9. Hukuk Dairesi
9. Hukuk Dairesi 2016/4622 E. , 2019/13675 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 01/05/2010 tarihinde davalı iş yerine girdiğini 02/06/2011 tarihinde haklı bir neden olmaksızın iş akdinin fesih edildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti alacakları ile ikramiye ve ödenmeyen ücret alacaklarını istemiştir. B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının ücretlerinin ödendiğini çalıştığı sürede hesaplarında açık çıktığını iş sözleşmesinin bu nedenle haklı olarak fesih edildiğini, davalı ... yönünden husumet nedeniyle davanın reddi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı taraf vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir. E) Gerekçe:
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Dava kısmi dava olarak açılmış, yargılama sırasında davacı vekili kıdem tazminatı ve yıllık izin ücret alacakları yönünden arttırıma gitmeden talep ettiği diğer alacaklar yönünden 15.01.2015 harç tarihli dilekçe ile taleplerini arttırmış, bilahare 13.05.2015 harç tarihli dilekçe ile de tüm alacaklar ile ilk ıslahta arttırmadığı kıdem tazminatı ve yıllık izin ücret alacağı taleplerini de ıslah ederek arttırdığını belirtmiştir. “Aynı davada, her bir taraf ıslah yoluna ancak bir kez başvurabilir (m.176/2).......Bu hak bir defa kullanılarak tüketilmişse artık ikinci bir imkan tanınmayacaktır. İkinci kez ıslah yoluna başvurulursa mahkeme bu beyanı kendiliğinden reddeder. ....Bu hakkın kullanılması bakımından ıslah iradesinin açıklanması yeterlidir. Farklı sebeplerle ıslahın sonuç doğurmaması veya geçerli olmaması halinde dahi bu imkan tekrar kullanılamayacaktır. Islah yapan tarafın ıslahın gereklerini yerine getirmemesi ya da bu konudaki gerekli giderleri vs. vermemesi halinde dahi bu hak kullanılmış olacaktır...” (Prof.Dr.Hakan Pekcanıtez/Prof.Dr.Muhammet Özekes/Doç.Dr.Mine Akkan/ Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Medeni Usul Hukuku, Cilt II, İstanbul 2017,syf 1528 vd.) Yukarıda belirtildiği üzere HMK.nın 176/2. maddesine göre aynı davada ancak bir kez ıslah yapılabilir ve ikinci ıslaha değer verilemez. Her ne kadar mahkemece ilk ıslah dilekçesinin hükme esas alındığı belirtilmişse de ilk ıslahta arttırılmayıp ikinci ıslahta arttırılan kıdem tazminatı ve yıllık izin ücret alacağı yönünden ikinci ıslaha değer verilerek hüküm kurulmuştur.
Bu açıklamalar ve yasal düzenlemeler karşısında davacının ikinci ıslah işleminin hükümsüz olduğu dikkate alınarak mahkemece ikinci ıslaha değer verilmeden ilk ıslah ile bağlı kalarak hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3.HMK.nın 323 vd. maddeleri uyarınca yargılama giderleri ve bu kapsamda tarafların vekili varsa vekalet ücreti konusunda mahkemece re’sen hüküm kurulmalıdır. Somut uyuşmazlıkta mahkemece yargılama gideri, vekalet ücreti ve karar-ilam harcı hakkında hüküm oluşturulmaması hatalıdır.
4.Hüküm altına alınan alacakların net mi yoksa brüt mü olduğunun hükümde belirtilmemesinin HMK. 297/2. maddesine aykırı olup infazda tereddüde yol açacağının gözetilmemesi de bozmayı gerektirmiştir. F) SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.06.2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Dava dilekçesinde, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile bayram ve genel tatil ücreti, ücret ve ikramiye alacaklarının tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Davacı vekili, 15.01.2015 tarihli dilekçesi kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti dışında kalan alacaklar bakımından dava konusu miktarları arttırmıştır. Daha sonra 13.05.2015 tarihli ıslah ile kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti de dahil olmak üzere dava konusu miktarlar arttırılmıştır. Mahkemece kıdem tazminatı ile yıllık izi ücreti dışında ikinci ıslaha değer verilmemiş ancak kıdem tazminatı ve yıllık izin yönünden 13.05.2015 tarihli artışa göre hüküm kurulmuştur.
Davanın fazlaya dair haklar saklı tutulmak suretiyle kısmi dava olarak açıldığı dava dilekçesinden anlaşılmaktadır. Davaya konu tazminatlar ve alacakların ayrı ayrı açılabilecek davalarda talebi mümkün iken, aynı dava dilekçesinde talep edilmesi HMK'nın 110. maddesi kapsamında "davaların yığılması" olarak adlandırılmaktadır.
Bu nedenle her bir alacak kalemi için ayrı ayrı ıslah veya talep artışı işleminin uygulanmasına engel bir durum yoktur. Kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti bakımından tek bir ıslah yapılmış olup, buna dair harcı da aynı gün yatırılmıştır. Davaların yığılması ilkesine göre esasen birden fazla dava ve talep söz konusu olup, diğer taleplerle ilgili talep artışı ikinci ıslah olarak değerlendirilmemelidir. Mahkemece bu yönden verilen kararın yerinde olduğu düşüncesiyle, Dairemiz bozma ilamının 2 nolu bendindeki çoğunluk görüşüne katılamıyoruz. 18.06.2019