Esas No
E. 2013/30860
Karar No
K. 2013/38383
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

12. Hukuk Dairesi         2013/30860 E.  ,  2013/38383 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir 3. İcra Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 27/06/2013

NUMARASI : 2013/150-2013/394

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe karşı borçluların, dayanak senedin kambiyo vasfı taşımadığını ve en son işlem tarihine göre zamanaşımının dolduğunu belirterek takibin iptali ve icranın geri bırakılması istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. 6102 Sayılı T.T.K.’nun 776/1-f (6762 Sayılı TTK.nun 688/6).maddesi gereğince, bonoda düzenleme yerinin bulunması zorunlu olup, düzenleme yerinin yazılı olmaması halinde senedin kambiyo vasfını taşıdığı kabul edilemez. Somut olayda, takibe konu senetlerin incelenmesinde düzenleme yeri unsurunu taşımadığı, dolayısıyla bono vasfında olmadığı görülmektedir.

Bu durumda, kambiyo senedi niteliği taşımayan dayanak belgeler 6098 Sayılı Borçlar Kanununun 146.(818 Sayılı Borçlar Kanununun 125.) maddesinde düzenlenen on yıllık zamanaşımına tabidir. Mahkemece, üç yıllık zamanaşımına tabi olduğunun kabulü doğru değildir. Kaldı ki, bono vasfını haiz olsa dahi, şikayetçiler, lehtar İhsan Çelikten'in mirasçısı sıfatıyla borçlu olduklarından 6102 sayılı TTK.nun 778/1-h (6762 Sayılı TTK.nun690.)maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 749/2. (eski 661/2.)maddesi gereğince, bir yıllık zamanaşımı dikkate alınır. Mahkemenin zamanaşımı sürelerine ilişkin kabulü yerinde değil ise de; 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 154. (818 sayılı Borçlar Kanununun 133).maddesine nazaran daha özel nitelikte bulunan ve 6102 sayılı TTK.nun 778/1-h (6762 sayılı TTK.nun690.)maddesi gereğince bono hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 750. (eski 662.)maddesinde zamanaşımını kesen sebepler “dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi” şeklinde sınırlı olarak sayılmıştır. Yine, 6102 sayılı TTK.nun 778/1-h (6762 sayılı TTK.nun690.)maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı kanunun 751/2.(eski 663/2.) maddesi gereğince zamanaşımı kesilince son işlem tarihinden itibaren, müddeti aynı olan yeni bir zamanaşımı işlemeye başlar. Ayrıca, alacaklının yaptığı, takibin devamını sağlayıcı nitelikte her takip işlemi ile de zamanaşımı kesilir ve yeni bir süre işlemeye başlar.

TTK.nun 662.maddesinde,  mücerret dava açılmasından söz edilmiş, bu davanın kimin tarafından açılacak bir dava olduğu hususunda açıklık getirilmemişse de, zamanaşımını keseceği belirtilen dava alacaklının açacağı davalardır. Ancak,  borçlu tarafından açılan menfi tespit davasında, alacaklı bu davaya katılmış ve alacak iddiasını ileri sürmüş ise borçlunun açtığı menfi tespit davası da zamanaşımını keser. Menfi tespit davası sonuçlanıp kesinleşinceye kadar zamanaşımı işlemez. Şikayete konu icra dosyasında, alacaklının 28/09/2000 tarihinde takibe başladığı, ödeme emrinin muris borçluya 11/10/2000 tarihinde tebliğ edildiği, takibin kesinleştiği, borçlunun 16/08/2001 tarihinde asliye hukuk mahkemesinde alacaklı aleyhine menfi tespit davası açtığı, bu davada alacaklının alacağını def'i yoluyla ileri sürdüğü, İzmir 10.Asliye Hukuk Mahkemesinin 22/12/2011 tarih ve 2006/44 E.-2011/566 K.sayılı kararı ile menfi tespit davasının reddine karar verildiği, 19/12/2012 tarihinde Yargıtay 19. Hukuk Dairesince onandığı görülmektedir.

Bu durumda, menfi tespit davasının açıldığı tarihe kadar, bono vasfı taşımayan takip konusu senetler yönünden on yıllık genel zamanaşımı gerçekleşmemiş ve 16/08/2001 tarihinde menfi tespit davasının açılması ile zamanaşımı kesilmiştir. Sözkonusu davanın kesinleşmesinden sonra zamanaşımı işlemeye başlayacağından şikayet eden borçlular hakkında zamanaşımının oluştuğunun kabulü mümkün değildir.

O halde, mahkemece, yukarıda açıklanan nedenlerle zamanaşımı şikayetinin reddine  karar verilmesi gerekirken, zamanaşımı sürelerinde yanılgıya düşülerek yazılı gerekçe ile reddi isabetsiz olup, kararın bu nedenle bozulması gerekir ise de, şikayet reddedildiğinden sonucu doğru kararın onanması yoluna gidilmiştir.

SONUÇ  :Borçluların temyiz itirazlarının reddi ile sonucu doğru mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), 24,30 TL onama harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.