14. Hukuk Dairesi
14. Hukuk Dairesi 2013/9020 E. , 2013/10037 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 10.10.2011 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 31.01.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, önalım hakkı nedeniyle payın tapu kaydının iptali ve tescile ilişkindir. Davalı, davanın satışın üzerinden üç yıl beş ay sonra açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının tapudaki satış bedelini depo etmesi için kendisine verilen iki haftalık kesin sürede bedeli depo etmemesi sebebi ile davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir. Önalım hakkı alıcıya karşı ancak dava açmak suretiyle kullanılır. TMK’nın 733/3. maddesi hükmüyle yapılan satışın alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Önalım hakkı satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her halde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer. Bu süre hak düşürücü süre olup mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir.
Somut olaya gelince; dava konusu pay dava dışı önceki paydaş Hesbi Bağrıyanık tarafından davalıya 24.04.2008 tarihinde tapuda satış yoluyla devredilmiştir. Anılan satış tarihi üzerinden davanın açıldığı 10.10.2011 tarihine kadar üç yıl beş aydan fazla süre geçmiştir. Davanın iki yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olduğu mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurularak bu gerekçe ile davanın reddi gerekirken değişik bazı gerekçelerle reddi doğru değil ise de hüküm sonucu esas bakımından usul ve Kanuna uygun olduğundan HUMK'nın 438/son maddesi gereğince hükmün gerekçesinin değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.