2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2019/1992 E. , 2019/6881 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
MİRASÇILARI :
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, erkek tarafından TMK’nun 166/4 maddesine dayalı olarak fiili birlikteliğin sağlanamaması nedeniyle evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebi ile boşanma talebi ile açılmış, mahkemece davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadının koşulları oluşmayan tazminat ve nafaka taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Karar davalı kadın tarafından tümüne yönelik olarak temyiz edilmiş ve Dairemizce davacı erkek 25.06.2014 tarihinde öldüğü anlaşıldığından bu yönde bir karar verilmek üzere bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sonrası mahkemece mirasçılar davaya dahil edilmiş, kusur yönünden incelemeye devam edilmiş ve davalı kadının tamamen kusurlu olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Dosya içinde mevcut belgelere göre davacı erkek tarafından daha önce 08.03.2005 tarihinde TMK’nun 166/1 hukuksal sebebi ile açılan davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile reddedilmiş ve karar 18.06.2009 tarihinde kesinleşmiştir. Red kararının kesinleşmesinden sonra 09.08.2008 tarihinde yine erkek tarafından terk ihtarı çekilmiş ve akabinde TMK 164 maddesine göre terk hukuki sebebi ile boşanma davası açılmıştır. Açılan bu ikinci davada ilk derece mahkemesi davanın kabulü ile tarafların boşanmasına karar vermiş ancak kadın tarafından temyiz edilen bu karar, ihtarın usulüne uygun olmaması nedeniyle reddi gerekirken kabulü hatalı olduğu gerekçesi ile bozulmuştur.
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, yukarıda belirtilen davalardan sonra tarafların bir araya gelmediği anlaşılmaktadır. O halde erkek tarafından çekilen ihtar ile ihtardan öncesinde meydana gelen olayların affedildiği, sonrasında da birlikte yaşam kurulamadığı, zaman zaman kadının erkeğin evine giderek temizlik ve diğer işlerini yaptığı, en son erkeğin kızının eve yerleşmesinden sonra kadının erkeğin evine gitmediği bu nedenle kadına kusur yüklenilmesi doğru olmamıştır. O halde davacı mirasçılarının kusur tespitine yönelik taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.