12. Hukuk Dairesi
12. Hukuk Dairesi 2013/26368 E. , 2013/35236 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara 5. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 15/07/2013
NUMARASI : 2013/1002-2013/951
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
20.02.2013 tanzim 15.05.2013 vade tarihli 2.000.000 TL bedelli bonoya istinaden hamil E. K.tarafından takip dayanağı bononun keşideci, lehtarı ve cirantaları aleyhine kambiyo senetlerine mahsus yol ile takip yapılmaktadır.
Takip dayanağı bononun lehtarı ve aval vereni olan borçlu süresinde icra mahkemesine yaptığı başvuruda, dayanak bonoda alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleştiği ve senedin kambiyo vasfının bulunmadığı ve dayanak bonoya ilişkin ödememe protestosu çekilmediği gerekçesi ile takibin iptali isteminde bulunduğu, mahkemece dayanak bononun lehtarı ve aval vereninin aynı kişi olduğu ve senedin bono vasfına taşımadığı gerekçesi ile takibin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 778.maddesi 673. maddesine atıf yapmadığından, bir kimse poliçelerde olduğu gibi kendi emrine bono tanzim edemez, diğer bir anlatımla bonoyu tanzim eden, kendisini lehtar göstererek bono düzenleyemez.
Kural olarak avalin amacı senedin ödenme ihtimalini artırmak ve tedavülünü güçlendirmek düşüncesi ile kambiyo hukukunda yapılan bir işlem olmasıdır. O nedenledir ki lehine aval verilen kimse bono da mutlaka borçlu konumunda olmalıdır. Bonodaki borçtan sorumlu olmayan kişi için verilen aval geçersizdir.
Bu kurallar ışığında somut olayın incelenmesinde; takip dayanağı bononun keşidecisinin ..........Limited Şirketi, lehtar ve aval verenin ise itiraz eden borçlu R. K. olduğunu görülmektedir. Bonodaki borçtan sorumlu olmayan lehtarın kefil (avalist) olarak senedin ön yüzüne koyduğu aval şerhi geçersiz olup, bono vasfına etkili değildir. İcra mahkemesinin gerekçesinde yer aldığı gibi bu durumda alacaklı ve borçlu sıfatının birleşmesinden söz edilemez.
Öte yandan 6102 Sayılı TTK'nun 776/f maddesine göre bononun düzenleme yeri unsurunu ihtiva etmesi gerektiği hususu düzenlenmiş, aynı yasanın 777/1.maddesinde unsurları ihtiva etmeyen bononun kambiyo vasfında olmayacağı, 777/4.maddesinde de düzenlendiği yer gösterilmeyen bir bononun, düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır. Hukuk Genel Kurulu'nun 02.10.1996 gün ve 1996/12-590 sayılı kararında da benimsendiği üzere tanzim yeri olarak idari birim adının (kent, ilçe, bucak, köy gibi) yazılması zorunlu ve yeterlidir. Somut olayda takip konusu bonoda keşide yeri yazılı olmadığı gibi, keşidecinin kaşesinin yanında da adres bulunmadığından yasanın aradığı nitelikte geçerli bir tanzim yeri bulunmamaktadır. Bu durumda takibe dayanak yapılan belgede tanzim yeri yazılı olmadığından anılan belgenin kambiyo senedi vasfı bulunmamaktadır.
O halde mahkemece, takibe konu senedin keşide yeri unsuru eksikliği nedeniyle kambiyo vasfı taşımadığı gözetilerek İİK.nun 170/a maddesi gereğince takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, takip dayanağı senette alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleştiği gerekçesi ile takibin iptaline karar verilmesi isabetsiz ise de, sonuçta istem kabul edilerek takibin iptaline karar verildiğinden sonucu doğru kararın onanması gerekmiştir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının reddi ile sonucu doğru mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.'nun 366. ve HUMK.'nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), 24,30 TL onama harcı temyiz edenden alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.