Esas No
E. 2019/194
Karar No
K. 2019/6158
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İş Hukuku

21. Hukuk Dairesi         2019/194 E.  ,  2019/6158 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi

İLK DERECE

MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi

KARAR

A)Davacı İstemi; Davacı vekili asıl dava dosyasına esas dava dilekçesinde özetle, iş kazası nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararın tazmini için davalı ... İnşaat Taah End Muh San ve Tic. AŞ’den 10.000 TL maddi, 30.000 TL manevi tazminat ile 6.000 Euro İşçilik Maaş Alacağının ödeme günündeki TL karşılığından mevduata uygulanan en yüksek faiziyle tahsilini, birleşen dava dosyasına esas dava dilekçesi ise özetle, Davalı ... Türkiye ... Şubesi’nden aynı iş kazası nedeniyle 50.000 TL maddi ve 30.000 TL manevi tazminatın mevduata uygulanan en yüksek faiziyle tahsilini talep etmiştir. B)Davalı Cevabı; Asıl dosyada davalı İntem şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, müvekkili şirket nezdinde, yurt dışı şantiyesinde (800,00 Euro) net maaşla çalıştığı iddiasının doğru olmadığını ve 3.500,00 TL yi aşan ücret alacağının söz konusu olmadığını, davacının uğraşmış olduğu kazanın meydana gelişinde asli kusurun davacıya ait olduğunu, kaza sonrasında hatalı ameliyat ve tedavi uygulanmasından doğan maddi ve manevi zarardan müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, davacının asıl zararının hatalı ameliyat ve tedaviden kaynaklandığını, davacının geçirdiği kazada müvekkili şirketin hiçbir kusuru olmamasına rağmen ameliyat ve tedavi masraflarının tamamen insani mülahazalarla ödendiğini belirterek davacının 3.500,00 TL yi aşan ücret alacağı dışındaki talep ve davasının reddini talep etmiştir. Birleşen dosyada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: davacının, müvekkili şirketin taşeronu olan İntem İnşaat'ta çalıştığını iddia ettiğini, İntem İnşaat şirketinin, müvekkili şirketinin taşeronu olmadığı gibi müvekkili şirketleriyle herhangi bir iş ilişkisi içerisinde de olmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin ne İntem İnşaat ile ne de davacı ... ile herhangi bir ilgisi olmadığını belirterek davanın husumet yönünden reddini talep etmiştir. C)İlk Derece Mahkemesi Kararı : İlk Derece Mahkemesi, davaya konu iş kazası nedeniyle oluşan %14,1 lik davacı maluliyeti ve olayın oluşumundaki %90 oranındaki davalı işverenlerin kusuruna göre SGK tarafından davacıya bağlanan peşin sermaye değerli gelirin kusura isabet eden miktarının düşülmesiyle bilirkişinin hesabı doğrultusunda belirlenen maddi tazminattan taleple bağlı kalınarak ve manevi tazminat talebinin de bir kısmına hükmederek yargılama sonundaki kararla; Davanın ve Birleşen davanın KISMEN KABULÜ ile;

1.50.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 06/05/2006 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte 10.000,00 TL’sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen, 40.000,00 TL’sinin sadece davalı Hazama Ando Corporation şirketinden tahsili ile davacıya ödenmesine,

2.10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06/05/2006 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yazal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,

3.Net 1.600,00 Euro ücret alacağının temerrüt tarihi olan 23/03/2007 tarihinden itibaren Devlet Bankalarınca döviz cinsinden bir yıllık vadeli mevduata uygulanan yasal faiziyle birlikte davalı ... İnş. Taah. End. Muh. San. ve Tic. A.Ş.’den alınarak davacıya verilmesine, ” karar vermiştir. D)Bölge Adliye Mahkemesi Kararı : İlk Derece Mahkemesi Kararının Davalı ... şirketi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince “davalının temel istinaf itirazının husumet değerlendirmesine yöneliktir. Ancak gerek Sosyal Güvenlik Kurumu Rehberlik Teftiş Başkanlığı’nca 28.08.2018 tarihinde düzenlenen tahkikat raporu tespitleri gerekse dosyada mevcut SGK hizmet cetveline bakıldığında, kazanın meydana geldiği işyerinin 05.04.2006 tarihi itibariyle “İnşaat” faaliyeti konusunda 506 sayılı Kanun kapsamına ... firması adına alındığı, davalı ... İnşaat Taah. Endüstri Müh. San. ve Tic. A.Ş.’nin de firmanın taşeronu ve alt işvereni konumunda olduğu anlaşılmaktadır. Asıl işverenin alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumlu olduğu dikkate alındığında davalı asıl işverenin davada kendilerine husumet düşmediği yönündeki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı açıktır” gerekçesiyle davalı istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. E) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe; Dava, sigortalının iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın her iki davalı yönünden kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, davacının olay tarihini de kapsayan süre içerisinde sigorta girişinin “1070218” olarak işaretli davalı ... şirketinin alt işvereni İntem Şirketinin ...’deki işyerinden bildirilmekle beraber; davacının davalı İntem şirketinin üstlendiği anlaşılan ...’nın ... şehrinde üstlendiği atık su inşaatı işinde çalışırken 06/05/2006 tarihinde yüksekten düşmesi neticesinde iş kazası geçirdiği SGK tarafından olayın iş kazası kabul edildiği, hükme esas kusur raporunda davalı ... şirketi % 20, davalı ... Şirketi %70 ve davacının da % 10 kusurlu olduğunun kabul edildiği anlaşılmıştır. Somut olayda uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle asıl işveren-alt işveren kavramlarının açıklanması gerekir. 4857 sayılı Kanun'un 2.maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İş Kanunu'nun 2.maddesinin 7.fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. 5510 sayılı Kanun'un 12/6.maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumlu tutulmuştur. 4857 sayılı Kanun'un 2/7.maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6.maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 4857 veya 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu. Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2.maddesinin 6.fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler. Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır. a) İşyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır. b) Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır. c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır. d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır. e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır. f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.) Bu açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde, iş kazasının gerçekleştiği Romanya ülkesi ... şehrinde davalı ... Şirketinin üstlendiği inşaat işinde, diğer davalı ... Şirketinin asıl işveren olup olmadığının araştırılarak, sonucuna göre asıl işveren kabul edilmesi halinde davalı ... şirketinin tazminat alacaklarından sorumlu tutulması, asıl işveren olmadığının tespiti halinde ise bu davalı yönünden davanın reddi gerekirken; eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davalı ... şirketinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı kaldırılmasına, ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir

SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesi'ne, karardan bir örneğin de Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalı ... şirketine iadesine, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalı ...'ya iadesine

15/10/2019 gününde oy birliğiyle karar

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog