8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2018/13294 E. , 2018/16138 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R
Davacı 3. kişi vekili, 21/06/2013 tarihinde yapılan haciz sırasında haczedilen forkliftin borçlu şirket tarafından 05/11/2012 tarihinde ... Global isimli firmaya satıldığını, müvekkilinin mahcuzu 08/11/2012 tarihinde anılan şirketten satın alarak bedelini ödediğini, mahcuzun tamir maksadı ile borçlu şirkete teslim edildiğini iddia ederek davanın kabulü ile menkul üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haczedilen forkliftin borçlu adresinde haczedilmeyip farklı bir adreste tamirci elinde haczedildiğini, mahcuzun müvekkili tarafından takip borçlusuna satılan forklift olduğunu, borçlunun tamirci olmadığını, davacının iddiasını somut delillere dayandırmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu forkliftin borçlu şirket tarafından, dava dışı ... Global Ltd. Şti'ne satıldığı, ... Global Ltd. Şti. tarafından da fatura karşılığında kendilerine satıldığının ileri sürüldüğü, ... Global Ltd. Şti. tarafından, davacı 3. kişi adına kesilen 08/11/2012 tarihli 027694 sayılı faturanın aslına ve dip koçanına tüm araştırmalara rağmen ulaşılamadığı, ... Global Şirketi’nin adresten taşınmış olması ve adresinin meçhul olması nedeniyle defter ve belgeleri üzerinde de inceleme yaptırılamadığı, dava konusu forkliftin haczedildiği adresin borçlu şirketin ya da davacı 3. kişinin adresi olmayıp, dava dışı bir tamircinin adresi olduğu, ... ve ... Ticaret Sicil Müdürlüklerinden gelen kayıtlara göre, ... Global Ltd. Şti.nin ortak ve yetkilisi ...'nın aynı zamanda borçlu şirketin ortağı olduğu, bu doğrultuda aralarında organik bağ bulunduğu, İİK'nin 97/a maddesine göre bir taşınır malı elinde bulunduran kimsenin onun maliki sayılacağı, borçlu ile üçüncü şahısların taşınır malı birlikte ellerinde bulundurmaları halinde dahi malın borçlu elinde addolunacağı, bu durumda İİK'nin 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, davacı 3. kişinin bu yasal karinenin aksini kesin ve güçlü delillerle ispatlaması gerektiği, davacı 3. kişi tarafından haczedilen forklifte ilişkin mülkiyet belgesi ibraz edilemediği, dinlenen davacı tanıklarının beyanlarına da itibar edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece 17.08.2015 tarihli ek karar ile süresinde olmayan temyiz isteminin reddine karar verilmiş, bu kez temyiz isteminin reddine ilişkin ek karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Kısa kararın 11.06.2015 tarihinde davacı vekiline tefhim edildiği, temyiz dilekçesinin 16.06.2015 tarihinde verildiği ve daha sonra da harcının yatırıldığı görülmekle, davacı vekilinin temyiz isteği süresinde ve yöntemine uygun olduğundan, ...
3.İcra Hukuk Mahkemesinin 17.08.2015 tarih ve 2013/503 Esas, 2015/386 Karar sayılı temyiz talebinin reddine ilişkin ek kararın kaldırılmasına karar verilerek, davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine geçildi. Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre, dava konusu haczin yapıldığı adresin takip borçlusuyla bir ilgisi tespit edilememiştir. Haciz tutanağındaki beyanlara göre de haciz mahallinin bir forklift tamir atölyesi olduğu, haciz sırasında bilgisine başvurulan atölye sahibinin beyanlarına göre de mahcuzun davacı üçüncü kişi şirket tarafından tamir amacıyla haciz yerine bırakıldığı görülmektedir. Bu bilgilere göre, somut olayda mülkiyet karinesi davacı 3. kişi lehine olup, mülkiyet karinesinin aksinin davalı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
Mahkemece gerekçede organik bağa ilişkin değerlendirmelerde bulunulmuşsa da bu bağ, dava dışı satıcı şirket ile takip borçlusu arasında olup, davacı üçüncü kişi ile takip borçlusu arasında bir organik bağın kurulamadığı anlaşılmaktadır. Davalı alacaklının dayandığı diğer deliller de davacı yararına olan mülkiyet karinesinin aksinin ispatı için yeterli görülmemiştir. Bu nedenlerle, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.