davacı işçinin kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret, yıllık ücretli izin, fazla mesai ve tatil çalışmalarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı ... şirket vekili, taraflarına açılan davanın husumet yönü ile mümkün olmadığını, davacının ... şirketinin ortağı olduğunu, hizmet akdiyle çalışmasının mümkün olmadığını, öncelikle husumet yönünden reddini talep ettiklerini, davacının ortak olması ve şirket bünyesinde hiçbir şekilde çalışmadığını, bu davanın kötü niyetli ve haksız olarak açıldığını savunurken, diğer şirket davayı takip etmemiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın çözümünün bilirkişi incelemesi sonucu belirleneceğinden, davacının da talebi doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ise de, bilirkişi incelemesi yaptırılabilmesi amacıyla gerekli masrafları davacı vekili kesin süre içinde yatırmadığı, süreye uyulmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. D) Temyiz: Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. E) Gerekçe:

Karar tarihinde yürürlükte olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 163. maddesinde biri «Yasal» öteki «hakim tarafından tanınan» iki türlü sürenin varlığı kabul edilmiş ve bu sürelere uyulmayan hallerde karşılaşılacak sonuç açıklanmıştır. Yukarıda sözü edilen maddeye göre yasal süre veya hakim tarafından tanınan süre içinde yapılması gereken işlem ilgili tarafça yapılmazsa hakkın düşeceği kabul edilmiştir. Yasal süre içinde yapılması gereken şeyin ne olduğu yasalarda yazılmış ve gösterilmiştir. Hakimin tanıdığı süre içinde yapılması istenilen işlemin ne olduğu ise hakimin bu yöne ilişkin bulunan ara kararında her halde açıklanmış olmalıdır. Hakimin süreye ilişkin ara kararının tereddüt uyandırmayacak, yorumu zorunlu kılmayacak, yanlış anlamayı önleyecek, ilgili tarafından kolaylıkla anlaşılacak derecede açık, sade ve sınırlı olması gereklidir. Bu hususla ilgili ara kararı konusu, kapsamı ve sınırları bakımından orta halli bir kişinin rahatlıkla anlayabileceği kadar açık olmalıdır. Pek az kişinin akıl erdirebileceği «muğlak ifadeli» bir ara kararının sade vatandaş tarafından anlaşılması olanağı yoktur. Özetle hakim tarafından kesin süreye ilişkin ara kararında ilgili tarafın yapması gerekli görülen işler, sade bir dil kullanılarak «kolayca» anlaşılabilir biçimde «birer birer» ve «açıkça» gösterilmiş olmalıdır.

Gerek öğreti ve gerekse yerleşik yargısal kararlarda, kanıtlama yükümlülüğü altında bulunan tarafa, kesin önel konusu usulü işlemleri hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde tek tek açıklanmalı, bilirkişiden rapor alınması için yapılması zorunlu olan giderler parasal olarak saptanıp bildirilmeli, ödeme için verilen süre belirtilmeli ve bu hususların yerine getirilmemesi halinde doğacak sonuçlar da açıkça ihtar olunmalıdır.

Türk Yargı sistemine göre hakim kendiliğinden bir davayı inceleyip, uyuşmazlığı çözemez. Bunun kaçınılmaz sonucu olarak da, tarafların istekleri ile bağlı tutulmuştur. (HMUK. 72,75, 6100 sayılı HMK.’un25 ve 26. Maddeleri) Bu yolla, "delillerin taraflarca hazırlanması" prensibinden hareket olunarak ilgililer, dinletmek istedikleri tanıklar ile bilgisine başvurulmasını diledikleri bilirkişilerin keşif ve benzeri incelemelerin gerektirdiği masrafları karşılamakla yükümlü tutulmuşlar, buna uymamaları halinde de isteklerinden vazgeçmiş sayılacakları öngörülmüştür. (HMUK. 414 HMK.324 Maddeleri). Ayrıca kesin sürenin ispat yükü olan tarafa verilmesi gerekir. İspat yükünü yerine getiren tarafa hesap yapılması için kesin süre verilmesi usule aykırıdır. Zira hesap istemi bir anlamda kendiliğinden yapılması gereken bir işlemdir.

Kendiliğinden yapılması gereken işlemlerde ise HUMK.’un 415. (HMK. 325) maddesi uyarınca giderlerin taraflardan birine veya her ikisinin ödenmesine karar verilebilir. Belirlenen süre içinde işleme ait gider ödenmez ise ilerde ilgilisinden alınmak sureti ile Devlet Hazinesi’nden ödenmesine karar verilmesi gerekir.

Mülga 1086 sayılı HUMK.’un 163. maddesi ile 6100 sayılı HMK.'un 94. maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir”.

Uyuşmazlığa konu davanın 1086 sayılı HUMK zamanında açılması nedeni ile aynı kanunun 415. Maddesi (karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK.’un 325. Maddesi uyarınca ) işlem yapılması gerektiği gözden kaçırılarak, kapsamı da belirtilmeden yazılı şekilde bilirkişi ücreti istenmesi yerinde olmadığı ve verilen kesin sürede bilirkişi ücreti olan giderin yatırılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olduğu gibi mahkemenin davanın reddine dayanak aldığı, davacı vekiline verilen kesin süreye ilişkin ara kararında “belirtilen sürede ara karar gereğinin yerine getirilmemesinin sonuçlarının da açıklanmaması, hatırlatılması ile yetinilmesi” doğru değildir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 18.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.