12. Hukuk Dairesi
12. Hukuk Dairesi 2013/10888 E. , 2013/20238 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya 4. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 14/02/2013
NUMARASI : 2013/36-2013/151
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takipte borçlunun, takibin kesinleşmesinden sonra zamanaşımı gerçekleştiğini ileri sürerek icranın geri bırakılması istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, takip işlemleri arasında (3) yıllık zamanaşımı süresinin geçmediği gerekçesi ile şikayetin reddine karar verildiği görülmektedir. İİK.'nun 71/2. maddesinde; borçlu takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürecek olursa,
İİK'nun 33/a maddesi hükmünün kıyasen uygulanacağı, İİK.'nun 33/a-1 maddesinde de zamanaşımı gerçekleşmişse icranın geri bırakılacağı hususu düzenlenmiştir. Takip dayanağı belge kambiyo senedi niteliğinde bono olduğundan TTK'nun 690. maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 661/1. maddesi gereğince poliçeyi kabul eden muhataba (bonoyu düzenleyen keşideciye) karşı başlatılacak takiplerde zamanaşımı süresi 3 yıldır. TTK.'nun 662. maddesinde ise zamanaşımını kesen sebepler sınırlı olarak belirtilmiştir. Borçlar Kanunu'nun 133. maddesine nazaran daha özel nitelikte bulunan ve TTK'nun 690. maddesi gereğince bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 662. maddesinde, zamanaşımını kesen sebepler; "dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi" şeklinde sınırlı olarak sayılmış olup, bu maddede öngörülen sebepler dışında zamanaşımı kesilmez.
TTK'nun 662. maddesinde belirtilen davadan anlaşılması gereken, alacaklı tarafından, kambiyo senetleri hukukuna ilişkin bir talep dolayısıyla yetkili mahkeme nezdinde açılmış bir eda davası olup, ayrıca alacaklı durumundaki davalının itirazını defi yolu ile ileri sürdüğü borçlu tarafından alacaklı aleyhine açılan menfi tespit davasının da zamanaşımını kestiğinin kabulü gerekir. Nitekim Yargıtay HGK' nun 20.1.1996 tarih ve 1996/12–654 esas 1996/805 karar sayılı kararı ile de aynı ilke kabul edilmiştir. Alacağın bağlı olduğu zamanaşımı, takiple ilgili son işlem tarihinden itibaren yeniden işlemeye başlar. İcra dosyasında borçluya 07.12.2005 tarihinde ödeme emri tebliğ edildikten sonra, borçlu tarafından alacaklıya karşı 20.09.2006 tarihinde menfi tespit davası açıldığı, menfi tespit davasının reddedilip, kararın 23.06.2009 tarihinde kesinleştiği, bu tarihten sonra alacaklının 01.10.2009 tarihli talebi üzerine borçluya ait taşınmazlara haciz konulduğu görülmektedir.Alacaklının alacağa mahsuben ihale yapıldığından pey akçesinin geri ödenmesine ilişkin 28.01.2011 tarihli talebi ile tahsil harcının yatırılmasıyla ilgili muhtıraya karşı verdiği 17.06.2011 tarihli beyan dilekçesi,
TTK'nun 662. maddesinde sayılan icra takibi işlemi olmadığından ve haciz talep tarihi olan 01.10.2009 tarihi ile şikayet tarihi olan 10.01.2013 tarihi arasında zamanaşımını kesen bir işlem yapılmadığından TTK'nun 661. maddesinde öngörülen üç yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmaktadır. O halde mahkemece borçlunun zamanaşımı itirazının kabulü ile İİK.nun 71/2-33/a maddeleri gereğince icranın geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.