9. Hukuk Dairesi
9. Hukuk Dairesi 2013/6692 E. , 2013/24182 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Yerel mahkeme, davanın reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı davalı işyerinde 25.08.1999 tarihinde süresi belirsiz iş sözleşmesiyle şoför olarak çalışmaya başladığını, 14.04.2011 tarihine kadar çalışmasını kesintisiz sürdürdüğünü, 14.04.2011 tarihinde işverenin davacıyı işyerine aldırmadığını, 18.03.2011 gün ve 13222 sayılı ...
3.Noterliğinden gönderilen fesih bildiriminde fesih gerekçesi olarak " iki kez uyarılmasına rağmen 14.04.2011 günü saat 08.00 de ... Havaalanına müşteri almaya gitmediğini" gösterdiğini, sözleşmenin 4857 sayılı yasanın 25/II-h maddesi uyarınca bildirimsiz olarak feshedildiğinin tebliğ edildiğini, fesih bildiriminde gösterilen sebebin geçersiz olduğunu, davacıya böyle bir görevin verilmediğini, herhangi bir uyarının da yapılmadığını, işverenin 14.04.2011 günü sabahtan davacı ile bir arkadaşını işyerine aldırmadığını, kapıya talimat bıraktığını, gerekçenin doğru olduğu kabul edilse bile davacının yasadan belirtilen koşullar dışında fazla çalışmaya zorlanması rızasını gerektirdiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine davacının işe iadesine, işe alınmaması halinde 8 aylık brüt ücreti tutarında tazminat ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı davacının davalıya ait işyerinde 2004 yılından bu yana çalıştığını, son günlerde işiyle ilgili olarak gerek iş arkadaşları, gerekse de işveren temsilcilerine karşı olumsuz tavırlar içerisine girdiğini, ve işyerinde huzursuzluk çıkardığını, bu yönde bir kaç kez sözlü olarak uyarılmasına rağmen görevlerini aksatmayı sürdürdüğünü, nihayetinde 14.04.2011 günü yaptığı görevle ilgili olarak verilen talimata karşı, bu işe gitmek istemediğini beyan etmesi üzerine davacıdan işveren temsilcisi tarafından savunma istendiğini, davacı savunma yapmayacağını ve imza da vermeyeceğini söyleyerek işveren temsilcisini terslediğini, bunun üzerine 18.04.2011 tarihinde davacının hizmet sözleşmesinin 4857 sayılı kanun 25. madde hükümlerine binaen haklı nedenle feshedildiğini, bu feshin aynı gün kendisine 3 işveren temsilcisi tarafından bildirildiğini ve tebligatın elden yapılmak istendiğini ancak davacının bu tebligatı da almaktan kaçındığından kendisine ...
3.Noterliğinin 13223 no.lu ihtarnamesiyle akdin feshinin tebliğ edildiğini, açılan dava ve dava dilekçesindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz: Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
İşçinin davranışlarına dayanan fesih, herşeyden önce, iş sözleşmesinin işçi tarafından ihlal edilmesini şart koşmaktadır. Bu itibarla, önce işçiye somut olarak hangi sözleşmesel yükümlülüğün yüklendiği belirlendiği, daha sonra işçinin, hangi davranışı ile somut sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiğinin eksiksiz olarak tespit edilmesi gerekir. Şüphesiz, işçinin iş sözleşmesinin ihlali işverene derhal feshetme hakkını verecek ağırlıkta olmadığı da bu bağlamda incelenmelidir. Daha sonra ise, işçinin isteseydi yükümlülüğünü somut olarak ihlal etmekten kaçınabilip kaçınamayacağının belirlenmesi gerekir. İşçinin somut olarak tespit edilmiş sözleşme ihlali nedeniyle işverenin işletmesel menfaatlerinin zarar görmüş olması şarttır.
İşçinin yükümlülüklerinin kapsamı bireysel ve toplu iş sözleşmesi ile yasal düzenlemelerde belirlenmiştir. İşçinin kusurlu olarak (kasden veya ihmalle) sebebiyet verdiği sözleşme ihlalleri, sözleşmenin feshi açısından önem kazanır. Geçerli fesih sebebinden bahsedilebilmesi için, işçinin sözleşmesel yükümlülüklerini mutlaka kasıtlı ihlal etmesi şart değildir. Göstermesi gereken özen yükümlülüğünün ihlal edilerek ihmali davranış ile ihlali yeterlidir. Buna karşılık, işçinin kusuruna dayanmayan davranışları, kural olarak işverene işçinin davranışlarına dayanarak sözleşmeyi feshetme hakkı vermez. Kusurun derecesi, iş sözleşmesinin feshinden sonra iş ilişkisinin arzedebileceği olumsuzluklara ilişkin yapılan tahminî teşhislerde ve menfaatlerin tartılıp dengelenmesinde rol oynayacaktır.
