11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2012/3455 E. , 2013/3529 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
4.Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen .../.../2011 tarih ve 2011/218-2011/458 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının, müvekkili adına 11 ve 35. sınıfta tescilli 2006/261622 sayılı "CASALUCE" isimli markanın hükümsüzlüğü için ... FSHHM'nin 2011/... esas sayılı dosyasında dava açtığını, davalının 37. sınıfta tescilli 2003/12793 sayılı "..." markasını kullanmadığını ileri sürerek, davalı adına 37.sınıfta tescilli 2003/12793 sayılı "..." markasının 556 sayılı KHK'nin 14. ve 42. maddeleri uyarınca hükümsüzlüğünün tespiti ile markalar sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hükümsüzlük davasının açılmasında davacının hukuki menfaatinin bulunmadığını, davacının ... FSHHM''ndeki davanın uzaması için bu davayı açtığını, müvekkilinin markasının ... tarafından Özel/01477 no ile tanınmış marka olarak koruma altına alındığını, markanın hükümsüzlüğünün talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının dava açmakta hukuki menfaati bulunduğu, bir markanın kullanıldığından söz edilebilmesi için 556 Sayılı KHK'nın 14/1. maddesi uyarınca, hükümsüzlüğün talep edildiği tarihten geriye doğru ... ay öncesinden başlamak üzere son 5 yıl içerisinde ciddi surette kullanılması gerektiği, markayı kullanmayı ispat yükünün davalı marka sahibine ait olduğu, davalının 37(01,09) alt grupta yer alan hizmetler dışında markayı, son 5 yıllık dönem içerisinde ciddi ve etkin şekilde kullandığına ilişkin hiçbir delil sunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 2003/12793 sayılı markanın 37.(01.09) sınıf hizmetler hariç diğer tüm hizmetler yönünden kullanmama sebebiyle hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1.Mahkeme ilamı, hükmü temyiz eden davacı vekiline ....01.2012 günü, davalı tarafın temyiz dilekçesi ise 20.02.2012 tarihinde tebliğ edilmiş ve hüküm anılan davacı vekili tarafından gerek HUMK'nun 432/1. maddesinde yazılı ... günlük süre gerekse HUMK'nun 433/.... maddesinde öngörülen ... günlük katılma yoluyla temyiz süresi geçirildikten sonra 05.03.2012 tarihinde temyiz edilmiştir. HUMK'un 432/4. maddesine göre süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi , 01.03.1990 gün ve ...-4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay da bu konuda karar verebileceğinden, davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. ...-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 Sayılı HMK'nın 186.maddesi uyarınca, tarafların tüm delilleri toplanıp inceledikten ve son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 294/4 fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde,
HMK'nın 297 nci maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa karar yazıp tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin, artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile HMK'nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Somut olayda ise, mahkemece, kısa kararda, "davanın kısmen kabulü ile, davalı şirketin 2003/12791 sayılı markasının 37(01,09) . sınıf hizmetler hariç kalan diğer hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne" ifadesi kullanılmışken, gerekçeli kararda " davanın kabulü ile, davalı şirketin 2003/12793 sayılı markasının 37.(01.09) sınıf hizmetler hariç diğer tüm hizmetler yönünden kullanmama sebebiyle hükümsüzlüğüne" dendiği görülmüştür. Bu durum karşısında, kısa ve gerekçeli kararlar arasında çelişki oluştuğundan, mahkemece ....04.1992 gün ve 1992/7 esas, 1992/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı çerçevesinde, bu kısa kararla bağlı kalınmadan, yeni bir kısa ve buna uygun gerekçeli karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir. ...-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (...) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (...) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye ...,... TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, .../02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.