19. Hukuk Dairesi
19. Hukuk Dairesi 2016/19458 E. , 2018/4877 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - KARAR -
Davacı vekili, davacı banka ile davalı arasında tüketici kredi sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye istinaden davalıya kredi kullandırıldığı ve kredi kartı tahsis edildiğini, davalının kredi kartı ve kredi borcundan kaynaklanan ödemelerini süresinde yapmadığını, davalının süresinde borcunu ödememesi üzerine, alacağın tahsili için başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan talep edebileceği tutarın, kredi kartı borcu nedeniyle 1.292,16 TL, tüketici kredisi nedeniyle 3.898,00 TL asıl alacak, 46,11 TL faiz ve 2,31 TL.... olmak üzere 3.946,42 TL, olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve davalının asıl alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kredi kartı ve tüketici kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olaydaki uyuşmazlığa kredi kartı sözleşmeleriyle ilgili olarak özel yasa olan 5464 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması gerekir. Hesap kat edilmesiyle birlikte kredi kartı borcu muaccel hale gelip ayrıca ödeme için mehil verilmesi gerekmez. Kat ihtarnamesinin tebliği ve davacı tarafından ödeme için herhangi bir süre verilmesi ve o sürenin geçmesiyle temerrüt oluşur. Bu nedenle Mahkemece kredi kartı sözleşmesiyle ilgili olarak 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uygulanmak suretiyle düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Mahkemece bilirkişi raporuna yapılan itirazlar dikkate alınarak ve yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek bilirkişiden ek rapor alınarak veya yeni bir bilirkişi tayin edilip alınacak rapor doğrultusunda karar verilmesi gerekmektedir.