11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2011/3920 E. , 2013/4253 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.....2010 tarih ve 2004/754-2010/559 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 05.03.2013 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete ait emtianın ...'dan ...'e kara yoluyla taşınması konusunda davalı taşıyıcı ile sözleşme akdedildiğini, davalının makul süre içinde malı taşıma ve teslim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu nedenle müvekkilinin 31. Uluslararası Ticaret Fuarına tam ekipmanla katılamayıp yeni stant malzemeleri ile ek ulaşım ve konaklama giderleri yapmak zorunda kaldığını ileri sürerek, (50.000) Euro menfi (....000) Euro müspet zarar ile (....000) Euro manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini ve davalıya teslim edilen (1.988) Euro değerindeki eşyanın müvekkiline iadesini, iade edilmemesi veya hasarlı iade edilmesi halinde anılan meblağın da temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, davalıya taşıma ücretinden dolayı borçlu bulunmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşme ile varış süresinin belirlenmemiş olduğunu, bir gecikme varsa bunun gümrüklerde ve yollarda yapılan denetimden kaynaklandığını savunarak, davanın reddini istemiş, birleşen davada ise taşıma bedelinin tahsili için giriştikleri icra takibinin, davalının haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, davacı taşıyıcının edimini geç yerine getirdiğini, müvekkilinin bu nedenle taşıma ücretinden sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasındaki sözleşmede kesin bir taşıma süresinin öngörülmediği, somut olayda makul sürenin en fazla 5 gün olabileceği ve bu sürenin aşıldığı, davalının gecikmenin nedeni olarak öne sürdüğü gümrüklerdeki olağan kontrollerin, davalı taşıyıcının sorumluluğunu bertaraf eden bir kurtuluş sebebi olmadığı, zarar görenin hem müspet hem de menfi zararlarını bir arada isteyemeyeceği, somut olayda geçersiz bir sözleşme olmadığına göre, borcun hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden kaynaklanan müspet zararın istenebileceği, taşıma ücreti alacağı likit olduğundan alacaklı lehine icra inkar tazminatına da hükmedildiği, yanlar arasındaki ticari ilişkinin niteliğine ve taşımanın güzergahı itibariyle olaya uygulanan ... hükmüne göre manevi tazminat talep edilemeyeceği gerekçesiyle asıl davada davanın kısmen kabulü ile 4.237,52 Euro'nun dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, diğer taleplerin reddine, birleşen davanın kabulüne, davalının itirazının 1.109 Euro üzerinden iptali ile takibin asıl alacağa takipten itibaren %... oranında temerrüt faizi uygulanması suretiyle devamına, 792,71 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Asıl dava, uluslararası kara taşıması sözleşmesinden kaynaklanan zararın tazmini, taşınan malın iadesi, bu mümkün olmazsa bedelinin tahsili ve taşıma ücretinden dolayı borçlu bulunulmadığının tespiti, birleşen dava, aynı sözleşmeden kaynaklanan taşıma ücretinin tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davalı tarafından taşınan davacıya ait fuar stant malzemelerinin, ...’te düzenlenen fuara zamanında yetiştirilemediği ve davacıya hiç teslim edilmeden Türkiye’ye geri getirildiği anlaşılmaktadır. Davalı beyanına göre bu malzemeler Türkiye’de süresinde gümrükten çekilmediği için millileştirilmiştir. Dolayısıyla taşınan emtianın artık davacıya teslimi imkanı kalmamış olup, davacının ... Konvansiyonu’nun 20. maddesi uyarınca bu malın kaybolduğunu varsayması mümkündür. Her ne kadar davalı vekilince malın gümrükten çekilmesi için davacıya sözlü olarak haber verildiği bildirilmişse de bu konuda dosyada hiçbir kanıt bulunmadığı gibi, dava dışı Gümrük Müdürlüğü’nün ek bekleme süresi verildiğine dair 20.04.2004 tarihli yazısı da davacı vekili olarak davalıya tebliğ edildiğinden, davacıya bilgi verildiğini ispatlayan bir belge değildir.
O halde somut uyuşmazlıkta ortada iki taşımanın bulunduğu, malın önce davalı tarafından ...’dan ...’e taşındığı, bu taşımanın zamanında yapılmaması nedeniyle davacının fuarda yeni stant malzemeleri temin etmek zorunda kalarak zarara uğradığı, dolayısıyla davacının bu ilk taşımadan kaynaklanan zararını, geç teslim hükümlerine göre davalıdan isteyebileceği, malın ikinci olarak ...’ten ...’a taşındığı ve bu taşıma sonucunda da ... Konvansiyonu’nun 20. maddesi uyarınca kaybolmuş sayılabileceği ve davacının bu ikinci taşımadan dolayı yükün tamamen kaybı hükümlerine göre davalıdan tazminat isteyebileceği kabul edilmelidir.
Bu durum karşısında mahkemece, somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate alınarak, asıl ve birleşen davada tarafların iddia ve savunmalarının, yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre asıl ve birleşen davalar hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.