21. Hukuk Dairesi
21. Hukuk Dairesi 2013/7423 E. , 2013/9444 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, yurtdışı çalışmalarını borçlanma talebinin kabulüyle sigorta başlangıç tarihinin 19/05/1987 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. K A R A R
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının ve davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2.Dava, 28.11.1968 doğumlu davacının Almanya'da rant sigortasına girdiği 19.05.1987 tarihinin ülkemizde sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabulü, davacının borçlanma başvurusu yaptığı 01.08.2012 tarihindeki koşullar çerçevesinde Türk vatandaşı olduğu dönemleri 5510 sayılı Kanun'un 4/1-(a) bendi kapsamında borçlanma hakkı bulunduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının Danimarka'da çalışmaya başladığı tarih ile Türk vatandaşlığından izinle çıktığı tarih arasında 01/08/2012 tarihindeki şartlar çerçevesinde borçlanabileceğinin tespitine ve davacı vekilinin 4/A statüsü hakkındaki talebini takipsiz bıraktığından bu konudaki davasının müracaata bırakılmasına, davacının sigorta tescil başlangıcı hakkındaki davasının reddine karar verilmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 38.maddesine göre malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında dikkate alınacak sigortalılık süresinin başlangıcı; sigortalının, 5417, 6900, 506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlar ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesi kapsamındaki sandıklara veya 5510 sayılı Kanuna tâbi olarak malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olarak ilk defa kapsama girdiği tarih olarak kabul edilir. Uluslararası sosyal güvenlik sözleşmeleri hükümleri saklıdır.
Bu Kanunun uygulanmasında 18 yaşından önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Bu tarihten önceki süreler için ödenen malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir. 3201 sayılı Kanun'un 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun ile değişik 5.maddesinin son fıkrasında "Sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülkelerdeki hizmetlerini, bu Kanuna göre borçlananların, sözleşme yapılan ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak dikkate alınmaz." hükmü bulunmakta ise de Anayasa'nın 90.maddesi uyarınca yöntemine göre yürürlüğe girmiş uluslararası sözleşme hükümleri 3201 sayılı Kanunun 5.maddesinden önce uygulanma önceliğine sahip olduğundan ülkemiz ile sosyal güvenlik sözleşmesi bulunan ülkelerde ilk defa çalışmaya başlanılan tarihin ülkemizde sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
Ülkemiz ile sosyal güvenlik sözleşmesi bulunan ülkelerde ilk defa çalışmaya başlanılan tarihin ülkemizde sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilebilmesi için 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanma talebinde bulunmak veya kısmen de olsa ödeme yapmak zorunlu değildir. Uluslararası sözleşmelere konulan bu yöndeki hükümlerin amacı; yurtdışında çalışan Türk vatandaşlarının ülkemize dönmesi halinde uzun vadeli sigorta kollarından sağlanan haklar yönünden önem arz eden sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesinde ülkemizde çalışan sigortalılar ile aynı koşullara tabi tutmak olup bu hüküm 3201 sayılı Yasa'da yer alan yurtdışı borçlanma hükümlerinden bağımsız bir sosyal güvence olduğundan uygulanması için borçlanma koşulu da aranmaz.
Somut olayda, 28.11.1968 doğumlu davacının 18 yaşını ikmal ettikten sonra Danimarka'da ilk defa 19.05.1987 tarihinde çalışmaya başladığı anlaşılmakla bu tarihin ülkemizde sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespitine karar verilmesi gerekirken 3201 sayılı Yasa kapsamında prim ödemesi bulunmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3.Davacı vekilinin 19.03.2013 tarihli duruşmada borçlanma hakkının 5510 sayılı Kanun'un 4/1-(a) bendi kapsamında kabul edilmesi gerektiğine dair istemini atiye bıraktığı ve mahkemece davacı vekilinin 4/1-(a) statüsü hakkındaki talebini takipsiz bıraktığından bu konudaki davasının müracaata bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yasada davanın atiye terkine ilişkin bir düzenleme bulunmayıp yapılan işlem davanın takipsiz bırakıldığının açıklanmasına ilişkindir. Davanın takipsiz bırakılması halinde yapılması gerekenler ise HMK'nın 150.maddesinde düzenlenmiş olup anılan madde gereğince dosyanın işlemden kaldırılması ve üç ay içerisinde davanın yenilenmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına ve davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekir.
Somut olayda davacı vekilinin 19.03.2013 tarihli duruşmada borçlanma hakkının 5510 sayılı Kanun'un 4/1-(a) bendi kapsamında kabul edilmesi gerektiğine dair istemini atiye bıraktığını beyan etmesine karşın dosya işlemden kaldırılmayarak yargılamaya devam edilerek hüküm kurulduğu halde davalı Kurum yararına avukatlık ücretine hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabule göre davacının sigorta tescil başlangıcı hakkındaki davasının reddine karar verilmesine rağmen davalı Kurum yararına avukatlık ücretine hükmedilmemesi doğru değildir. O halde davacı ve davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.