Esas No
E. 2016/10736
Karar No
K. 2018/17526
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2016/10736 E.  ,  2018/17526 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Mal Rejiminin Tasfiyesinden Kaynaklanan Alacak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı ..., evlilik birliği içinde hayvan bakarak ve altınlarını satarak edindiği tüm malların davalı uhdesinde olduğunu açıklayarak 30.000 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı ..., davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddine, 23.135,31 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.

1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalının tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; a. Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir(6100 Sayılı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre 4649, 4650, 4651 parsel sayılı taşınmazlara yönelik dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir. Eşler, 04.03.1977 tarihinde evlenmiş, 14.01.2008 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 12.11.2010 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK mad. 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nin yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM mad. 170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Yasa mad. 10, TMK mad. 202/1). Tasfiyeye konu 4649, 4650, 4651 parsel sayılı taşınmazlar, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 06.03.2002 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiş, boşanma dava tarihinden yaklaşık 5 ay önce 27.08.2007 tarihinde 3.kişiye satılarak devredilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK mad. 179). Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde, artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken "eklenecek değerler" göz önünde bulundurulur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 229. maddesine göre; eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar ile mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler mal rejiminin sona erdiği anda mevcutmuş gibi tasfiyeye dahil edilir. Bu tür uyuşmazlıklarda; öncelikle, davalı eş tarafından 229. maddede sayılan amaç ve doğrultuda kazandırma veya devrin yapılıp yapılmadığı araştırılıp belirlenmelidir. Mahkemece, karşılıksız kazandırma veya devrin yapıldığının anlaşılması durumunda, söz konusu mal mevcut kabul edilerek yapılan hesaplamada davacı tarafın katılma alacak hakkının olup olmadığı, varsa miktarı saptanarak davalı eşten tahsili yönünde hüküm kurulmalıdır. Tasfiyede devredilen malvarlığının devir tarihindeki durumu (niteliği, seviyesi, yaşı vs.) esas alınarak tasfiye (karar) tarihindeki sürüm (rayiç) değeri hesaplanır. (TMK mad. 235/2.) TMK'nin 232. maddesi “Mal rejiminin tasfiyesinde malların sürüm değerleri esas alınır", TMK'nin 235. Maddesi de “Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar, tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılırlar. Edinilmiş mallara hesapta eklenecek olanların değeri, malın devredildiği tarih esa alınarak hesaplanır.” hükmünü içermektedir. Somut olaya gelince; Mahkemece tasfiyeye konu 4649,4650,4651 parsel sayılı taşınmazların TMK'nin 229.maddesi uyarınca eklenecek değer olarak kabul edilerek artık değere katılma alacağı hesabı yapılması doğru ise de; söz konusu hesaplamaların taşınmazın devir tarihindeki değeri üzerinden yapıldığı görülmektedir. Az yukarıda açıklandığı üzere; tasfiyede devredilen malvarlığının devir tarihindeki durumu (niteliği, seviyesi, yaşı vs.) esas alınarak tasfiye (karar) tarihindeki sürüm (rayiç) değerinin esas alınması gerekmektedir. (TMK mad. 235/2.) Bu itibarla Mahkemece, yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek, tasfiyeye konu taşınmazın, devir tarihindeki durumu esas alınarak, tasfiye tarihindeki (önceki karar bozulmakla değer güncelliğini yitirdiğinden bozma sonrası yeni karar tarihindeki) sürüm (rayiç) değeri belirlenerek, bu değer üzerinden talep miktarı da gözetilerek hüküm kurulması gerekirken, bu husus gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. b. Tasfiyeye konu 4649 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunduğu anlaşılan ve inşaat mühendisi bilirkişi tarafından 2 katlı karkas yapı niteliğinde olduğu bildirilen binanın yapı ruhsatı 10.03.2010 tarihinde yenilenmiş ise de, ilk ruhsat tarihinin 14.03.2005 tarihi olması ve inşaat mühendisi bilirkişi raporundaki fotoğraflar birlikte değerlendirildiğinde; Mahkemece, söz konusu binanın boşanma dava tarihi itibariyle mevcut olup olmadığının, mevcut ise hangi durumda olduğunun araştırılması, bu hususta tarafların bildirdikleri tanıkların beyanlarının alınması, gerektiğinde hava fotoğraflarından da yararlanılmak suretiyle binanın 14.01.2008 tarihindeki durumu tespit edildikten sonra tasfiyede dikkate alınıp alınmayacağı hususunda bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır.

SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalının tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle REDDİNE, taraflarca HUMK'nin 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 395,09 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1.185,28 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına, 18.10.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog