11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2018/2292 E. , 2019/3879 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/05/2017 tarih ve 2016/438 E.- 2017/221 K. sayılı kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne-reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 08/03/2018 tarih ve 2017/1445-2018/247 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin "KÜLTÜR" asıl unsurlu tescilli ve tescilsiz markalarının bulunduğunu, uzun yıllar süren kullanımları sonucu eğitim alanında "KÜLTÜR" ibaresini tanınmış hale getirdiklerini, davalı şirketin ise 2014/111935 sayılı, 41. sınıf mal ve hizmetleri içeren, "ICAO KANADA KÜLTÜR OKULLARI" ibaresinin tescili için diğer davalı kuruma başvuru yaptığını, bu başvuruya müvekkillerince iltibas, tanınmışlık ve kötü niyet vakıalarına dayalı olarak yapılan itirazın kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini ileri sürerek, YİDK'in 2016/M-10142 sayılı kararının iptalini ve tescili halinde davalı markasının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalılar davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunmalar ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markalarının gerek kapsadıkları mal ve hizmetler açısından gerekse marka işaretleri açısından benzer olması sebebiyle, somut uyuşmazlıkta 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesinin uygulanma koşullarının gerçekleştiği, davalının yargılama konusu başvuru dışında "KÜLTÜR" esas ve ayırt edici unsurlu, normal bir marka kullanımı için gerekli olandan oldukça yüksek sayıda marka tescil başvurusunun bulunduğu, bu haliyle davalı başvurusunun, markadan beklenen normal yararlanma ve kullanma amacını aşacak başka amaçlar taşıdığı yönünde şüphe doğduğu, özellikle başvuru konusu işaret için değerlendirme yapılacak olursa davacının "KÜLTÜR", "KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ" ve "KÜLTÜR KOLEJİ" esas ve ayırt edici unsurlu markalarının 41.Sınıf hizmetler bakımından Türkiye'de ulaştığı belli seviyedeki bilinirlik ve tanınmışlığından yararlanma ve imaj transferi amaçlı iyiniyetli olmayan bir eylemin ürünü olduğu, bu sebeple tescilinin korunmasının mümkün bulunmadığı, gerekçesiyle davanın kabulü ile Türk Patent YİDK’in 2016/M-10142 sayılı kararının, davacıların itirazlarının reddi yönünden iptaline, davalı adına tescilli 2014/111935 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekillerince ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacıların itirazlarına mesnet markaların asli unsurunun "KÜLTÜR" ibaresinden oluştuğu, anılan ibarenin tescili istenilen 41. sınıf hizmetler yönünden doğrudan tanımlayıcı bir niteliği bulunmamakla birlikte, ayırt edici gücünün zayıf olduğu, başvuru markasının "KÜLTÜR" kelimesinin yanı sıra "ICAO". "KANADA", "OKULLARI" ibarelerini de içerdiği, bu nedenle davalı markası ile "KÜLTÜR" ibareli davacı markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b bendi anlamında benzerlik olmadığı ve aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, Yargıtay 11. HD'nin 25/05/2016 tarih, 2015/10945 E., 2016/5739 K. sayılı ilamında da kabul edildiği üzere 41. sınıf hizmetlerin kullanıcılarının dikkatli ve seçici kişilerden oluştuğu da gözetildiğinde, aralarında görsel ve işitsel benzerlik bulunmayan başvuru ile redde mesnet markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığı, başvuru konusu ibareye yapılan eklerle davacı markalarından yeterince ayırt ediciliğin sağlandığı, aksinin kabulü halinde 41. sınıf hizmetler yönünden ayırt ediciliği düşük "KÜLTÜR" ibaresinin davacıların tekeline bırakılması gibi bir sonucun doğacağı, davacı tarafa ait markalarla başvuru konusu işaret arasında benzerlik bulunmadığından 556 sayılı KHK'nın 8/4. maddesi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin somut olay bakımından tartışılmasına gerek olmadığı, yine davacı markaları ile benzerlik taşımayan bir marka başvurusunun kötüniyetli olduğunun da kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp, esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.