2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2019/7461 E. , 2019/11947 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVACI-DAVALI : ...
DAVALI-DAVACI : ...
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından; her iki dava ve fer'ileri yönünden, davalı-karşı davacı kadın tarafından ise; tazminat ve nafaka miktarları yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Dosyadaki yazılara, bozmaya uygun işlem ve araştırma yapılmış olmasına, delillerin takdirinde bir yanlışlık bulunmamasına göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2.Mahkemece verilen ilk hükümde erkek tarafından açılan davanın reddi, kadın tarafından açılan davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve davalı-karşı davacı kadın lehine 15.000 TL maddi, 15.000 TL manevi tazminat ile aylık 200 TL tedbir, aylık 300 TL yoksulluk nafakasına, çocuk lehine aylık 150 TL tedbir ve aylık 250 TL iştirak nafakasına hükmedilmiştir. Bu hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından temyiz edilmiştir. Bozma sonrası verilen ikinci kararda ise kadın lehine aylık 400 TL yoksulluk nafakasına ve çocuk lehine aylık 450 TL iştirak nafakasına hükmedilmiştir. İlk hükümde hükmedilen yoksulluk ve iştirak nafakası kadın tarafından temyiz edilmemiş, ilk hükümdeki nafaka miktarları yönünden erkek yararına usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bu sebeple bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda usuli kazanılmış hakka aykırı şekilde erkek aleyhine aylık 400 TL yoksulluk ve aylık 450 TL iştirak nafakasına hükmedilmesi doğru bulunmamış, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
3.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davalı-karşı davacı kadın yararına takdir edilen maddi tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi tazminat(TMK m. 174/1) takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.