Danıştay 5. Daire Başkanlığı
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2016/19448 E. , 2019/3404 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3.2577 sayılı Kanun'un (geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/05/2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : 657 sayılı Kanunun “Mal bildirimi” başlıklı 14 üncü maddesinde; Devlet memurlarının, kendileriyle, eşlerine ve velayetleri altındaki çocuklarına ait taşınır ve taşınmaz malları, alacak ve borçları hakkında, özel kanunda yazılı hükümler uyarınca, mal bildirimi verecekleri hükmü yer almaktadır. Bu düzenleme ile mal bildiriminde bulunmak memurun ödev ve sorumlulukları arasında sayılmıştır. Anılan maddede belirtilen özel kanun ise, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunudur. 3628 sayılı Kanunun “Bildirimin zamanı” başlıklı 6 ncı maddesinde mal bildirimlerinin hangi süreler içinde idareye bildirilmesi gerektiği belirtilmiş olup, 7 nci maddesinde ise sonu (0) ve (5) ile biten yılların en geç şubat ayı sonuna kadar bildirimlerin yenileneceği kurala bağlanmıştır.
Anılan Kanunun ceza hükümlerinin düzenlendiği üçüncü bölümünde yer alan 10 uncu maddesinde ise “6 ncı maddede belirtilen sürelerde mal bildiriminde bulunmayana bildirimlerin verileceği mercilerce ihtarda bulunulur. İhtarın kendisine tebliğinden itibaren otuz gün içinde mazeretsiz olarak bildirimde bulunmayana üç aya kadar hapis cezası verilir.” hükmüne yer verilmiştir. 3628 sayılı Kanunun 10. maddesinde ilgilisine ihtarda bulunulmasının disiplin uygulamasına ilişkin bir zorunluluk olarak değerlendirilmesini gerektirecek bir hüküm içermediği, aksine ihtara rağmen mal bildiriminde bulunmayanlar hakkında hapis cezasına hükmedileceğinin kurala bağlandığı, dolayısıyla bu durumun ilgili Kanun hükümleri kapsamında ceza kovuşturmasına ilişkin bir uygulama olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkeme kararında, davacının mal bildiriminde bulunması için kendisine ihtarda bulunulmamasının işlemin iptalini gerektirdiği sonucuna varılmış ise de, ilgilisine ihtarda bulunulmasının disiplin uygulamasına ilişkin bir zorunluluk olarak değerlendirilmesini gerektirecek bir hüküm içermediği, aksine ihtara rağmen mal bildiriminde bulunmayanlar hakkında hapis cezasına hükmedileceğinin kurala bağlandığı, dolayısıyla bu durumun ilgili Kanun hükümleri kapsamında ceza kovuşturmasına ilişkin bir uygulama olduğu anlaşılmaktadır.
Ayrıca, 3628 sayılı Kanunun “Bildirimin zamanı” başlıklı 6 ncı maddesi incelendiğinde, maddenin (d) bendi haricindeki (a) ila (g) bentlerinde sayılan durumların bildirimlerin verileceği mercilerce bilinebilecek durumlar olup, anılan mercilerin (d) bendinde yer alan “mal varlığında önemli bir değişiklik olduğu” hususunu bilmeleri çoğunlukla mümkün olmadığı hususu gözönüne alındığında, Kanunun 10 uncu maddesinde belirtilen ihtarın, "mal varlığında meydana gelen değişiklikler" dışında 6 ncı maddede yer alan diğer durumlar ile 7 nci maddede belirtilen yıllar için aranması, Kanunun, "rüşvet ve yolsuzluklarla mücadele" olarak belirlenen amacına daha uygun bir değerlendirme olacaktır. Belirtilen nedenlerle, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.