19. Hukuk Dairesi
19. Hukuk Dairesi 2013/10156 E. , 2013/13508 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R -
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında imzalanan 26.08.2010 tarihli misya marka zeytinlerin pazarlanmasına ilişkin bayilik sözleşmesinin davalı tarafça 2011 yılında tek taraflı olarak feshedilmiş olması nedeniyle müvekkilinin elinde kalan zeytinin davalıya iadesine, davalıya zeytin bedeli olarak ödenen şimdilik 20.000 TL. Ve raf bedeli olarak 10.000 TL. Olmak üzere toplam 30.000 TL.nin 19.08.2011 tarihli ihtarnamenin davalıya tebliğinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirket ile müvekkili arasında imzalanan bir bayilik sözleşmesi bulunmadığını, sözleşmede imzası bulunan kişinin müvekkili şirket çalışanı olduğunu, davacı şirket tarafından ibraz edilen sözleşmede müvekkili şirket yetkilisinin imzası bulunmadığından geçersiz olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; her ne kadar davalı şirket, ...'nun imzaladığı sözleşmenin kendilerini borç altına sokmayacağını ileri sürmüş ise de, adı geçen şahsın davalı şirket emrinde 2 yıl boyunca Bölge Satış Temsilcisi olarak çalıştığı, davalı şirket adına tüm işlemleri gerçekleştirdiği, tahsilat makbuzlarını imzaladığı, dönemsel tahsilatları teslim aldığı, davalı şirketin yapılan bu işlemlere bir itiraz ileri sürmediği, davalı şirketin davacı ile bu süre zarfında sürekli mal satımı ve iade işlemleri gerçekleştirdiği, bu şekilde aradaki sözleşmeye göre işlemler yapıldığı nazara alındığında davalı şirketin bu aşamadan sonra sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmesi hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirildiği, bir an için sözleşmenin yetkisiz temsil yoluyla yapıldığı kabul edilse bile, taraflar arasında iki yılı aşkın süren ticari ilişki içerisinde davalı şirketin sözleşmeye uygun hareket etmesinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 47/1 (818 sayılı BK.nın 39/1) maddesi gereğince "zımni onama" niteliğinde olduğu, bu durumda aradaki sözleşmenin usulüne uygun akdedildiği ve davalı şirketi bağlayıcı olduğu, davalı tarafın bayilik sözleşmesini tek taraflı sonlandırmakla davacı şirketin elinde kalan ürünleri alıp bedelini iade etmesi gerektiği, alınan bilirkişi raporunda eldeki ürünlerin değeri 29.139,46 TL olarak tespit edilmişse de davacı tarafın talebi ile bağlı kalınarak 20.000,00 TL alacağın davacıya iadesinin gerektiği, Her ne kadar davacı şirket raf bedeli olarak 10.000,00 TL alacak talebinde bulunmuş ise de; raf bedeline dayanak olarak dosyaya sunulan 03/05/2011 tarih ve 8703 numaralı irsaliyeli faturada ürün kısmında sadece "fiyat farkı" yazılı olup, bu faturada raf bedeli olarak para ödendiğine dair bir ibare bulunmadığından ve davalı şirket adına raf bedeli adı altında para ödendiğine dair iddia ispat edilemediğinden raf bedeli talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, 20.000,00 TL alacağın ihtarname tarihi olan 19/08/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dosyada mevcut 07/03/2012 tarihli bilirkişi raporuna konu zeytinlerin davalı şirkete iadesine, davacı tarafın raf bedeli talebinin reddine fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, taraflar arasında bayilik sözleşmesi bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı davalı ile arasında bayilik ilişkisi bulunduğunu ve davalının sözlü bildirimle bayiliği feshettiğini iddia ederek dava konusu taleplerde bulunmuş, davalı ise davacı ile aralarında bayilik ilişkisi olmayıp münferit alım satım ilişkisi bulunduğunu ve bu nedenle davacının taleplerinin yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Dosyaya sunulan bayilik sözleşmesini davalı şirket adına bölge satış temsilcisi sıfatıyla ...'nun imzaladığı görülmüş ise de getirtilen ticaret sicil kayıtlarına göre bu şahsın davalı şirketi temsile yetkili olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda yetkisiz kişinin imzaladığı böyle bir sözleşmenin davalı şirketi bağlayacağından söz edilemez. Ne var ki, taraflar ticari defterlere delil olarak dayandığına göre davalının defterlerinde bayilik ile ilgili bir kayıt bulunması halinde bunun davalının aleyhine delil teşkil edebileceği gözetilerek davalı defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılıp ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alındıktan sonra yukarıda belirtilen ilkeler de dikkate alınarak deliller hep birlikte değerlendirilip varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulması doğru olmadığı gibi talep bulunmadığı halde “fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına” biçiminde hüküm kurulması da usul ve yasaya aykırıdır.