Esas No
E. 2018/1605
Karar No
K. 2019/5174
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Trafik Hukuku

4. Hukuk Dairesi         2018/1605 E.  ,  2019/5174 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar ... (kendisine asaleten ...a velayeten) ve ... vekilleri Avukat ... tarafından, davalılar ... ve ... Karadeniz Bölge Dağıtım TAŞ aleyhine 01/10/2015 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 17/05/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ve davalılardan ...Karadeniz Bölge Dağıtım TAŞ vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı ...Karadeniz Bölge Dağıtım TAŞ'nin tüm temyiz itirazları reddedilmelidir.

2.Davacıların temyiz itirazlarına gelince: Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ve davalılardan ...Karadeniz Bölge Dağıtım TAŞ vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacılar, desteklerinin davalı ...'in sevk ve idaresindeki, mülkiyeti diğer davalıya ait tırda yolcu iken, dava dışı kişinin kullanımındaki park halindeki kamyona arkadan çarptığını, ...'in uyuması, ehliyetsiz oluşu, hızlı araç kullanması, baştan sona trafik kurallarına uymamasının murisin ölümünde başlıca sebep olduğunu, Aygül'ün murisin eşi olup maddi yönden desteğini kaybettiği gibi, genç yaşta dul kaldığı için manevi yönden de yıkıldığını, Gülsemin Yaren ve Yasemin Eylem'in de murisin kızları olup hem maddi hem manevi yönden en büyük desteklerini kaybettiklerini belirterek uğradıkları manevi zararın giderilmesini istemiştir.

Davalılardan ..., olayda tünel içinde park halinde olan araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunu, ölen arkadaşı ...'ın gezme maksadıyla kullandığı vasıtada bulunduğunu, yolcu olmadığını, ağır vasıta ehliyetinin geçici bir süre için geri alındığını, talep edilen miktarın çok fahiş olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Davalılardan ...Karadeniz Bölge Dağıtım TAŞ vekili, kazanın oluşumunda kamyon sürücüsü Nuri Tanrıkulu'nun asli kusurlu olduğunu, dava dilekçesinde diğer davalının davacıların murisi ...'a "Bana yardımcı olur musun, beraber ...'a yük götürelim, benim ehliyetim yok" dediği, ...'ın da bu teklifi kabul ettiğinin ifade edildiğini, ...'ın, diğer davalının ehliyeti olmadığını bilerek araca binmiş olup meydana gelen zararda büyük oranda kusuru bulunduğunu, talep edilen miktarın oldukça yüksek olduğunu, trafik kazası tespit tutanağında Nuri Tanrıkulu asli kusurlu bulunmuşken, ATK raporunda kusurun tamamının şirkete ait araca yüklendiğini, trafik kazası tespit tutanağında şirkete ait aracın 22 metre fren yaparak diğer araca çarptığının belirtildiğini ancak ATK raporunda şirket araç sürücüsünün kaza esnasında uyuduğunun ifade edildiğini, uyuyan sürücünün 22 metre fren yapmasının mümkün olmadığını, ATK raporunda şirket aracının aşırı hız yaptığından söz edildiğini ancak kazanın gerçekleştiği yerde hız sınırının 80 km olup şirket aracının kaza esnasında Arvento Araç Takip Sistemi Raporuna göre 69 km ile seyrettiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, davacıların murisi ...'ın davalı ...'e araçla yük götürürken yanında yardımcı olmak üzere bulunduğu ve davalının olayda asli kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Olay tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi (818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi) hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Davaya konu olayda; davacıların ölene yakınlığı, desteğin davalı aracında yolcu olarak bulunması, olay tarihi, olayın oluş şekli ve yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Mahkemece, daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) no'lu bentte gösterilen nedenlerle davacılar yararına BOZULMASINA, davalının tüm temyiz itirazlarının (1) no'lu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve davacılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.