8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2019/5653 E. , 2019/10625 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : El Atmanın Önlenmesi Ve Kal
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 1396 parsel sayılı taşınmazın müvekkiline ait olduğunu, davalının dava konusu taşınmazda bulunan 11 adet zeytin, 20 adet nar, 1 adet söğüt, 4 adet dut ağacını kestiğini ve duvar çektiğini belirterek, davalının el atmasının önlenmesini ve duvarın kalini talep etmiştir. Davalı, dava konusu taşınmaza el atması olmadığını, dava konusu yerde Ayran Belediyesi tarafından kanalizasyon çalışması yapılırken sökülen ağaçlar konusunda davalının sorumlu olmadığını, ölçüm hatasından kaynaklanan bir taşma var ise de taşkın inşaat hükümlerinin uygulanması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalının komşu çaplı taşınmaz maliki olmadığı görülerek davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, el atmanın önlenmesi ve kal isteğine ilişkindir. Dosyanın incelenmesinde, dava konusu taşınmaz başında 29.04.2015 tarihinde keşif yapılmış olduğu, keşifte tanık ve mahalli bilirkişi beyanına başvurulmadığı, 07.05.2015 ve 05.11.2013 tarihli bilirkişi raporlarında özetle, (A) harfi ile gösterilen 74,93 m2 yüzölçümlü bölümün komşu 440 parsel sayılı taşınmaza katılmak suretiyle ve (B) harfi ile gösterilen 70,23 m2 yözölçümlü bölümün komşu 1397 parsel sayılı taşınmaza katılmak suretiyle tecavüzlü olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Mülkiyet hakkı, gerek Anayasa ve yasalarla gerekse, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır. Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur. Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683. maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür. Buna göre; davacı, el atmanın önlenmesi ve kal talebini, malını haksız olarak elinde bulunduran herkese yöneltebileceğinden, mahkemenin davanın komşu taşınmaz malikine yöneltilmesi gerektiği yönündeki kabulü doğru değildir. O halde; Mahkemece iddia ve savunma çerçevesinde tarafların delilleri toplanarak yargılama yapılması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddedilmiş olması yanlıştır.