21. Hukuk Dairesi
21. Hukuk Dairesi 2014/20317 E. , 2014/21349 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, yurtdışında çalışmaya başladığı 01/06/1986 tarihinin Türkiye'de ilk sigortalılık başlangıcı olarak tespitine, Alman vatandaşlığına geçtiği tarihe kadarki sürede borçlanabileceğine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere ve temyiz nedenlerine göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2.Dava, davacının 01.04.1980 tarihinden Alman vatandaşlığına geçtiği 27.05.1998 tarihine kadar yurt dışı hizmetlerini 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanabileceğinin tespiti ile yurt dışında işe başladığı 01.04.1980 tarihinin Türkiye'de sigortalılık başlangıcı sayılması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. Davacı, 22.07.2014 tarihli celsede davacının yurt dışında çalışmaya başladığı 01.06.1986 tarihinin sigortalılık başlangıcı olarak kabul edilmesi ile bu tarihten Alman vatandaşlığına geçtiği 27.05.1998 tarihine kadar borçlanabileceğinin tespitini talep ettiğini belirterek talebini daraltmıştır.
Mahkemece, davanın kabulü denmek suretiyle davacının Alman rant sigortasına giriş tarihi olan 01.06.1986 tarihinin Türkiye'de ilk sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespitine,davacının 01.06.1986 tarihinden Türk vatandaşlığından çıkış tarihi olan 27.05.1998 tarihine kadar sürede borçlanabileceğinin tespitine karar vermiştir.
Kural olarak davayı kaybeden taraf yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden sorumludur. Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa mahkemenin yargılama giderlerini taraflar arasında paylaştırması gerekir . Somut olayda davacının dava dilekçesindeki talebinin daraltılması nedeniyle mahkemece daraltılan bu talebe göre karar verilmesi durumunda istemin bir kısmından feragat edildiğinden davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken davanın kabulü denmek suretiyle davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı avukatlık ücreti yönünden düzeltilerek onanmalıdır.