Esas No
E. 2012/23101
Karar No
K. 2013/25063
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

21. Hukuk Dairesi         2012/23101 E.  ,  2013/25063 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 12/08/2005 tarihinde meydana gelen kazanın iş kazası olduğunun tespitiyle işgöremezlik aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün, davalılardan ... Gıda Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R

Davacı, davalı şirket nezdinde çalışmakta iken 12.08.2005 tarihinde iş kazası geçirdiğini, tedavi süresi sonrasında %36 oranında görme kaybına uğradığını belirterek geçirmiş olduğu kazanın iş kazası olduğunun tespitine ve kendisine iş göremezlik geliri bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, davacının 12.08.2005 tarihinde geçirmiş olduğu kazanın iş kazası olduğunun tesbiti talebinin hukuki menfaati olmaması nedeni ile reddine, davacının iş kazası nedeni ile iş göremezlik gelir bağlanması gerektiğinin tesbiti talebinin konusuz kalması nedeni ile esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) veya bir hakkın elde edilmesi amacıyla kime karşı dava edileceği (o davada davalı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının veya davalısının o dava yönünden davacı veya davalı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır. Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir.

O halde, dava konusu şey üzerinde kim veya kimler hak sahibi ise, davayı da bu kişi veya kişilerin açması gerekir. Davayı açabilmek için gerekli sıfat, dava konusu şey üzerinde hak sahibi olan kişiye aittir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir.

Mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemez; dava, sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir.

Görüldüğü üzere, taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def'i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir.

Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulu’nun 23.06.2004 gün ve 2004/4-371 E. 2004/375 K.; 18.04.2007 gün ve 2007/5-233 E., 2007/221 K.; 04.03.2009 gün ve 2009/10-34 E. 2009/104 K.; 04.11.2009 gün ve 2009/2-402 E., 2009/484 K.; 03.02.2010 gün ve 2010/4-4 E., 4 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 12/08/2005 tarihinde 18.00 sıralarında tavuklara yem verirken üç katlı yem arabasının yerinden çıkarak sol gözünü yaralaması sonucunda kazaya uğradığı, davacının 17/08/2005 tarihinde ...'ye ait ... sicil numaralı işyerinde çalışmaya başladığının Kuruma bildirildiği, 26/12/2006 tarihli soruşturma raporunda işverinin ... olduğunun belirtilerek davacının 12/08/2005 tarihinde uğradığı kazanın işyerinde ve işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla meydana gelmesi ve sigortalıyı bedence arızaya uğratması nedeniyle 506 sayılı yasanın 11. maddesi A fıkrası a-b bentleri uyarınca iş kazası sayılması gerektiğinin, davacıya asgari ücret esas alınarak 12/08/2005-16/08/2005 dönemi için 5 gün hizmet kazandırılması gerektiğinin bildirildiği, davacıya % 38,2 maluliyet üzerinden 03/09/2005 tarihi itibariyle sürekli iş göremezlik geliri bağlandığı anlaşılmaktadır. Somut olayda; davacının çalıştığı işyerinin ...'ye ait olduğu anlaşılmaktadır. Oysa dava dilekçesinde ...davalı olarak gösterilmiş olup bu şirket aleyhine davaya devam edilerek sonuçlandırılması hatalı olmuştur. Yapılacak iş; davalı şirkete husumet düşüp düşmediğini belirlemek, gerçek işverenin kim olduğunu tespit edip davaya dahil etmek ve davalı şirkete husumet düşmediğinin anlaşılması halinde şirket yönünden husumet nedeniyle davayı reddedip gerçek işveren yönünden davayı sonuçlandırmaktan ibarettir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın husumetin doğru kişiye yöneltilmesi sağlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı şirket vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk K506 md.11
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.