9. Hukuk Dairesi
9. Hukuk Dairesi 2015/36241 E. , 2019/7494 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıların işlettiği ... Ekmek Fabrikasında hamurkar ustası olarak 26/04/2005-09/07/2013 tarihleri arasında en son aylık net 1.443,00 TL ücretle çalıştığını, müvekkilinin ... İş sendikasına üye olduğunu, işten ayrıldığı gün TİS gereği maaş artışının yapıldığını, haftalık 360,30 TL, aylık net 1.561,30 TL ücret aldığını, müvekkilinin Ramazan dolayısıyla fazla mesai yaptığını, fazla mesai ücretinin ödenmesini istediğini, işletme sahiplerinden ...'ın davacıya 15,00 TL teklif ettiğini, buna itiraz etmesi üzerine müvekkiline küfür ederek işten kovduğunu ileri sürerek; kıdem ve ihbar tazminatı, ücret, fazla mesai, yıllık izin, asgari geçim indirimi, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarını istemiştir. B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesi ile, davacının hizmet döküm cetvelinde çalışmasının belli olduğunu, aksinin yazılı delil ile ispatlanması gerektiğini, ramazan yoğunluğunda davacının sergilediği tavırların sorulması sonucu davacının işi bırakıp gittiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece özetle; SGK kayıtları, toplanan delillerin değerlendirilmesinde; davalılardan ...'ın vefat ettiği, mirasçılarının davaya dahil edildikleri, davacının davalıların işyerinde 26/04/2005-09/07/2013 tarihleri arasında 8 yıl, 2 ay, 13 gün hizmet süresinin bulunduğu, davacının giydirilmiş aylık brüt ücretinin 2098,00 TL olduğu, iş akdinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona erdiğini ispat yükünün davalı işverene ait olduğu, davalı işverenin bunu ispatlayamadığı, bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davacının yıllık izinlerini kullandığını ve maaşlarının ödendiğini ispat yükünün davalı işverene ait olduğu, davalı işverenin bunu ispatlayamadığı, bu nedenle davacının yıllık ücretli izin alacağına ve maaş alacağına hak kazandığı, davacının fazla mesai yaptığını ispatladığı, ancak fazla mesai ücretinin ödendiğini ispat yükünün davalı işverene ait olduğu, davalı işverenin bunu ispatlayamadığı, bu nedenle davacının fazla mesai ücretine hak kazandığı, ancak bir işçinin tüm hizmet süresi boyunca her gün fazla mesai yapması hayatın olağan akışına uygun olmadığından davacının fazla mesai ücreti alacağından hakkaniyet indiriminin yapılmasının gerektiği, davacının asgari geçim indirimi alacaklarını ödendiğinin ispat yükünün davalı işverene ait olduğu, davalı işverenin bunu ispatlayamadığı, bu nedenle davacının asgari geçim indirimi alacağına hak kazandığı, tanık beyanlarıda dikkate alındığında davacının ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığı anlaşılmakla ulusal bayram ve genel tatil ücretine hak kazandığı, bu miktar üzerinden hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği, davacı vekili her ne kadar hafta tatili ücreti talep etmiş ise de davacının hafta da1 günlük izni olduğu, bu nedenle davacının bu talebinin reddine karar verilerek yazılı hüküm kurulmuştur.
D) Temyiz: Kararı davacı temyiz etmiştir. E) Gerekçe:
1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Belirsiz alacak davasının tespit davası olarak açılabilmesinin en önemli sonucu, belirsiz alacak tespit davasının da alacağın tamamı için zamanaşımını kesmesidir. Bu husus, 107. maddenin gerekçesinde açıklanmıştır.
Belirsiz alacak davasının tespit davası olarak açılmasının ardından, alacağın yargılama sırasında belirlenmesi üzerine HMK’nun 107/2. maddesine göre miktarın arttırılması mümkün değildir. Zira sözü edilen hüküm, belirsiz alacak davasının miktar belirtilmesi yoluyla eda davası biçiminde açılması halinde uygulama alanı bulabilir. Ancak belirsiz alacak tespit davasında yapılan yargılama ile alacak belirlendikten sonra, davanın tamamen ıslahı suretiyle alacağın tahsili talep edilebilir.
Belirsiz alacak davasının tespit davası olarak açılması ve ardından ıslahla eda davasına dönüştürülmesinin, davanın belirli bir miktar üzerinden açılmasından farkı, faiz başlangıcı noktasında kendisini gösterir. Belirsiz alacak davası tespit davası olarak açıldığında faiz başlangıcı, alacakların rakam olarak talep edildiği ıslah tarihi olmalıdır. Belirsiz alacak davası ile kesilmiş olan zamanaşımı yargılama sırasındaki işlemler ve hakimin her kararı ile kesileceğinden ıslaha karşı ileri sürülen zamanaşımı defi sonuca etkili değildir.
HMK 107. maddesinin gerekçesine göre belirsiz alacak davasının, kısmen eda davasıyla birlikte külli tespit davası olarak da açılabilmesi imkan dahilindedir. O halde belirsiz alacak davasında bir miktarın tahsili yanında, kalan tutarın tespiti istenebilecek ve yargılama sırasında belirlendiğinde kalan miktar da talep edilebilecektir.
Somut olay bakımından dava külli tespit kısmi eda istemli belirsiz alacak davası olup,dava açılmakla alacağın tamamı bakımından zamanaşımını kesileceğinden davalının ıslaha (talep artırımına) karşı zamanaşımı define değer verilerek yeni bir hesaplama yapılıp,fazla mesai ücreti alacağının eksik hüküm altına alınması hatalı olup kararın bozulmasını gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 02/04/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.