12. Hukuk Dairesi
12. Hukuk Dairesi 2013/20143 E. , 2013/28667 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 18/04/2013
NUMARASI : 2012/1135-2013/345
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından borçlu hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine başlandığı, borçlunun imzaya itirazı üzerine alınan bilirkişi raporuna göre imzaların ıslak imza olmayıp fotokopi makinesiyle başka yerden ilave edildiğinin bildirilmesi üzerine mahkemece itirazın kabulüyle birlikte alacaklı aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedildiği görülmektedir.
Takibe konu bonoların tanzim tarihi itibariyle uygulanması gereken 6762 Sayılı TTK.nun 688/7.maddesine göre takip konusu belgenin kambiyo vasfını taşıması için "senedi tanzim edenin imzasını;" ihtiva etmesi zorunludur. Anılan maddede sorumluluk için sadece imzadan sözedilmiş, birden fazla imzanın bulunması koşul olarak öngörülmemiştir (6102 sayılı yeni TTK'nun 776/g maddesi). 818 Sayılı BK. nun 14. maddesine göre ise, imza, üzerine borç alan kimsenin el yazısı olmak lazımdır (6098 sayılı yeni BK'nun 15.maddesi). El yazısı ile atılacak imzanın şekli konusunda yasada hüküm bulunmamaktadır. Kişi, kendisine özgü belli karakterleri içeren sembolleri belirterek imza atabileceği gibi, ad ve soyadını bizzat el yazısı ile yazmak suretiyle de imza atabilir. Ancak borçlu, ad ve soyadını yazarken imza atmayı amaç edinmelidir.
Somut olayda; takibe konu senetlerdeki imzalar itiraz eden keşidecinin elinden çıkmış ıslak imza bulunmaması nedeniyle yukarıda açıklanan imza unsurunu içermeyen bonolar, kambiyo senedi vasfını taşımamaktadır. Bu durumda mahkemece İİK.nun 170/a-2. maddesi gereğince istemin kabulü ile takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, itirazın kabulü yönünde hüküm tesisi doğru değil ise de; karar alacaklı tarafından temyiz edildiğinden aleyhe bozma yasağı ilkesi gereğince bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Ancak İİK.nun 170/a. maddesinde öngörülmediği halde alacaklı aleyhine tazminata ve para cezasına hükmedilmesi doğru olmadığından kararın bu nedenle bozulması gerekmekte ise de; anılan yanlışın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.