12. Hukuk Dairesi
12. Hukuk Dairesi 2013/12263 E. , 2013/21364 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Turgutlu İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 29/11/2012
NUMARASI : 2011/218-2012/166
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1.Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre alacaklının temyiz itirazlarının REDDİNE;
2.Borçlunun temyiz itirazlarına gelince;
Alacaklı lehtar tarafından, borçlu keşideci aleyhinde çeke dayalı olarak 20.000 TL asıl alacak ve fer'ilerinin tahsili için kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatılmış, borçlu şirket vekili, ticaret sicil gazetesinin 05.04.2010 tarihli ve 7536 sayılı nüshasında ilan edildiği üzere, borçlu şirketin, ancak iki temsilcisinin müşterek imzası ile borçlandırılabileceği ve bunun banka tarafından çekin arkasına şerh edilmesine karşın takibe konu çekte şirkete ait tek imzanın yer aldığını ileri sürürek takibin iptalini istemiş, mahkemece itiraz kabul edilerek takibin iptaline karar verilmiştir.
Başvuru, İİK.nun 169/a maddesi kapsamında borca itirazdır. İİK'nun 169/a-6 maddesi; borçlunun itirazının icra mahkemesince esasa ilişkin nedenlerle kabulü halinde, kötü niyeti veya ağır kusuru bulunan alacaklının, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edileceği hükmünü içermektedir.
Alacaklının kabulünde de olduğu gibi, borçlu tarafından takip dayanağı çekin bankaya ibrazı üzerine çek arkasına borçlu şirketin, iki temsilcisinin imzası ile borçlandırılabileceği, çek üzerinde şirkete ait bir imzanın bulunduğu şerh edildiği halde, alacaklının borçlu şirket hakkında takip başlatması, alacaklının senedi takibe koymada en azından ağır kusurlu olduğunu göstermektedir.
O halde mahkemece borçlunun isteminin de bulunması karşısında, alacaklının tazminatla sorumlu tutulması gerekirken, tazminata hükmedilmemesi isabetsiz olduğu gibi,
İİK.nun 170/3. maddesi uyarınca, borçlunun imzaya itirazının kabulü halinde takibin "durması" yerine "iptaline" karar verilmesi de doğru değildir. Öte yandan HMK’nun 297. maddesinin (1). fıkrasının (e) bendi gereği hükümde “gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.