İşçinin iş sözleşmesini ihlal edip etmediğinin tespitinde, sadece asli edim yükümlülükleri değil; kanundan veya dürüstlük kuralından doğan yan edim yükümlülükleri ile yan yükümlerin de dikkate alınması gerekir. Sadakat yükümü, sözleşmenin taraflarına sözleşme ilişkisinden doğan borçların ifasında, karşı tarafın şahsına, mülkiyetine ve hukuken korunan diğer varlıklarına zarar vermeme, keza sözleşme ilişkisinin kapsamı dışında sözleşme ile güdülen amacı tehlikeye sokacak özellikle karşılıklı duyulan güveni sarsacak her türlü davranıştan kaçınma yükümlülüğünü yüklemektedir. İşçinin iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusurlu olarak ihlal ettiğini işveren ispat etmekle yükümlüdür. Yan yükümlere itaat borcu, günümüzde dürüstlük kuralından çıkarılmaktadır. Buna göre, iş görme edimi dürüstlük kuralının gerektirdiği şekilde ifa edilmelidir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesih sebebi, işçinin kusurlu bir davranışını şart koşar. 4857 sayılı İş Kanununun 25 II- ( h) bendinde, işçinin hatırlatıldığı halde görevlerini yapmamakta ısrar etmesi durumunda işverenin haklı fesih imkanının bulunduğu hükme bağlanmıştır.
İş görme edimi, işçi tarafından işverenin verdiği talimatlara uygun olarak yerine getirilmelidir. Bu noktada işverenin hatırlatmasının ardında sadece bir kez görevi yapmama yeterli sayılmamalıdır. İşçinin görevi yapmama eylemi hatırlatmanın ardından da devamlılık arz etmelidir. Devamlılık gösteren görevi yapmama haklı neden kabul edilmeli, ancak devamlılık göstermeyen görevi yapmama, işyerinde olumsuzluklara yol açmış ise, iş sözleşmesinin feshi geçerli neden sayılmalıdır(Dairemizin 05.05.2008 gün ve 2007/32507 Esas, 2008/11105 Karar sayılı ilamı).
Somut olayda davacının iş sözleşmesi 13.04.2011 tarihinde saat 16:00 ve 18:30’da iki defa hatırlatma yapılmasına rağmen davacının 14.04.2011 günü sabah 08:00’de ... havaalanına gelen müşteriyi almadığı, bu şekilde görevini yapmamakta ısrar etmesi nedeniyle haklı nedenle feshedilmiştir. Dosya içerisine davalı tarafından sunulan belgelere göre her ne kadar fesih bildiriminde davacıya 13.04.2011 günü saat 16:00 ve 18:30’da hatırlatma yapıldığı belirtilmişse de, “görevi hatırlatma bildirimi” başlıklı belgenin en üstünde tarih olarak 13.04.2011 yazdığı davacının imzalamaktan imtina ettiğinin şerh düşüldüğü, hatırlatma tarihi olarak ise açıkça 14.04.2011 saat 16:00 ve 14.04.2011 saat 18:30’un yazdığı, ancak davacının müşteriyi alma görevinin 14.04.2011 tarihi olduğu buna göre davalının haklı fesihte delil olarak ileri sürdüğü görev hatırlatma tutanaklarının kendi içerisinde çelişkili olduğu, hatırlatmanın 13.04.2011 tarihinde yapıldığı kabul edilse bile davacıya hatırlatılan görevin yapılma zamanının hatırlatma tarihi itibariyle gelmediği, buna göre davacının görevi yapmamakta ısrar ettiğinin kabul edilemeyeceği, davacının müşteriyi ertesi gün havaalanından almamasının yalnızca mevcut bir görevi yapmama olarak değerlendirilebileceği, bunun yaptırımı olarak da iş sözleşmesinin feshinin makul ve ölçülü bir yaptırım olarak kabul edilemeyeceği, tüm dosya içeriğine göre davalının feshin haklı ve geçerli olduğunu inandırıcı ve somut delillerle kanıtlayamadığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM
1.Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE, 3. Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 5 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE, 4. Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE, 5. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 6. Davacının yaptığı 144.70 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 7. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, Kesin olarak oybirliği ile 26.09.2013 tarihinde karar verildi.