21. Hukuk Dairesi
21. Hukuk Dairesi 2018/5198 E. , 2019/5295 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi
K A R A R
A)Davacı İstemi:
Davacı, 5014 gün üzerinden 01.03.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya başladığını, 701,00 TL ile başlayan aylığının son olarak 845,29 TL şeklinde ödemesi yapıldığını, kurum işleminin hatalı olduğunu ve yargı kararı ile düzeltilmesi gerektiğini, zira 1347 gün yurt dışı borçlanma, 2767 gün SSK, 900 gün Bağ-Kur olmak üzere toplam 5014 gün üzerinden yapılan hesaplama ile tahakkuk ettirilen rakamı ödediğini, Türkiye'de 1979 yılı sigorta başlangıç tarihi nin 3600 iş gününe tabi olmasına rağmen 1414 gün fazla prim ödemesi yapıldığını, mülga 506 sayılı yasanın 60 ncı maddesinin 2422 sayılı kanunla yapılan değişiklik ve eklemeyle birlikte 01.04.1981 tarihinden sonra SSK sigortalılık başlangıcının sigortalının 18 yaşını doldurduğu tarih olarak esas alındığını belirterek, fazla ödenmiş olan prim gün tutarının faiziyle birlikte iadesine, yaşlılık aylığının yasal mevzuat çerçevesinde yeniden hesaplanarak eksik ödenmiş olan aylıkların hak ediş tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiş. B)Davalı Cevabı: Davalı ... vekili davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C)İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:
İlk derece mahkemesince ; “ Mahkemece, davacının yapmış olduğu 116 günlük yurt dışı borçlanmasının 31.08.2005 tarihinden geriye gidilmek suretiyle, 1231 günlük yurt dışı borçlanmasının ise, 09.09.2011 tarihinden geriye gidilmek suretiyle intibak ettirildiğinin görüldüğünü, oysa 116 günlük borç tahakkuk cetvelinde, davacının, 02.01.1996-09.09.2002 tarihleri arasını borçlanmak istediği, 1231 günlük borç tahakkuk cetvelinde ise, 02.01.1996-31.08.2005 tarihleri arasındaki sürenin borçlanılmak istendiğinin açıkça belirtildiği, Kurumun ise borçlanılan sürenin borçlanma tahakkuk cetvelinde kayıtlı en son tarihten geriye doğru gidilerek maletme işlemini gerçekleştirdiği ..... Davacının 1347 günlük prim gün sayısının yanlış tarih aralıkları intibak edilmesi nedeniyle uyuşmazlık meydana gelmiştir. Bu nedenle 02/01/1996-29/09/1999 tarihleri arasına intibak ettirmek suretiyle yeniden hesaplama yapılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ” gerekçesiyle “Davanın KABULÜNE, Davacının, 01.03.2012 başlangıç tarihli yaşlılık aylığının düşük hesaplanma nedeninin, yurt dışı hizmet borçlanması ile elde etmiş olduğu 1347 günlük 4/1-a (SSK.) prim gün sayısının yanlış tarih aralıklarına ıtibak ettirilmesinden kaynaklandığı, Davacının, 01.03.2012 başlangıç tarihli yaşlılık aylığının, yurt dışı hizmet borçlanması ile elde etmiş olduğu 1347 günlük 4/1-a (SSK) prim gün sayısının 02.01.1996-29.09.1999 tarihleri arasına intibak ettirilmek suretiyle yeniden hesaplanması gerektiği,
Davacının, 01.03.2012 tarihi ile dava tarihi olan 15.04.2015 tarihi arasındaki fark emekli aylığı miktarı alacağının 2.578,66 TL olduğu, bu tarihler arasındaki (01.03.2012-15.04.2015) ödenmemiş fark emekli aylığı (01/03/2012-15/04/2015) alacağının tahsiline ödenmemiş fark emekli aylıklarının yasal faizi ile ödenmesi gerektiğinin tespitine,” karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu; Davalı kurum vekili istinaf dilekçesinde, aylık bağlanırken 18 yaş öncesinin esas alındığını, ancak 3600 gün için 50 yaşın gerekli olup, Kurum işleminin doğru olduğunu ileri sürmüştür. D)Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:
Bölge Adliye Mahkemesince ''Davacının her iki borçlanma dilekçesinde de ev kadınılığı süresini borçlanmak istediği, Kurumun tahakkuk cetvellerinde 02.01.1996-09.09.2002 tarihleri arasına (2408 gün) ve 02.01.1996-31.08.2005 tarihleri arasına (3480 gün) ilişkin olarak borç çıkardığı, ancak kısmi ödemelerde bulunulduğu (1231 gün ve 116 gün karşılığı), bu durumda ise sürelerin hangi tarihlere mal edileceği konusunda yasal bir düzenleme bulunmadığı belirgindir.. 06.11.2008 tarihinde yürürlüğe giren Yurt dışında Geçen Sürelerin Borçlandırılmasına ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik'in 12. maddesinin 1. fıkrasında; başvuru sahibince borçlanmak istenilen süre belirtilmişse belirtilen sürenin, belirtilmemişse belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere borçlanmak istediği gün sayısının esas alınacağı belirtilmiş, 5510 sayılı Kanun'un 41. maddesinin son fıkrasına göre ise; 01.10.2008 tarihinden sonraki sürelere ait borçlanmaların ise ilgili aya mal edileceği düzenlenmiş olup, kısmi borçlanma sonucu bedeli ödenen sürenin, Türkiye'de 1979-1993 arasında 506 sayılı Kanun kapsamında zorunlu, 2005-2011 arası isteğe bağlı sigortalılığı bulunan davacının, Almanya'da ikamet başlangıcından itibaren ileriye doğru mal edilmesi halinde, aylık tutarını olumlu etkileyecek olması ve Kurumun bu lehine durum konusunda sigortalıyı bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispatlayamamış olması nedeniyle, borçlanılan dönemin sigortalı lehine belirlenmesine ilişkin olarak mahkemenin yaklaşımı isabetli ise de;
İlgili bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunurken de davacı dava dilekçesinde belirttiği, fazla ödenmiş prim miktarının iadesini isteğini yinelemiş, bilirkişinin bununla ilgili bir görüş bildirmemesine itirazda bulunmuş olup, anılan talep hakkında hüküm kurulmamış olması isabetsizdir. Ancak hem birinci tahsis talep tarihi olan 16.11.2011 tarihinde, 02.11.1964 doğumlu davacının, 3600 prim ödeme gün sayısı ile aylık bağlanabilmesi için gerekli olan 50 yaşını doldurmamış olması, hem de aylık bağlanırken değerlendirmiş bulunan primlerin iadesinin mümkün bulunmadığı gözetildiğinde bu talebinin kabul edilebilir olmadığı da dikkate alınarak reddi gerekmektedir. Ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b.2 bendi uyarınca kaldırılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.” gerekçesiyle “ 1-Davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca KABULÜNE,
2.... 25. İş Mahkemesinin 15.11.2017 gün ve 2016/ 665 E. - 2017/ 375 K. sayılı hükmün KALDIRILMASINA, yerine,
3.Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
4.Davacının, 01.03.2012 başlangıç tarihli yaşlılık aylığının, yurt dışı hizmet borçlanması ile elde etmiş olduğu 1347 günlük 4/1-a (SSK) prim gün sayısının 02.01.1996-29.09.1999 tarihleri arasına intibak ettirilmek suretiyle yeniden hesaplanması gerektiğine,
5.Davacının, 01.03.2012 tarihi ile dava tarihi olan 15.04.2015 tarihi arasındaki fark emekli aylığı miktarı alacağının 2.578,66 TL olduğu, bu tarihler arasındaki (01.03.2012-15.04.2015) ödenmemiş fark emekli aylığı (01/03/2012-15/04/2015) alacağının tahsiline ödenmemiş fark emekli aylıklarının yasal faizi ile ödenmesi gerektiğinin tespitine, fazla istemin REDDİNE, ” karar verilmiştir. E)Temyiz:
Davalı Kurum vekili “Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır.Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür.Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir. ” gerekçeleriyle temyiz yoluna başvurmuştur F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dava, 1347 gün yurt dışı borçlanma, 2767 gün SSK, 900 gün Bağ-Kur olmak üzere toplam 5014 gün üzerinden bağlanan yaşlılık aylığı hesabında, fazla ödenmiş olan prim gün tutarının faiziyle birlikte iadesi, yaşlılık aylığının yasal mevzuat çerçevesinde yeniden hesaplanarak eksik ödenmiş olan aylıkların hak ediş tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemine ilişkindir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 02.11.1964 doğumlu davacının 18 yaşını, 02.11.1982 tarihinde doldurduğu, 21.02.2012 günlü yaşlılık aylığı bağlanma talebine istinaden, 01.03.2012 tarihinden başlamak üzere, 506 sayılı yasanın geçici 81/A maddesi kapsamında 01.03.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının,; "01.09.2005-30.09.2008" tarihleri 1110 gün, 506 sayılı yasa kapsamındaisteğe bağlı sigortalılık süresi olduğu, "01.10.2008-31.03.2011" tarihleri arasında toplam 900 gün Bağ-Kur (4/1-b) isteğe bağlı sigortalılık süresi olduğu, davacının, 506 sayılı yasa kapsamındaki zorunlu prim gün sayısının; 1979 yılında 257 gün, 1980 yılında 90 gün, 1982 yılında 60 gün, 1983 yılında 160 gün, 1985 yılında 205 gün, 1988 yılında 15 gün, 1989 yılında 39 gün, 1991 yılında 240 gün, 1992 yılında 360 gün, 1993 yılında 217 gün, 17.09.2011-30.09.2011 tarihleri arasında olmak üzere, toplam 1657 gün olduğu, davacıya ait "yaşlılık sigortası tahsise esas bilgiler" tablosunda: Davacının yapmış olduğu 116 günlük yurt dışı borçlanmasının 31.08.2005 tarihinden geriye gidilmek suretiyle intibak ettirildiği, 1231 