14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2018/1612
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2017/1038 Esas - 2018/788 Karar
TARİHİ : 06/07/2018
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine ilişkin olarak verilen karara karşı davacı ve davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özitle; müvekkilinin dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.'den düğün alışverişi mahiyetinde ev eşyası satın aldığını, toplam 20.300,00 TL tutarındaki eşyanın 2.000,00 TL'lik kısmının sözleşmenin yapılması sırasında ödendiğini, bakiye 18.300,00 TL'lik kısım için senet düzenlendiğini, satın alınan eşyaların bir kısmının kırık, bir kısmının eksik getirildiğini, daha sonra teslim edilmeyen bazı eşyalar dikkate alınarak sözleşmenin revize edildiğini, satış bedelinin 14.000,00 TL olarak belirlendiğini, 2.000,00 TL'nin mahsubundan sonra 12.000,00 TL'lik yeni bir senet düzenlendiğini, ancak daha önce verilen 18.300,00 TL'lik senedin iade edilmeyip davalıya ciro yoluyla devredildiğini, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzeriden kötü niyetle takibe konu edildiğini, müvekkilinin davalı ile herhangi bir ticari hukuki ilişkisinin bulunmadığını beyanla, davacının 18.300,00 TL'lik senet nedeniyle davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine ve davalının kötü niyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; davacının sadece asıl alacak tutarı kadar değil, asıl alacak yanında faiz ve takip masrafları tutarına göre dava harcını tamamlaması gerektiğini, takibe konu senedin müvekkili tarafından ciro yoluyla iktisap yapıldığını, el değiştirdiğini, davacının dava dışı şirkete karşı ileri sürebileceği şahsi defilerin ciranta durumundaki müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesi 06/07/2018 tarihli, 2017/1038 Esas - 2018/788 Karar sayılı kararında: "...Davacının dava konusu senedi dava dışı...Ltd. Şti. ile aralarındaki alım satıma ilişkin akdi ilişki kapsamında düzenlediği, kambiyo senedinin esas ilişkiden soyut olarak borç ikrarı içeren belge niteliğinde olduğu,
TTK 687. maddesi gereğince davacının dava dışı şirket ile aralarındaki akdi ilişkiden kaynaklanan şahsi defileri senedi ciro yoluyla iktisap eden ve kötü niyetli olduğu ispat edilemeyen 3. kişi durumundaki davalıya karşı ileri süremeyeceği..." gerekçesiyle, davanın reddine hükmedilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: Müvekkili ...'ın, düğün nedeniyle, 2014 yılında ev eşyası almak için ... Ticaret Ltd. Şti. ile sözleşme yaptığını, satıcı şirketin ... Mah. ... No:... Esenyurt-İstanbul adresinde bulunan şubesi tarafından .... müşteri kodu ile düzenlenen sözleşmede müvekkilinin satın aldığı ev eşyasının cinsi, adedi ve fiyatları belirtilerek, taraflar arasında toplamda 20.300,00 TL’lik satım sözleşmesi yapıldığını, müvekkilinin satın aldığı ev eşyasının toplam bedelinin 20.300,00 TL olup, müvekkili tarafından satım bedelinin 2.000,00 TL’lik bölümünün sözleşme yapıldığı sırada peşin olarak satıcı şirkete ödendiğini, bakiye borç için 18.300,00 TL’lik borç senedi tanzim edildiğini, satın alınan ev eşyasının düğünden önce satıcı şirket tarafından teslim edilmesi gerektiği halde, düğün yapılıp uzun süre geçtikten sonra satın alınan ev eşyasının müvekkilinin adresine teslim edildiğini, ancak söz konusu satım sözleşmesi ile satın alınan ev eşyası teslim edildiğinde, satın alınan eşyanın bir kısmının eksik, bir kısmının da kırık olduğunu gördüklerini, daha sonrasında da satın alınan ve teslim edilmeyen söz konusu ev eşyasının tesliminden vazgeçildiğini, tüm bu haksızlıklara ve sözleşme kurallarının ihlaline rağmen, müvekkilinin konunun daha da uzamasını istemediği için iyi niyetini koruduğunu ve müvekkili ile yapılan sözleşmenin revize edilerek, sadece teslim edilen ev eşyası üzerinden sözleşmenin güncel hesabı yapıldığını, böylece teslimi gerçekleşmeyen yukarıda sayılan ev eşyası sözleşmeden çıkarılarak, teslim edilen eşya üzerinden yapılan hesaplamaya göre toplam satım bedelinin tespit edilip, satım bedeli 14.000,00 TL olarak belirlendiğini, teslimi yapılmış olan ev eşyası üzerinden revize edilen ve 14.000,00 TL olarak belirlenen satım bedelinin 2.000,00 TL’lik kısmının sözleşme revize edildiğinde peşin olarak müvekkili tarafından satıcıya ödenerek bakiye 12.000,00 TL için yeni bir borç senedi tanzim edildiğini, sözleşme revize edilerek yeni bir borç senedi tanzim edildiği için, müvekkilinin daha önce tanzim edilen 18.300,00 TL’lik borç senedinin kendisine iadesini istediğini, ancak iadesi istenen söz konusu senedin şirketin başka bir şubesinde olduğundan bahisle, daha sonra getirilip müvekkiline iade edileceği söylenerek, o esnada müvekkiline söz konusu 18.300,00 TL’lik borç senedinin iade edilmediğini, müvekkilinin daha sonraki tarihlerde satım sözleşmesinin yapıldığı davalı şirkete ait Esenyurt şubesine gittiğinde, söz konusu şubenin kapalı olduğunu ve anılan işyerinin boş olduğunu öğrendiğini, sözleşmenin revize edilerek yeniden 12.000,00 TL’lik borç senedi tanzim edildiği halde, dayanağı kalmayan daha önce tanzim edilen 18.300,00 TL’lik borç senedinin müvekkiline iade edilmediği gibi, iadesi gereken söz konusu borç senedinin haksız ve kötü niyetli olarak ... tarafından müvekkili aleyhine icra takibine konu edildiğini, davalı tarafın ve dava dışı şirketin muvazaalı davranarak benzer şekilde pek çok kişiyi mağdur ettiğini, mahkemenin eksik ve hatalı inceleme ile karar vermiş olduğunu, mahkemece bilirkişi raporu da tanzim edildiğini, tanzim edilen raporda da tüm iddialarının haklılığının tespit edilerek 18.300 TL’lik senedin karşılıksız kaldığının açıkça tespit edildiğini, bu senet nedeniyle borçlu olmamasına rağmen mahkemece ret kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle:
İlk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden kaldırılması gerektiğini, eldeki davada dava değeri üzerinden 2.677,65 TL nispi vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken mahkemece 2.180,00 TL maktu vekalet ücretine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek, kararın vekalet ücreti yönünden düzeltilmesini ve müvekkili lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesini istemiştir.