2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2016/25019 E. , 2018/11103 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile)Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıkılı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın tarafından kusur belirlemesi, yoksulluk nafakasına hükmedilmemesi, tazminatların miktarı ve vekalet ücreti yönünden; davacı-karşı davalı erkek tarafından ise katılma yoluyla; 19.08.2016 tarihli temyiz talebinin reddine ilişkin ek karar ile her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Temyiz talebinin reddine ilişkin ek karara yönelik temyiz itirazı yönünden; Mahkemece verilen hüküm; davacı-karşı davalı erkeğe usulünce 18.05.2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı-karşı davalı erkek tarafından sunulan 15.06.2016 tarihli temyiz talebi mahkemece temyizin süresinde yapılmadığından bahisle 19.08.2016 tarihli ek kararla reddedilmiştir.
Davacı-karşı davalı erkeğe, kadının 06.06.2016 tarihli temyiz dilekçesi Tebligat Kanunu'nun 21/2 maddesi uyarınca muhatabın bildirilen adresinin adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan bahisle mahalle muhtarına yapıldığı, dosya kapsamından daha önce bu adrese çıkarılıp da bila tebliğ iade edilen bir tebligatın bulunmadığı, bu haliyle davacı-karşı davalı erkeğe yapılan temyiz dilekçesinin tebliğinin usulsüz olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı-karşı davalı erkeğin ek karara yönelik süresinde sunmuş olduğu 05.09.2016 tarihli temyiz dilekçesindeki beyanları da dikkate alındığında, erkeğin 15.06.2016 tarihli ilk temyiz dilekçesinin, davalı-karşı davacı kadının 06.06.2016 tarihli temyiz dilekçesine cevaben sunulan "katılma yoluyla temyiz" mahiyetinde olduğunun kabulü ile mahkemenin 19.08.2016 tarihli ek kararın bozularak kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
2.Tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarının yanında erkeğin ayrıca birlik görevlerini de yapmadığı, yine de boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı-karşı davalı erkeğin tam kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, erkeğin tüm, kadının ise aşağıdaki bentlerin dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
b)Mahkemece, tefhim edilen kısa karar ve buna uygun yazılan gerekçeli kararın hüküm fıkrasında; davalı-karşı davacı kadının yoksulluk nafakası talebi ile ilgili olumlu olumsuz bir hüküm kurulmadığı halde gerekçede davalı-karşı davacı kadın lehine 350 TL yoksulluk nafakasının ödenmesine karar verildiğinden bahsedilerek yoksulluk nafakası yönünden gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmıştır. Yoksulluk nafakası yönünden yaratılan bu çelişki usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
c)Davacı-karşı davalı erkeğin boşanma davası reddedildiği halde, bu davada kendisini vekille temsil ettiren davalı-karşı davacı kadın yararına, erkeğin davasının reddi yönünden de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
d)Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davalı-karşı davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.