12. Hukuk Dairesi
12. Hukuk Dairesi 2013/19222 E. , 2013/28743 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bakırköy 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 07/03/2013
NUMARASI : 2012/1320-2013/284
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/l-g maddesi uyarınca, davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması dava şartlarından olup, aynı Kanunun 115.maddesinin 1. fıkrasında bu koşulun mevcut olup olmadığını mahkemenin kendiliğinden araştıracağı, ikinci fıkrasında bu şartın noksanlığı tespit edilirse davanın usulden reddine karar verileceği öngörülmüştür. HMK'nun "Harç ve Avans Ödenmesi" başlıklı 120. maddesinin birinci fıkrasında da harç ve avansların bakanlıkça saptanacağı, dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacağı, avansın yeterli olmadığının anlaşılması durumunda davacıya iki haftalık kesin süre verileceği düzenlenmiştir. "Delil ikamesi için avans" başlıklı HMK'nun 324. maddesinin birinci fıkrasında; "Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin sürede yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler" hükmü düzenlendikten sonra ikinci fıkrasında; tarafların bu yükümlülüğü yerine getirmemeleri halinde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılacakları öngörülmüştür. Görüldüğü üzere HMK'nun 324. maddesinde düzenlenen delil ikamesi avansı,
HMK'nun 114. maddesinin "g" bendinde belirtilen gider avansından hüküm ve sonuçları itibariyle farklı olup, dava şartı niteliğinde değildir.
Somut olayda, davacı alacaklı vekilinin de hazır bulunduğu 07.02.2013 tarihli celsede, mahkemece; "Dosyanın seçilecek bilirkişiye verilerek takip dayanağı senedin bono niteliğinde olmadığı da gözönünde tutularak, işlemiş faizin hesaplanmasının istenilmesine, 250 TL bilirkişi ücretini yatırmak üzere davacı vekiline 2 hafta süre verilmesine" karar verildiği, ancak 2 haftalık sürede gider avansı yatırılmadığı, HMK'daki bütün sürelerin de kesin olduğu gerekçesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115/2. maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verildiği görülmektedir.
Mahkemece 07.02.2013 tarihli duruşma tutanağında karar altına alınan ve alacaklıdan 2 haftalık sürede yatırması istenilen 250,00 TL avans, gider avansı olmayıp delil avansı niteliğinde olduğundan, anılan bilirkişi ücretinin verilen sürede yatırılmaması halinde davanın usulden reddine karar verilemez.
Diğer yandan, 6100 Sayılı HMK'nun 94-(1) maddesinde; "Kanunun belirlediği süreler kesindir", aynı maddenin 2.fıkrasında da; "Hakim, sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi halde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez" hükümleri yer almaktadır. "Delil ikamesi için avans" başlıklı HMK'nun 324. maddesinde ise, belirlenen avansın (mahkemece) verilen kesin sürede ödenmesi gerektiği belirtilmiş olup, bu maddede kanunun belirlediği bir süre bulunmamaktadır. Bu durumda kesin olduğu belirtilmeksizin verilen sürenin,
HMK'nun 94. maddesi kapsamında kesin olduğundan bahsedilemez. 6100 Sayılı HMK'nun 94. maddesi uyarınca; kesin süreye ilişkin ara kararının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması, taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması zorunludur. Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Somut olayda, delil avansının yatırılması için verilen sürenin kesin olduğu belirtilmediği gibi, yerine getirilmediği takdirde oluşacak sonuçları hakkında da ihtarat yapılmadığı görülmektedir. O halde mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde, bilirkişi giderini yatırması için alacaklıya usulüne uygun kesin süre verilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.