11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2012/8434 E. , 2013/9162 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ: ... FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Fikrî ve Sınaî Haklar HukukMahkemesi’nce verilen 28.02.2012 tarih ve 2010/110-2012/20 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, müvekkilinin yer ve duvar seramik kaplama ürünleri üreten (fon, bordür ve dekor seramik ürünleri) özgün seramik tasarımlarını karşı tarafın taklit ettiğini, davalı firmanın ... adlı internet sitesinde, ürünler şeridi halinde ... , ... ve ... sayılı ürünlerin, müvekkili ... ’ın internet sitesinin ürünler/ dekorlar sayfasında yer alan ... , ... ve ... ... ürünlerinden taklit edildiğini, davalının bu eylemini yer ve duvar seramiklerinin arasına dekor-bordür olarak uygulanan bu ürünleri üretmek için fon olarak müvekkili bayilerinden satın aldıkları seramikleri kesmek suretiyle bunların üzerine müvekkili şirkete ait desenleri işleyerek gerçekleştirdiğini, seramiklerin kesilmesi ve işlenmesini de sıradan mekanik araçlarla gerçekleştirmesi nedeni ile kalitesiz, kötü taklit şeklinde ortaya çıktığı ve üzerinde çalışılarak bordür haline getirilen fon da müvekkili Seramiksan' nın ürünü olduğundan nihai tüketici kötü bordürün müvekkili şirketin ürünü olduğunu kabul ederek müvekkili şirketin marka itibarına zarar verdiğini, ürünün arkasında müvekkili şirketin markası ve logosu bulunduğunu, ürünler üzerindeki desenlerin FSEK anlamında eser olduğunu, müvekkili pazarından davalının haksız olarak faydalandığını, kötü ürünleri Seramiksan markalı fonlara işleyerek müvekkilinin marka itibarını zedelediğini, böylece davalının TTK'nın haksız rekabet, 556 s. KHK. 9 ve 61, FSEK ve BKnın haksız fiil gibi birçok mevzuat hükmünü ihlal ettiğini, diğer davalının ise davalı şirketin yetkilisi olduğunu ileri sürerek, ... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce 2010/61 D.İŞ dosyasından verilen ihtiyati tedbir kararının devamına, davalıların müvekkiline ait FSEK kapsamında korunan eser haklarını ihlal ettiğinin tespiti ve önlenmesini, davalıların müvekkili firmaya ait başka bir ürün üzerinde değişiklil yaparak müvekkilinin en üst kalite özel ürünlerini daha kalitesiz olarak imal ederek markasının itibarını zedelediğinden markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesini, davalıların eylemleri TTK'nın 56 ve 57. madde hükümlerini ihlal ettiğinden haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespiti ve men'i, müvekkilinin marka hakkını zedeleyen, FSEK ve TTK'dan kaynaklanan haklarını ihlal eden her türlü ürünün, broşürün, kataloğun, tanıtıcı sair argümanların ve bu taklit ürünleri üretmeye yarayan araç gereçlerin toplatılmasına karar verilmesi, ayrıca karar kesinleştiğinde toplanan bu ürünlerin imhası, internet sitelerindeki yayınladıkları müvekkili ürünlerinin yayınlarının kaldırılması, şimdilik 10.000 TL maddi, 30.000 TL manevi, marka itibarının uğradığı zarar nedeni ile itibar tazminatı olarak 10.000 TL olmak üzere toplam 50.000 TL tazminatın haksız eylem tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini ve yargılama sonucunda verilecek hükmün basıl yolu ve internet yolu ile ilanını talep ve dava etmiş, 08.02.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile toplam 69.140, 23 TL maddi tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket yetkilisi olarak olarak davalı ..., ikametgah adresleri ... olduğundan ... Mahkemleri yetkili olduğunu, şirkete husumet yöneltilmesi gerektiğini, taklit edildiği iddi edilen ürünlerin FSEK kapsamında eser olmadığını, desenlerin özgün ve estetik değere sahip olan çizimler olmayıp sıradan ve seramik ürünlerinde sıkça kullanılan figürler olduğunu, tedbir kararından önce desenlerin sahibinin davacı olduğunu bilmediklerini, tedbir kararından sonra internet sitelerinde ritim serisi ürünlerin tanıtımını kaldırdıklarını ve üretimi durdurduklarını, davacıya ait bayilerden satın alınan seramiklerin ise fatura karşılığı satın alındığı ve davacının bu ürünler üzerinde marka hakkını tükettiğini, bu seramikleri işlemek veya kesmenin davacının marka hakkını ihlal etmediğini, tedbir kararı dışına çıkılarak çizgi ve yağmur bordür gibi başka ürünlerine de el konulduğunu, davacının bu davayı süresinde açmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir.Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, dava, telif hakkına ve marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve tazminata ilişkin olduğu, davalı yanın üretip sattığı ve internet sitesinde teşhir ettiği “ritim serisindeki” ürünlerde ki desenlerin güzel sanat eseri olup davacıya ait olduğu, davalının bu desenleri haksız ve izinsiz biçimde yine davacı firmaya ait ... logosunu taşıyan fonları piyasadan temin ederek üretime konu edip bordürler ürettiği ve bunları piyasaya verdiği, bu bordürlerin arkasında Seramiksanın logosu da yer aldığı, böylece ilgili sektördeki satıcı ve tüketicilerin davalı firmaca üretilen ürünlerin davacıdan geldiğini düşünebilecekleri ve davacı firmanın ürünü sanabilecekleri, kalite farkı uyarınca da davacı firmanın markasının itibarının zarara uğradığı, davalının davacı tarafından üretilen fonları piyasadan temin ederek tekrar işleyip üretime konu etmesi Mark KHK 13 md. kapsamında değerlendirilemeyeceği, çünkü ürünün vasfı ve işlevi değiştiği, davalı firmanın hakim ortağı olan diğer davalının da eylemden sorumlu olduğu, markaya tecavüz, itibar zararı ve kar yoksunluğu ve manevi zararın oluşabileceği değerlendirildiği, davacının gerek telif haklarından gerekse markasının itibar zararına uğramasından dolayı tazminat talep edebileceği, bilirkişice davacının uğradığı zarar 556 s. KHK 66/a uyarınca 69.140,23 TL olarak belirlendiği, davalıların eylemleri eser hakkına tecavüz oluşturduğu gibi marka hakkına da tecavüz ve haksız rekabetin unsurlarını da taşıdığı, davalılar hem davacının desenler üzerindeki eser haklarını ihlal ettikleri ve desenlerin mali haklarını devralmadıkları halde çoğaltarak bordürleri üzerinde kullandıkları, yine göreli olarak kalite farkı olan bordürlerini pazarlarken davacı firmanın markasının da itibar kaybına da yol açtıkları, itibar kaybının BK 42 ve 43 md. uyarınca mahkemelerince belirlenmesi gerektiği ve BK 49 md. çerçevesinde hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmetmek gerektiği, gerekçesiyle davalıların davacıya ait eser niteliğini taşıyan desenler (ritim serisi desenler) üzerinde ki haklarının ihlal ettiğinin, davacının markalarına tecavüz ettiğinin (davacı markasını taşıyan tonları işleyerek bordür haline getirip satma) ve haksız rekabet ettiğinin, markanın itibarına zarar verdiklerinin tespitine, önlenmesine, durdurulmasına, tecavüz oluşturan ürün, tanıtım gereçleri, kalıp vs. üretim gereçlerinin toplatılmasına, karar kesinleştiğinde imhalarına, internet sitesinde davacıya ait desenlerin kaldırılmasına, yayınlanmasına son verilmesine, internet sitesi bakımından ilgili teknik sorumlulara ve teknik sağlayıcılara kararın etkili olacağına, 59.140,23 TL maddi tazminatın, 10.000 TL manevi tazminatın ve 10.000 TL itibar tazminatının 31/05/2010’dan başlayan ticari faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline davacıya ödenmesine, hüküm kesinleştiğinde hüküm özetinin ulusal çapta yayın yapan bir gazetede ilan edilmesine, ilan giderlerinin davalılardan alınmasına, hüküm kesinleşmesinden itibaren 3 ay içinde başvurulmazsa ilan hakkının düşeceğine, karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1.Mahkeme ilamı, hükmü temyiz eden davacı vekiline 15.03.2012 günü, davalı tarafın temyiz dilekçesi ise 24.04.2012 tarihinde tebliğ edilmiş ve hüküm anılan davacı vekili tarafından gerek HUMK'nın 432/1. maddesinde yazılı 15 günlük süre gerekse HUMK'nun 433/2. maddesinde öngörülen 10 günlük katılma yoluyla temyiz süresi geçirildikten sonra 08.05.2012 tarihinde temyiz edilmiştir. HUMK'un 432/4. maddesine göre süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi , 01.03.1990 gün ve 3-4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay da bu konuda karar verebileceğinden, davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince; Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 5.000,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.