11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2012/3943 E. , 2013/3776 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ...4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
4.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.09.2011 Tarih ve 2011/41-2011/413 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden para tahsil edip, geri ödemediğini, bunun üzerine müvekkilince davalı aleyhine Essen Eyalet Mahkemesi’nde alacak davası açıldığını, açılan bu davada verilen kararın temyizi üzerine Hamm Yüksek Eyalet (İstinaf) Mahkemesi'nce davalı tarafından 16.016,22 Euro ana paranın 29.03.2007 tarihinden itibaren % 4 faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini ileri sürerek, anılan mahkemece verilen kararın tanıma ve tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ilamın konusunun Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisi dahilinde olan bir konuya matuf bulunduğunu, ilamın kamu düzenine aykırı olduğunu, uyuşmazlığın taraflarının Türk vatandaşı olması nedeniyle uyuşmazlığa Türk Hukuku’nun uygulanması gerektiğini, müvekkili şirketin ortağı olan davacının TTK'nın 405. maddesi gereğince müvekkili şirkete verdiğini geri isteme hakkının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, MÖHUK'nın 53. maddesi uyarınca tenfize konu ilamın kesinleşmiş olması gerektiği, T.C. Devletine yapılacak tüm tebligatların Adalet Bakanlığı vasıtasıyla tebliğ edilmesinin zorunlu olduğu, somut olayda davaya dayanak mahkeme kararının davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, bu nedenle MÖHUK'nın 53. maddesi kapsamında kesinleşmiş bir kararın bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir.
Davaya konu ... (İstinaf) Mahkemesi'nce 06.05.2009 tarihinde verilen karar, yapılan sözlü yargılama sonucu, davalının ...’da bulunan vekili Av. ...’ın huzurunda verilmiş, anılan davalı vekiline karar usulünce tefhim edilmiş ve taraflarca süresinde temyiz edilmemesi üzerine Mahkemesince 08.09.2009 tarihinde karar kesinleştirilmiştir. Ancak yerel mahkemece bu husus gözden kaçırılarak, tenfize konu kararın MÖHUK'nın 53. maddesi hükmü gereğince kesinleşmediği gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.