11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2011/11371 E. , 2013/12306 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02.02.2011 tarih ve 2009/14-2011/20 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili adına tescilli ve uzun yıllardır kullanılan "..." markasının tanınmış marka olduğunu, müvekkilinin 1992 yılında ... Yeni Yetenekler yarışmasını başlatarak ülkenin her yerinde ... markasının tanınmasını sağladığını, davalı şirket adına tescil edilen "... " markasının, müvekkilinin tanınmış "... " markası ile ayırt edilemeycek derecede benzerlik arzettiğini, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, davalı şirket adına tescilli markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, TPE nezdinde "... " ibareli tanınmış bir markanın bulunmadığını, müvekkili markasının esas unsurunun ... ibaresi olduğunu, taraf markaları arasında ayniyet, karıştırılma ve bağlantılı olma ihtimali bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı adına tescilli 135109 sayılı “...” ibareli ve 167867 sayılı “...” ibareli markaların davaya konu ve davalı adına tescilli markaların emtialarını da içerecek şekilde 8 ve 5 yıl önce tescil edildiği, bu iki marka ile davalı markasında esas unsur niteliğindeki ibarenin ... kelimesi olduğu, davacının 135109 sayılı markasındaki ... kelimesinin davacının unvanını çağrıştırır şekilde ek unsur olarak kullanıldığı, davalının tescilli ibaresindeki ... kelimesinin de bu suretle ek unsur olarak kullanıldığı, ticaret unvanındaki bu ibarenin davalı markasında ... By ... olarak yazılmasında ne By kelimesinin, ne de ek unsur niteliğindeki ... kelimesinin markaya ayrıt edicilik sağlamadığı, 20 yıla yakın süredir davacının ... ibareli markası ile aynı sektörde olması sebebiyle davalının tescilli markanın aynı sınıflarındaki ürünler için esas unsuru aynı olan ve orta düzeydeki tüketici nezdinde iltibasa yol açar nitelikteki ... ibaresini kullanmasının, basiretli iş adamı gibi ve iyi niyetle hareket ettiği sonucuna vardırmayacağı, bu ibaredeki C harfının iki kez kullanılmış olmasının da ibarelerin farklı algılanmasına yetmeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı adına tescilli "... BY ... " ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, davalı adına TPE nezdinde tescilli “... BY ... ” ibareli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle davalı tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Gerçekten de 556 sayılı KHK'nın 35. maddesi uyarınca kötü niyetli tescil başvurusu halinde, itiraz üzerine başvuru TPE tarafından reddedilebilir. Yine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/07/2008 tarihli 2008/11-501 Esas, 2008/507 Karar sayılı ilamında da ifade edildiği üzere kötü niyetli tescil başlı başına bir hükümsüzlük sebebidir. Ancak, anılan HGK kararında da belirtildiği üzere genel olarak tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Somut uyuşmazlıkta, davalının markasının davacı markaları karşısında iltibasa yol açması, davalının uzun süredir davacı ile aynı sektörde faliyette bulunması yukarıda belirtilen HGK kararında benimsenen esaslara göre başlı başına kötü niyet ve hükümsüzlük nedeni oluşturmaz. Bu nedenle mahkemece kötüniyetli tescil olunduğundan bahisle davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.