5. Hukuk Dairesi
5. Hukuk Dairesi 2012/3598 E. , 2012/9681 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Makemesi
Taraflar arasındaki imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen karşılığın artırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davacı vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: - K A R A R – Dava, imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen karşılığın arttırılması istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının 4650 sayılı Yasa ile değişik 2942 Sayılı Yasa gereğince bedele itiraz davası açma hakkı olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyada yapılan incelemede; davacının pay sahibi olduğu taşınmazın, davalı Belediye Başkanlığınca imar uygulaması sonucu şuyulandırıldığı ve davacının payına bedel taktir edildiği ve yapılan şuyulandırma işleminin noter aracılığı ile davacıya 4650 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 05.05.2001 tarihinden sonra tebliğe çıkartıldığı anlaşılmıştır. İmar uygulaması sonucu bedele dönüştürme davalarında bedel takdirleri ve bu bedellere itiraz şekillerinin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre yapılacağı belirlenmiştir. Ancak; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, 05.05.2001 tarihi itibariyle 4650 sayılı Kanunla değiştirilirken, mal sahibinin dava açma hakkı kaldırılmış ise de, bedele dönüştürme davaları nev'i şahsına münhasır davalardan olup malike dava hakkının verilmemesi halinde idarenin veya lehine işlem yapılan kişinin dava açması söz konusu olamayacağından, taşınmazı bedele dönüştürülen davacıya dava hakkı verilmelidir. Dairemiz bu görüşüyle 4650 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren kararlılıkla bu yönde uygulama yapmaktadır.
Diğer taraftan, imar uygulaması yapan belediyeye 4650 sayılı Kanuna göre dava açma yükümlülüğü getirilirken, değişiklik öncesi noter tebligatından sonra 30 günlük sürede dava açma durumu da ortadan kalkmış olduğundan, 05.05.2001 tarihinden sonra bedele dönüştürme davalarına da hak düşürücü sürenin uygulanması söz konusu değildir. Bu durumda, davacının davası kabul edilerek mahallinde inceleme yapılıp bilirkişi kurulu raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesi, Doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U....nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve peşin alınan temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 14.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.