12. Hukuk Dairesi
12. Hukuk Dairesi 2013/20085 E. , 2013/29955 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul 20. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 12/04/2013
NUMARASI : 2013/197-2013/329
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı vekili tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe başlandığı örnek 10 nolu ödeme emri tebliği üzerine borçlunun icra mahkemesine yaptığı itirazında, takip dayanağı bonodaki imzanın şirketi temsilen atıldığını ve müvekkilinin borçtan şahsen sorumlu tutulamayacağını, ayrıca BK.nun 584 uyarınca eşin rızası olmadığından avalin geçersiz olduğunu ileri sürerek takibin iptalini istediği anlaşılmıştır. Başvuru, bu hali ile,
İİK.nun 168/5.maddesi kapsamında olup, aynı Kanunun 169.maddesi uyarınca borca itiraz niteliğindedir.
Borca itirazın incelenmesi yöntemini düzenleyen İİK.nun 169/a maddesi uyarınca “İcra mahkemesi hakimi, itiraz sebeplerinin tahkiki için iki tarafı en geç otuz gün içinde duruşmaya çağırır. Hakim, duruşma sonucunda borcun olmadığının veya itfa veya imhal edildiğinin resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispatı halinde itirazı kabul eder.” Borca itirazda duruşma açılmaksızın evrak üzerinde karar verilmesi isabetsizdir.
Öte yandan, takibe konu çekin incelenmesinde; Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre düzenlenmiş olup, kambiyo vasfını taşıdığı, borçlunun aval veren olduğu görülmektedir. 6102 Sayılı T.T.K.nun 702 (6762 Sayılı TTK.nun 614).maddesi hükmüne göre, avalist kimin için taahhüt altına girmiş ise tıpkı onun gibi sorumludur. Türk Ticaret Kanunu'nda taahhüt altına girmek için eşin rızası koşulu düzenlenmemiştir. Kıymetli evraklar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3. (6762 Sayılı TTK.nun 3.) maddesine göre ticari iş sayıldıklarından, Türk Ticaret Kanunu hükümleri karşısında genel hüküm sayılan Borçlar Kanunu 584. maddesinin somut olayda uygulama yeri yoktur. O halde, mahkemece duruşma açılıp, taraf teşkili yapıldıktan ve delilleri toplandıktan sonra borçlunun borca itirazı hakkında bir karar verilmesi gerekirken evrak üzerinde eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.