Aramaya Dön

(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2012/11652
Karar No
K. 2012/14145
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi         2012/11652 E.  ,  2012/14145 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Ortaklığın giderilmesi

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar, davalılardan ... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA ve taşınmaz malın satış bedelinden payına düşecek paranın %09.9 oranında hesaplanacak onama harcından peşin alınan 21.15.-TL’nın mahsubu ile bakiyesinin temyiz edenden alınmasına, 01.11.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI :

Dava, tarafların miras bırakanı ... adına kayıtlı 20 adet bağımsız bölüm ve 3 parça arsa niteliğinde olmak üzere toplam 23 adet taşınmazlardaki ve muris ... adına kayıtlı bir adet bahçe niteliğinde olan taşınmazdaki ortaklığın mümkünse aynen, değilse satış yoluyla giderilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece, taşınmazların satılarak ortaklığın giderilmesine karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından taşınmazlar aynen taksim edilmesi gerekirken, satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verilmesinin yasaya aykırı olması nedeniyle temyiz edilmiştir.

Uyuşmazlık, muristen kalan taşınmazların mirasçılar arasında, her bir mirasçıya ayrı bir taşınmaz verilmek suretiyle aynen taksimin mümkün olup olmadığı noktasındadır.

Dairemizin bu güne kadar oluşan içtihadı, taşınmazların her birinin ayrı ayrı değerlendirilerek aynen taksiminin mümkün olup olmadığının araştırılması gerekeceği yolundadır. Bu içtihat, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin konuyu düzenleme biçiminden kaynaklanmıştır. Elbirliği mülkiyetinin sona ermesini düzenleyen 631. maddenin 2. cümlesinde aksine hüküm bulunmadıkça, paylaştırmanın paylı mülkiyet hükümlerine göre yapılacağı hükmü öngörülmüş olmasına karşın, paylaşmanın nasıl yapılacağını düzenleyen 583. maddede, aynen taksim konusunda açık bir hüküm içermediğinden paylı mülkiyetteki taksimin nasıl yapılacağını düzenleyen 628. maddesi hükmü gözetilmekteydi.

Oysa, dava tarihinde yürürlükte bulunan 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 642. maddesiyle, paylaşmayı isteme hakkı yeniden düzenlenmiştir. Anılan maddenin 2.fıkrasında, her bir mirasçının terekedeki belirli malların aynen, olanak yoksa satış yolu ile paylaştırılmasına karar verilmesinin sulh mahkemesinden isteyebileceği hükmü öngörülmüştür. Buna göre hakim, terekenin tamamını ve terekedeki malların her birini gözönünde tutarak olanak varsa taşınmazlardan herbirinin tamamının paylaştırmayı yapması, mirasçılara verilen değerler arasında fark varsa, para ödenmesi yoluyla denkleştirmeyi sağlaması gerekir.

Kanun koyucu kanunun uygulanmasıyla ilgili her türlü tereddüdü gidermek amacıyla anılan fıkranın gerekçesini açıklamıştır. Bu gerekçede; "ikinci fıkrada mirasçılardan her birine, tereke mallarının tamamının ya da bir kısmının paylaştırılmasını isteme yetkisi tanınmıştır. Böylece paylaşmanın kısmen dahi yapılabilmesi olanak sağlanmış olmaktadır. Bu tür bir istem karşısında, öncelikle aynen paylaşmanın, buna olanak bulunmaması durumunda ise, paylaşmanın satış yoluyla gerçekleştirileceği hükmü tekrarlanmıştır.

Uygulamada, terekede yer alan değerler (taşınmazlar) tek tek ele alınmakta ve mirasçılar arasında bu değerin, taşınmazın aynen paylaşılması mümkün olup olmadığı araştırılmaktadır. Böylelikle bu parçaların tek başına paylaşılması mümkün görülmemektedir. Özellikle taşınmazla ilgili olarak getirilen emredici hükümler (arazilerde beş dönümden küçük bölünmelere imkan tanınmaması, arsalarda imar kurallarındaki özel hükümler sebebiyle) aynen paylaşmayı mümkün kılmamaktadır. Bu da taşınmazdaki ortaklığın satış yoluyla giderilmesi sonucunu doğurmaktadır. Böylelikle taşınmazlar el değiştirmekte ve tarımsal amaçlı taşınmazlar üçüncü kişilerin eline geçmekte, mirasçılar miras bırakanın terekesinden uzaklaştırılmakta ve aile mal varlığı el değiştirmektedir.

Bu nedenle, hakime, istem halinde terekenin tamamının aynen parçalara bölerek paylaştırılmasına karar verebilme imkanı getirilmiştir. Hakim, paylaşma istemiyle karşılaştığında terekede yer alan parçalara dikkate alarak bu parçaları, özellikle taşınmazları, mirasçılar arasında aynen bölerek paylaştıracaktır. Eğer bölünen parçaların değerleri birbirine denk değilse, eksik değerdeki parçaya para ekleyerek denkleştirme sağlayacaktır. Bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda, terekede yer alan parçaların mirasçılar arasında yukarıdaki esaslar dairesinde aynen paylaştırılması mümkün görünmüyorsa, terekenin satımına gidilebilecektir." denilmek suretiyle, uygulamaya ışık tutulmuştur.

Kanunun gerekçesinin, kanun koyucunun amacını ortaya koyduğu ve kanunun amacına uygun olarak uygulanmasını kolaylaştırdığı herkesçe kabul edilen bir husustur. Bir kanun maddesinin, maddenin lafzına ve ruhuna uygun yorumlanması gerektiği, Türk Medeni Kanununun 1. maddesinde; kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır denmek suretiyle açıklanmıştır.

Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.04.2011 tarih ve 2011/6-55 Esas, 2011/222 Karar sayılı içtihadında; "kanun koyucunun bu hükmü getirmekteki amacının, öncelikle aynen taksim isteyen mirasçılar arasındaki paylaşma konusundaki ihtilafın, en uygun biçimde çözümlenmesi ve taşınmazların değerleri arasında fark bulunması halinde, gereğinde fark para ödetmek yoluyla, denkleştirmenin sağlanmasıdır. Ayrıca payların özgülenmesinde mirasçıların anlaşması asıl olup, anlaşamazlarsa kura çekilecektir. Bu yolla aynen taksimi gerçekleştirme olanağı olan mahkemenin, mallar üzerinde ortaklığı ve uyuşmazlığı sürdürecek, sonuçta mirasçıları satışa zorlayacak bir yöntemi benimsemesi olanaklı olmadığı gibi, açıklanan yasal düzenlemelere de aykırı olacaktır. Mahkemece, iki taşınmazın her birini birer mirasçıya vermek suretiyle paylaşım yapması ve buna ilişkin kararda direnmesi yerindedir." denmek suretiyle anılan kanun maddesinin ne şekilde uygulanacağı yönündeki kuşkuları gidermiş bulunmaktadır.

Anılan nedenlerle; az yukarıda açıklanan kanun maddeleri ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu içtihadı gözetilerek, davaya konu taşınmazların gerektiğinde denkleştirme yapılarak, (ivaz ilavesi suretiyle) mirasçılar arasında miras payları da gözetilerek, aynen taksiminin mümkün olup olmadığının usulünce araştırılmak suretiyle, sonucu dairesinde karar verilmesi gerekmekte iken, aksine düşüncelerle satışa karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, mahkeme kararının bozulması gerekirken, onanmasına dair sayın çoğunluğun değerli görüşüne katılmıyoruz. 01/11/2012

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.