12. Hukuk Dairesi
12. Hukuk Dairesi 2013/13364 E. , 2013/22381 K.
"İçtihat Metni"ESAS NO : 2013/13364
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Takip alacaklısı tarafından şikayetçi borçlular hakkında, 6 adet bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatmıştır. Borçlular, dayanak bonoların 30.11.2009 tarihli protokole dayalı olarak verilen teminat senedi olduğunu ileri sürerek takibin iptali istemiyle süresi içinde icra mahkemesine başvurmuştur. Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi senetlerin 30.11.2009 tarihli protokol kapsamında verildiği tartışmasızdır.
TTK.nun 690.maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 599.maddesinin; "...keşideci, lehtarla doğrudan doğruya arasında mevcut olan münasebetlere dayanan defileri, müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez." meğer ki, hamil, poliçeyi iktisap ederken, bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun" hükmü karşısında; takip alacaklısı .....Tekstil San. Ve Tic AŞ yetkilisinin, sözleşmede taraf olan lehtar S.K olduğu kabul edildiğine göre, artık takip alacaklısı şirketin iyiniyetli olduğundan söz edilemez. Alacaklı şirketin, sözleşmede taraf olan yetkilisi lehtar ile keşideci arasında yapılan sözleşmeyi bilebilecek durumda olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda TTK.nun 599.maddesi hükmü gereği keşideci borçlu, lehtara karşı ileri sürebileceği defileri (senedin sözleşme ile teminat olarak verildiği iddiasını) takip alacaklısına karşı da ileri sürülebilir. Takibe konu bonoların taraflar arasındaki ilişkinin teminatı olarak verildiği, protokol şartlarının yerine getirilip getirilmediğinin tartışma konusu olduğu, bononun bu haliyle TTK'nun 688/2. maddesinde belirtildiği şekilde kayıtsız şartsız muayyen bir bedeli ödeme vadini içermediği ve dolayısıyla alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği anlaşılmıştır.
Öte yandan borçlunun ödeme iddiası 30.08.2011 vade tarihli ve 9.000 Euro bedelli bonoya ilişkindir. Bu nedenle mahkemenin İİK nun 170/a-son maddesine göre kambiyo niteliğine yönelik itirazın reddine karar verilmesi anılan senet yönünden doğru ise de takibe konu diğer senetler yönünden herhangi bir ödeme iddiasında bulunulmadığından bu senetler yönünden İİK nun 170/a-son maddesinin uygulanma imkanı bulunmamaktadır. O halde mahkemece 30.08.2011 vade tarihli ve 9.000 Euro bedelli bono dışındaki takibe konu diğer senetler yönünden İİK 170/a maddesine göre takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.