12. Hukuk Dairesi
12. Hukuk Dairesi 2013/21103 E. , 2013/29537 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Gaziantep 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 16/05/2013
NUMARASI : 2013/48-2013/312
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine keşideci borçlunun yasal sürede icra mahkemesine yaptığı başvuruda, takibe dayanak bononun 19.07.2011 tarihli distrübütörlük sözleşmesinin teminatı olarak verildiğini ileri sürdüğü, iddiasına dayanak olarak 23.02.2012 tarihli belgeyi sunarak takibin iptali isteğinde bulunduğu,olmadığı takdirde; takas ve mahsup talep ettiği görülmektedir.
HGK'nun 14.3.2001 tarih ve 2001/12-233 sayılı ve yine 20.6.2001 tarih ve 2001112-496 sayılı kararlarında da benimsendiği üzere; dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğu yazılı belge ile kanıtlanmalıdır.
İİK 169/a maddesi uyarınca belgede takip dayanağı senede açıkça atıf yapılması zorunlu olup, açıkça atıf yapıldığının kabulü için senedin, vade ve tanzim tarihleriyle miktarlarının belirtilmesi gereklidir.
Somut olayda, takibe konu bono metninde teminat amaçlı verildiğine dair bir kayıt bulunmadığı gibi; dava dışı lehtar ve keşideci borçlunun imzaladıkları, takip alacaklısı cirantanın taraf olmadığı 19.07.2011 tarihli ''satıcı/üretici ve uygulayıcı alt bayilik'' sözleşmesi ile dava dışı avalist, alacaklı ciranta ve borçlu keşideci arasında düzenlenen 23.02.2012 tarihli belgede de, takibe dayanak bonoya açıkça atıfta bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, alacaklının cevap dilekçesindeki açıklamaları ve yargılama aşamasındaki beyanları gözetildiğinde,alacaklının da, bononun, teminat senedi olduğu şeklinde bir kabulünün bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda, takibe konu bononun teminat senedi olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Hal böyle olunca, mahkemece, teminata ilişkin itirazın reddi ile borçlunun diğer itirazları hakkında inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde, şikayetin kabulü ile takibin iptaline dair hüküm kurulması isabetsizdir.