13. Hukuk Dairesi
13. Hukuk Dairesi 2016/23837 E. , 2019/2122 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R
Davacı, davalılardan ...'den 2007 yılı Şubat ayında 830 adet Hicaz nar fidanı satın alıp kendisine ait arazisine dikmiş olduğunu, bu fidanların hastalıklı olması nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek ve fazlaya dair haklarını saklı tutmak suretiyle 1.000,00.-TL'nin satın alma tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalılar, zamanaşımı definde bulunarak davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, T.B.K'nun 72. maddesi gereğince davacının zararı ve tazminat yükümlüsüne dair bilgi sahibi olup, 2 yıllık süre içinde davasını açmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda, davacı davalıdan satın aldığı nar fidanlarının hastalıklı olduğu iddiası ile zarar ve ziyanının tazminini istemiş olup ilk derece yargılama makamınca Davacı ile nar fidanlarını satın almış olduğu şirket arasındaki ihtilafta ise 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu'nun 11.maddesindeki "Fiillerinin ayrıca suç sayılma hâli saklı kalmak üzere, zarara neden olan kusurlu tohumluğu üreten, satan, dağıtan, ithal eden veya başka şekilde piyasaya süren gerçek veya tüzel kişiler, meydana gelen zararı müteselsilen tazmin etmekle yükümlüdür. Bunlar zararı, kusurları oranında birbirlerine rücu edebilirler. Dava, zarara uğrayanın zarara uğradığının tespit edilmesinden itibaren altı ay içinde, her hâlde zararın meydana gelmesinden itibaren iki yıl içinde açılabilir." hükmü uygulanmak suretiyle sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu T.B.K 72. maddesi gereğince zamanaşımı def'inin kabulüne karar verilmiş olması hatalıdır. Hal böyle olunca, mahkemece, davanın bu gerekçeyle reddi gerekirken; yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmayıp kararın bu sebeple bozulması gerekir ise de; mahkemece yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'nın 438/son maddesi gereğince, gerekçesi değiştirilmek suretiyle kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.