2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2019/2866 E. , 2019/6247 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma-Ziynet Alacağı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın tarafından tazminatlar ve ziynet alacağı davası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2.Türk Medeni Kanunu'nun 174/1 maddesi mevcut veya beklenen bir menfeati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da az kusurlu tarafın kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini 186. maddesi eşlerin evi birlikte seçeceklerini birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılacağını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (TMKm 4, TBK m 50, 51) dikkate alınarak davalı-karşı davacı kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
3.Davalı-karşı davacı kadın, dava dilekçesinde ziynet eşyalarının aynen, aynen olmadığı takdirde bedelini talep etmiştir.
Hükümde dava dosyası içerisinde bulunan 19.8.2006 tarihli polis tutanağı ve bilirkişi raporuna atıf yapılarak 79.400 TL ziynet bedelinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine şeklinde hüküm kurulmuştur.
Ancak hüküm altına alınan bu bedele nasıl ulaşıldığı, hangi eşyaların karşılığı olduğu Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde açıklanmamıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinin (2). fıkrasında: hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği, aynı Kanunun 298. maddesinin (2.) fıkrasında da, gerekçeli kararın, tefhim edilen hükme aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemeye göre; dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyanın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.