günlük yurt dışı borçlanmasının ise, 09.09.2011 tarihinden geriye gidilmek suretiyle intibak ettirildiği, Kurumun kendi iç talimatları/genelgeleri gereği; borçlanma talep dilekçesinde talep edilen süre ve gün sayısı borçlandırılmasına rağmen, tahakkuk edilen borç miktarının bir kısmının ödenmesi halinde borçlanılan sürenin borçlanma tahakkuk cetvelinde kayıtlı en son tarihten geriye doğru gidilerek tespit edildiği, Davacı için de, borçlanmak istenen devre değil, kısmi ödeme yapıldığı için borç tahakkuk cetvelinde kayıtlı en son tarihten geriye doğru gidilerek tespit edilen dönemin borçlandırıldığı, anlaşılmıştır. Davanın yasal dayanağı olan 3201 sayılı Yasa’nın, 17/04/2008 tarih ve 5754 sayılı Yasa’nın 79. maddesi ile değişik “Süre tespiti ve sigortalılığın başlangıcı” başlıklı 5. maddesi ile “Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır. Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür. Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir.”
Yurtdışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde; Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir” hükmünü içermekte olup; Yasa’nın anılan açık hükmü karşısında, 3201 sayılı Yasa kapsamında yapılan yurtdışı hizmet borçlanmalarında esas alınan yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin, ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenmesi gerekir.
Öte yandan, borçlanma cetvelindeki süreye ait borçlanma bedelinin ihtirazi kayıt konularak ödenmiş olması da sonuca etkili olmayacaktır. Borçlanma bedeli ihtirazi kayıt konularak ödense dahi kısmi ödeme hâlinde 3201 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru gidilerek mal edilecek tarihler tespit edilecektir. (Hukuk Genel Kurulu’nun 12/12/2018 gün ve 2018/21-995 Esas ve 2018/1901 Karar sayılı kararı ) 06/10/2008 tarih ve 27046 sayılı Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin “Borçlandırılan Sürelerin Değerlendirilmesi ve Sigortalılığın Başlangıcı” başlıklı 12 maddesinde ise ; (1) Başvuru sahibince borçlanmak istenilen süre belirtilmişse belirtilen süre, belirtilmemiş ise ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere borçlanmak istediği gün sayısı esas alınır. Bu tespitte bir yıl 360 gün, bir ay 30 gün olarak hesaplanır. (2) Yurtdışında hizmet borçlanmasına dair sürelerin 5510 sayılı Kanun kapsamında hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde söz konusu süreler, başvuru sahiplerinin Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa 5510 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir. (3) Türkiye’de sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları veya hizmetlerine eklenir. (4) Aylığa hak kazanmak için 5510 sayılı Kanunun 38 inci maddesinin üçüncü fıkrasında tanımlanan anlamda belli bir sigortalılık süresi şartının yerine getirilip getirilmediğinin tespitinde geçerli olmak üzere;
a)Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür.
b)Türkiye’de sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan başvuru sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten, sigortalı ölmüş ise ölüm tarihinden, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülmek suretiyle tespit edilir. Birden fazla yurtdışı hizmet borçlanması yapılması durumunda da sigortalılık süresi başlangıcı, borcun en son ödendiği tarihten, borçlanılan toplam gün sayısı kadar geriye götürülerek belirlenir. (5) Sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülkelerdeki hizmetlerini borçlananların, sözleşme yapılan ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak dikkate alınmaz” hükümleri düzenlenmiştir.
Somut olayda, davanın yasal dayanağını oluşturan 3201 sayılı Yasa'nın 5. maddesi ve 06/10/2008 tarih ve 27046 sayılı Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 12. maddesi hükümlerine göre borçlanılan sürelerin sigortalının iradesine bırakılamayacağının belirgin olması, borçlanma bedelinin ihtirazi kayıt konularak ödenmiş olmasının dahi sonuca etkili olmaması karşısında Kurum tarafından gerçekleştirilen borçlanma tahakkuk işlemi yasal ve yerinde olup Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır. G)SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nun 373/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19/09/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.